YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/16452
KARAR NO : 2021/9315
KARAR TARİHİ : 29.11.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava; 6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece hükmüne uyulan Yargıtay(Kapatılan) 17.Hukuk Dairesi’nin 31/03/2016 tarih, 2014/13886 Esas ve 2016/4064 Karar sayılı bozma ilamında; “bilirkişi raporunda borçlu şirketin tasarruf tarihi itibariyle 182.000,00 TL tutarında aktif malvarlığı bulunduğu bildirilmekle birlikte fiilen olmadığı düşünülen kalemlerin elimine edilmesi neticesinde tasarruf tarihinde özvarlık değerinin 59.317,18 TL olduğunun da bildirildiği, borçlunun aktif malvarlğının vergi borcunu karşılamaya yetmediğinin anlaşıldığı belirtilerek, mahkemece işin esasına girilerek, borçlu ve diğer davalı … arasındaki tasarrufun iptale tabi olup olmadığı araştırıldıktan sonra tasarruf tarihi olan 12/11/2010 tarihine kadar davacı alacağının (tasarruf tarihine kadar olan vergi borcunun) tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada toplanan delillere göre; davalı … adına düzenlenmiş ödeme emri ve bunların davalıya tebliği konusunda somut bir delilin mevcut olmadığı, bunun yanında şirket adına gerçekleşen yeniden yapılandırma başvurusunun da kabul edilerek takvime bağlandığı ve ödemelerin devam ettiğinin anlaşıldığı, buna göre dava tarihinden önce davalı … hakkında kesinleşmiş bir ödeme emri mevcut olmayıp, ödemeden kaçınma ve aciz durumu da ortaya çıkmadığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6183 Sayılı AATUHK’nun 4108 sayılı Yasanın 11. maddesiyle değişen mükerrer 35. maddesinde “tüzel kişilerle, küçüklerin ve kısıtlıların …. mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının kanuni temsilcinin şahsi malvarlıklarından tahsil edileceği”,213 sayılı Vergi Usul Kanunun 3505 sayılı Yasanın 2.maddesiyle değişik 10/2 maddesinde de “tüzel kişiler ile küçüklerin …vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği,bu ödevlerini yerine getirmemeleri halinde tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödemeleri yerine getirmeyenlerin malvarlıklarından alınacağı” hükmüne yer verilmiştir.
Bu tür davaların dinlenme koşullarından biri, kesinleşen kamu veya kurum alacağı için tahsil idaresince yapılan icra takibinin kesinleşmiş olmasıdır.
Somut olayda Mahkemece belirtilen gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Dosya içindeki belgelerden davacı idare tarafından dava dışı … Özel Eğt.Öğr.Hiz.Ltd.Şti.’nin kanuni temsilcisi olan davalı … hakkında 14/12/2010 tarihli ödeme emirlerinin düzenlendiği, ödeme emirlerinin 20/12/2010 tarihinde davalı …’e bizzat tebliğ edildiği, dolayısıyla davalı borçlu hakkındaki takibin (dava dışı vergi borçlusu şirketin kanuni temsilcisi olarak) kesinleştiği anlaşılmıştır. Ayrıca mahkemece; şirket adına gerçekleşen yeniden yapılandırma başvurusunun da kabul edilerek takvime bağlandığı ve ödemelerin devam ettiğinin anlaşıldığı belirtilmişse de; sözü edilen yasa uygulamasında, yapılandırmanın, davacı tarafça açılmış tasarrufun iptali davalarını durduracağı ya da ertelemesini sağlayacağı yolunda bir hüküm bulunmamaktadır. Bu durumda yapılandırma gereğince davalı borçlunun ödeme yapıp yapmayacağının belirli olmaması karşısında davaya devam edilerek Yargıtay(Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 31/03/2016 tarih, 2014/13886 Esas ve 2016/4064 Karar sayılı bozma ilamına göre dava konusu tasarrufların 6183 Sayılı AATUHK’nun 24,27,28,29,30 maddeler gereğince iptale tabi olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 29/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.