Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/16559 E. 2021/4589 K. 14.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/16559
KARAR NO : 2021/4589
KARAR TARİHİ : 14.09.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili, birleşen davalı … Sigorta A.Ş vekili ve birleşen davalı … Tek. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Asıl ve birleşen davada davacılar vekili; davalıların sürücüsü, maliki, işleteni ve trafik sigortacısı olduğu aracın, davacıların murisinin sürücüsü olduğu araca çarpması neticesinde gerçekleşen vefat nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla her bir davacı için 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 75.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talpe tmiş ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini Semra için 89.072,62 TL, Şerif Rıza için 55.809,91 TL’ye yükseltmiştir.
Davalılar vekilleri davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma,toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile ; davacı … için 89.072,62 TL ve davacı … … için 55.809,91 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihi olan 26/08/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …, birleşen dosyada davalı … Teknolojileri A.Ş. ve birleşen dosyada davalı Libert Sigorta A.Ş.’den (davalı Libert Sigorta A.Ş. yönünden poliçe limiti ile sorumlu olarak ve birleşen davada dava tarihi olan 01/11/2013 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte) müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı … için 15.000,00 TL ve davacı … … için 15.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 26/08/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … ve birleşen dosyada davalı … Teknolojileri A.Ş.’den müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı Kemal Tepretoğulları Oto A.Ş. aleyhinde açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili, birleşen davalı … Sigorta A.Ş vekili ve birleşen davalı … Tek. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde,dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre birleşen davalı … Sigorta A.Ş vekilinin aşağıdaki (2),(3),(4) nolu bentler dışıda kalan sair temyiz itirazları ile birleşen davalı … Tek. A.Ş. vekilinin aşağıdaki (2) nolu bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Anayasanın 141. maddesinde, mahkeme kararlarının gerekçeli olarak yazılması öngörülmüş bulunduğu gibi, HUMK.nun 388/3. maddesinde de verilen hükümde, iddia ve savunma yönünden toplanan deliller, delillerin tartışması, varılan sonuçla ilgili hukuki nedenler, taraflara yüklenen borç ve sağlanan hakların kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça yazılması gerektiği belirtilmiştir. HUMK.nun 74. maddesine göre Kanunu Medeni ile muayyen hükümler mahfuz olmak üzere hakim her iki tarafın iddia ve müdafaalariyle mukayyet olup ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Mahkemece davacılar tarafından açılan davalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunması nedeniyle birleştirilmesine karar verilmiş ve buna göre hüküm kurulmuş ise de birleştirilen davalar bağımsızlıklarını koruyacağından her davada talepler ayrı ayrı değerlendirilerek hüküm kurulması gerekir. Asıl ve birleştirilen davalar hakkında tek hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
3-T.C. Anayasası’nın 36/1 maddesinde “Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” düzenlemesine; 6100 Sayılı HMK’nun 27. maddesinde “Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını içerir” düzenlemesine yer verilmiştir.
Bir davanın görülmesi için taraf teşkilinin sağlanması esas olup, hakimin bu hususu re’sen gözetmesi gerekir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırabilmesi, öncelikle tarafların yargılamanın aşamalarından haberdar edilmesi ile mümkündür.
Adil yargılanma hakkının kapsamında yer alan savunma haklarının etkin biçimde kullanılmasını teminen konulan yasal düzenlemelerden biri de, davada esaslı işlem olan bilirkişi raporlarının taraflara tebliğine ilişkin düzenlemedir. 6100 sayılı HMK’nun 280/1 maddesi “Bilirkişi, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye verir; verildiği tarih rapora yazılır ve duruşma gününden önce birer örneği taraflara tebliğ edilir” hükmünü amirdir. Anılan tüm bu yasal düzenlemelerde, davada taraf olanların haklarının korunması amaçlanmış olup tarafların yargılama süreçlerine etkin katılımının sağlanması ise, mahkemece yapılan tüm tebligatların usulüne uygun olması ile sağlanabilecektir.
Yine HMK 186. maddesine göre, mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir. Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir.
Dosyanın incelemesinde; mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporları ile davacılar vekilinin ıslah dilekçesinin birleşen davalı … Sigorta A.Ş.’ye tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporları ile davacılar vekilinin ıslah dilekçesinin birleşen davalı … Sigorta A.Ş.’ye usule uygun tebliği ile savunma hakkı sağlanarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken usul hatası ile yazılı şekilde verilen kararın bozulması gerekmiştir.
4- Birleşen davalı … Sigorta A.Ş. vekili; davacı tarafa kaza nedeniyle davadan önce 09.11.2010 tarihinde 44.101,20 TL ödeme yapıldığı belirtilerek ödeme dekontu sunmuştur. Ancak hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda ödemenin güncellenmemiş hali ile davacı eşe yapılan ödemeden düşülerek hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. Denetime elverişli olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınması eksik incelemedir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemece, birleşen davalı … Sigorta …nin yaptığı ödemenin hangi davacı için ne miktarda olduğu tespiti ile ödemenin güncellenmiş değerinin hesaplanan tazminat miktarından mahsubu için aktüer bilirkişi raporu alınıp usuli kazanılmış haklar gözetilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.
5- Bozma sebep ve şekline göre birleşen davalı … Sigorta A.Ş vekilinin davacı … Uraz yönünden düzenlenen hesap raporuna ve yargılama giderlerine ilişkin sair temyiz itirazları ile birleşen davalı … Tek. A.Ş. vekilinin yargılama giderlerine ilişkin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
6- Davacı vekilinin temyiz itirazının incelenmesinde;
6098 sayılı TBK.’nın md. 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, davacılar için takdir olunan manevi tazminatların bir miktar az olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle birleşen davalı … Sigorta A.Ş vekili ve birleşen davalı … Tek. A.Ş. vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle birleşen davalı … Sigorta A.Ş vekili ../…
ve birleşen davalı … Tek. A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının; (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle birleşen davalı … Sigorta A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının; (6) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle birleşen davalı … Sigorta A.Ş vekilinin davacı … Uraz yönünden düzenlenen hesap raporuna ve yargılama giderlerine ilişkin sair temyiz itirazları ile birleşen davalı … Tek. A.Ş. Vekilinin yargılama giderlerine ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya ve davalılar … Sigorta A.Ş ve birleşen davalı … Tek. A.Ş.’ye geri verilmesine 14/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.