Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/16838 E. 2022/11289 K. 03.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/16838
KARAR NO : 2022/11289
KARAR TARİHİ : 03.10.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki sigorta tahkim davası hakkında Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından verilen karara karşı davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetinin 06/01/2019 tarih ve 2019/İHK-188 sayılı itirazın reddine dair verilen kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalanan aracın müvekkilinin sevk ve idaresindeki motosiklete çarptığını ve müvekkilinin yaralanarak malul kaldığını, davalı tarafından yapılan ödemenin yetersiz olduğunu belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 1.000,00 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiş, dava değerini 123.298,79 TL’ye yükseltmişir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince, başvurunun kabulü ile 123.298,79 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 19/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; davalı vekili tarafından karara itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazası sonucu yaralanmadan kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
1-Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Somut olayda hükme esas alınan Dokuz Eylül Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 09/02/2017 tarihli raporda, davacının trafik kazası sonrası meydana gelen travma sonrası stres bozukluğuna bağlı tüm vücut fonksiyon kaybı oranı % 34 olarak hesaplanmış, hakem heyetince bu rapor hükme esas alınarak talebin kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili maluliyet raporunun olay tarihinde yürürlükte bulunan yönetmeliğe aykırı düzenlendiğini savunmaktadır. Davacının maluliyetinin haksız fiil sorumlusunun fiili sonucu oluştuğunun, yani haksız fiil ile maluliyet arasında illiyet bağının bulunduğunun da belirlenmesi sorumluluk açısından zorunludur. Bu nedenlerle maluliyet raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Eksik inceleme ile karar verilemez. Ayrıca Adnan Menderes Üniversitesi Psikiyatri Polikliniği’ne ait 01/02/2018 tarihli durum bildirir raporda davacının rutin kontrollerinin devam ettiği, tedavisinin bittiği ve travma sonrası stres bozukluğunun tedavi ile tamamen iyileştiği rapor edilmiştir.
Bu durumda, davacının psikolojik tedavisine ilişkin tüm tedavi evrakları dosya arasına getirtildikten sonra muayenesi de yapılarak, kaza tarihinde yürürlükte bulunan “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre, kazadan sonra oluştuğu belirtilen “travma sonrası stres bozukluğu” nedeniyle davacıda kalıcı maluliyet bulunup bulunmadığı, kaza ile illiyet bağının olup olmadığı, maluliyet oranına etki edip etmediği, belirtilen travma sonrası stres bozukluğunun süreklilik arz edip etmediği (ömür boyu sürüp sürmeyeceği) ve sürekli değilse ne kadar süre devam edeceği konusunda Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden içerisinde psikiyatri uzmanı da bulunan bir heyetten açıklayıcı, denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre, davalı lehine oluşan kazanılmış haklar da gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
2-Dava konusu olaya ilişkin kaza tespit tutanağında davacının tam kusurlu olduğu, davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalanan aracın sürücüsünün kusursuz olduğu tespit edilmiş; ancak davacı tarafından başvuru sırasında sunulan kusur raporunda davacının kusursuz olduğu davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalanan aracın sürücüsünün tam kusurlu olduğu bildirilmiştir.
Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince, kaza tespit tutanağı, savcılık dosyasındaki belgeler ve ifadeler ile davacı vekili tarafından başvuru esnasında sunulan kusur raporu da irdelenerek kusura ilişkin çelişkiyi giderecek yeni bir rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (1 ve 2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 03/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.