Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/17034 E. 2021/4265 K. 07.07.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/17034
KARAR NO : 2021/4265
KARAR TARİHİ : 07.07.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı Sağlık Bakanlığı vekili Av. … tarafından, davalı Fevzi Turgut aleyhine gününde 14.03.2019 verilen dilekçe ile kurum zararı nedeniyle alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine ilişkin 21.01.2020 günlü karara yönelik olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozma talep edilmesi üzerine dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

-K A R A R-

Davacı vekili, davalının aile hekimi olduğunu, Sağlık Bakanlığına bağlı Altıeylül 15 no’lu Aile Sağlığı Merkezinde aşıların korunduğu soğutucuda sıcaklığın sıfırın altına düştüğünü ve soğuk zincirin kırıldığını, davalının kamu zararına sebebiyet verdiği belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.494,51 TL’nin yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kusuru olmadığını, soğutucunun arızalı olması nedeniyle aşıların bozulma ihtimali olduğundan ana merkeze taşınmasının istendiğini, kurum arandıktan 2 saat sonra gelindiğini, asıl kusurun davacıda olduğunu, aşıların subjektif karar alınarak Hıfzıssıhha Enstitüsü’ne donma testine gönderilmeden imha edildiğini, aşıların gerçekten donup donmadığıyla alakalı idarece herhangi bir bilimsel inceleme yapılmadığını, gece yaşanan elektrik kesintisinin öngörülebilir bir durum olmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalının aşıların korunması için kullanılması mümkün olmayan buzdolabında arıza meydana geldiğinde durumu ilgili sağlık mercilerine bildirdiği, zamanında müdahale imkanını kendisi bakımından sağladığı, idarenin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediği gibi aşıların bozulup bozulmadığının fenni bir şekilde kontrol edilmeden imhasına karar verilmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir.
Dava, kurum zararı nedeniyle alacak istemine ilişkindir.
Adalet Bakanlığı, kararın kanun yararına bozulmasını istemiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 363. maddesinde “İlk derece mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına ve bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla kesin olarak verdikleri kararlar ile yine bu sıfatla verdikleri ve temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur. Temyiz talebi Yargıtayca yerinde görüldüğü takdirde, karar kanun yararına bozulur. Bu bozma, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz. Bozma kararının bir örneği Adalet Bakanlığına gönderilir ve Bakanlıkça Resmî Gazetede yayımlanır.” hükmü yer almaktadır.
Olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına temyizin amacı; kesin olarak verilen ya da istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararların Yargıtayca incelenmesini ve buna bağlı olarak kanunların uygulanmasında ülke genelinde birliği sağlamak, karar ve hükümlerdeki hukuka aykırılıkları toplum ve birey açısından gidermektir. Olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yarına temyiz kurumunun konusunu oluşturabilecek kanuna aykırılık halleri olağan kanun yolu olan temyiz nedenlerine göre dar ve kısıtlı tutulduğunda kesin hükmün otoritesi korunmuş olacaktır.
26/10/1932 tarihli ve 29/12 sayılı içtihadı birleştirme kararında belirtildiği üzere; kabul edip etmemenin hakim veya mahkemenin takdirine bağlı olan talepler hakkında verilen kararlar ile delillerin değerlendirilmesi ve şahsi hakka ilişkin kararlar kanun yarına temyiz konusu olamaz.
Öte yandan, kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir (Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesi).
Mahkeme kararının gerekçesinden hâkimin takdir yetkisi doğrultusunda karar verildiği anlaşılmaktadır. Hâkimin takdir yetkisini kullandığı, delillerin değerlendirilmesine ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin hususlarda, açık kanun hükümlerine aykırılık ve keyfilik, HMK’nın 363. maddesinde belirtilen yürürlükteki hukuka aykırılık olarak kabul edilemeyeceğinden kanun yararına temyiz yoluna başvurulamaz. Bu nedenle Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenle, Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz isteminin reddine, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine, 07/07/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.