Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/17046 E. 2021/9170 K. 25.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/17046
KARAR NO : 2021/9170
KARAR TARİHİ : 25.11.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, davalıların sürücüsü, maliki, trafik sigortacısı olduğu araç ile müvekkillerinin desteği …’nin sevk ve idaresindeki aracın karıştığı trafik kazası neticesinde desteğin vefat ettiğini belirterek, belirsiz alacak olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıylar şimdilik her bir davacı çocuk (…) için ayrı ayrı 2.000,00 TL, davacılar anne ve babası için de ayrı ayrı 500,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL maddi destekten yoksunluk tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, taleplerini … için 1.662,00 TL’ye, … için 2.834,44 TL’ye, … için 1.991,81 TL’ye, … için 2.424,78 TL’ye yükseltmiştir.
Birleşen davada ise davacı çocukların her biri için 40.000,00’er TL, davacı anne ve baba için de ayrı ayrı 20.000,00’er TL olmak üzere toplam 120.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 17/07/2013 tarihinden itibaren işleyecek faiz ile birlikte davalı sürücü ve malikten müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Dairemizin ilgili bozma ilamına uyulmasından ve yapılan yargılama sonunda;1-Mahkememizin iş bu dosyasında davacılar vekili tarafından açılan destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; Davacı … için 1.662,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, (tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile), Davacı … için 2.283,44 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, (tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile), Davacı… için 2.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile), Davacı… için 2.424,78 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, (tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile) karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesiyle, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak ve tespit davası kabul edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 107. Maddesinde,“(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” hükmü yer almaktadır.
Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hali, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkansızlığa dayanmalıdır.
Alacağın miktarının belirlenebilmesinin, tahkikat aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, bilirkişi incelemesi veya keşif gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda da belirsiz alacak davası açılabileceği kabul edilmelidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında eldeki davaya konu somut olayın özellikleri dikkate alınarak belirsiz alacak davası yönünden yapılan değerlendirmede; 6100 Sayılı HMK döneminde açılmış olan davaya ilişkin dava dilekçesinde, davanın açıkça belirsiz alacak davası olarak açıldığı belirtilmekle davanın niteliğine ve dava dilekçesi içeriğine göre davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Davacılar, davasını 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası şeklinde açmış olup, bozmadan sonra alınan bilirkişi raporuna istinaden ıslah için süre talep etmişlerdir. Mahkemece, davacıların daha önce davasını ıslah ettiği anlaşıldığından ve bir davada bir defa ıslah yapılabileceğinden davacılar vekilinin ıslah için kendisine süre verilmesine yönelik talebin reddine karar verilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, davacıların talep arttırım dilekçesi ile taleplerini tam olarak belirleyebileceği, ikinci ıslah olarak değerlendirilemeyeceği gözetilerek HMK 107/2. maddesi gereğince davacıya talep arttırım dilekçesi sunması için iki haftalık kesin süre verilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıdaki (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 25/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.