YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/17296
KARAR NO : 2021/4117
KARAR TARİHİ : 05.07.2021
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tahkim davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 29.06.2021 Salı günü davacı vekili Av…. geldi. Davalı tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili; 26.09.2019 tarihinde meydana gelen 5,8 büyüklüğündeki deprem nedeniyle davacıya ait konutun ağır hasar gördüğünü, riskli yapı olduğunun yetkili kurumca saptanıp tahliyesine karar verildiğini, davalıya yapılan başvuru üzerine 167,37 TL. tazminat ödendiğini ve zararın karşılanmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 40.001,00 TL. tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili; eksper raporu ile kısmi hasarlı olduğu saptanan taşınmaz için gerekli ödemeyi yaptıklarını ve sorumluluklarının son bulduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; davanın kısmen kabulü ile 30,13 TL’nin davalıdan tahsiline, fazla isteğin reddine dair verilen karara davacı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından; davacı vekilinin itirazının kabulü ile UHH kararının kaldırılmasına ve dosyanın esası hakkında karar verilmeden yetkili ve görevli mahkemelerde yargılamanın yapılması için dosyanın Sigorta Tahkim Komisyonu’na iade edilmesine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, zorunlu deprem sigorta poliçesi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Davacı taraf, davacıya ait olup davalı nezdinde zorunlu deprem sigorta poliçesiyle sigortalı olan 4 nolu bağımsız bölümün deprem nedeniyle ağır hasar gördüğünü ileri sürerek tazminat isteminde bulunmuş; davalı ise, depremin doğrudan sebep olduğu zarar bedelinin eksperce belirlenmesi üzerine gerekli ödemeyi yaptığını savunmuştur. Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından, inşaat mühendisi bilirkişinin 02.11.2020 tarihli raporu benimsenerek, depremin doğrudan etkisiyle oluşan zararın giderilmeyen bölümü için davanın kısmen kabulüne ve binanın yapım eksiği ile zaman içinde oluşan yapısal kusurları nedeniyle oluşan zararların da ZDS teminatında olmadığı kabul edilerek, fazla isteğin reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafın itirazını inceleyen İtiraz Hakem Heyeti’nce; aynı konuya ilişkin farklı tahkim dosyalarında alınmış farklı raporlar bulunduğu (2020.E.60121 ve 2020.E.60117), anılan raporlarda binanın depremden dolayı hasar gördüğü tespitinin yapıldığı, eldeki dosyada alınan rapor ile diğer dosyalardaki raporlar arasında çelişki bulunduğu; sağlıklı sonuca ulaşılabilmesi için tüm dosyalardaki bilirkişi raporlarının toplanması, belediye ve bakanlık raporlarının temin edilmesi, taşınmaz üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasının gerekli ve zorunlu olduğu, eldeki belgelerin uyuşmazlığı çözmede yeterli olmadığı ve hakemlerin belge toplama konusunda yetkilerinin sınırlı olduğu gerekçesiyle, işin esası hakkında karar verilmeden dosyadan el çekilmesine karar verilmiştir.
Davaya konu sigortalı konutun (4 nolu bağımsız bölümün) da bulunduğu 8 katlı binada yer alan tüm konutlar için aynı gerekçelerle davacının tazminat talep ettiği ve her bir konuta ilişkin istemin farklı tahkim dosyasında incelendiği davacı vekilinin sunduğu dilekçelerden anlaşılmaktadır. İtiraz Hakem Heyeti tarafından, bu dosyalardaki raporlar arası çelişkinin giderilmesi ile belge toplanması gerektiği ve bu işlemlerin hakem yetkisini aştığı kabul edilmişse de; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu madde 30/23 gereği, anılan kanunda hüküm bulunmayan hallerde HMK hükümlerinin uygulanacağı ve Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik madde 16/12 gereği, özel ve teknik bilgi gerektiren konularda hakemlerin bilirkişi raporu alabileceği düzenlemeleri dikkate alındığında, İHH kararının gerekçesinde belirttiği işlemlerin yapılması bakımından hakem yetkilerini kısıtlayan hiçbir yasal düzenleme bulunmadığı izahtan uzaktır. Bu itibarla; gerekli işlemlerin tamamlanıp işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, dosyadan el çekme kararı verilmesi yerinde olmamıştır.
Davacıya ait konutun deprem nedeniyle ağır hasar gördüğü ve riskli yapı haline geldiğinin, AFAD ile Çevre Şehircilik Bakanlığı Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından tespit edilip ilan edildiği; anılan bu karar gereği de … Belediye Başkanlığı’nın 12.03.2020 tarihli tebligatı ile binanın tahliyesine karar verildiği, ağır hasarlı ve riskli yapının yıkımının gerçekleştirileceği hususlarının bildirildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Resmi kurumlar tarafından yapılan bu tespitler de dikkate alındığında, sigortalı konutun bulunduğu binanın yapımının gerçekleştirildiği 2000-2006 yılları arasındaki dönemden bu yana zaman içinde binada oluşan yapısal bozulma ve yapım eksiğinin mi yoksa depremin doğrudan etkisinin mi zarara neden olduğu, taraflar arasındaki temel uyuşmazlık noktasıdır. Açıklanan bu uyuşmazlığın çözümünün, özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği her tür izahtan uzaktır. Teknik değerlendirme yapılırken de, depremin meydana geldiği yer (merkez üssü), depremin şiddeti, sigortalı konutun bulunduğu yer ile depremin merkez üssü arasındaki mesafe vs. gibi birçok verinin detaylı irdelenmesiyle sonuca ulaşılması gerekli olup, anılan bu değerlendirmeler konusunda uzmanlığı bulunan jeoloji mühendisi bilirkişi tarafından yapılmalıdır.
Açıklanan nedenlerle; dava konusu sigortalı konutun bulunduğu 8 katlı binada yer alan tüm konutlar için aynı gerekçelerle davacının tazminat talep ettiği ve her bir konuta ilişkin istemin farklı tahkim dosyasında incelendiği gözetilerek, dosyaların birbiri ile irtibatı da sağlanıp diğer dosyalarda alınmış raporların dosyaya kazandırılması ve binaya ait yapı ruhsatı- proje vs. belgelerin ilgili yerlerden temin edilmesinden sonra; konusunda uzman 1 jeoloji mühendisi, 1 inşaat mühendisi ve 1 sigorta hukukçusundan oluşan bilirkişi heyetinden (bina yıkım işleminin gerçekleştirilmemiş olması halinde yerinde inceleme de yapılarak), sigortalı konutun riskli ve ağır hasarlı olarak tespitine neden olan hasarlarının, davaya konu deprem olayının doğrudan etkisiyle mi yoksa binanın yapısal özellikleri (yapım eksiği) ile zaman içinde ortaya çıkan yapısal bozulmaları nedeniyle mi meydana geldiğinin tespiti, depremin doğrudan etkisiyle hasarın oluştuğunun saptanması halinde ZDS Genel Şartları ve ZDS poliçesi gereği davacının talep edebileceği tazminat miktarının ne olduğu hususlarında ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, dosyadan el çekme kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; dosyanın, hakem dosyasının saklanması kararını veren … 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne GÖNDERİLMESİNE; 3.050,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 05/07/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.