YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/17492
KARAR NO : 2021/4023
KARAR TARİHİ : 30.06.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … tarafından, davalılar … ve diğerleri aleyhine 22/11/2007 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 01/09/2020 günlü asıl kararın ve vekalet ücretine dair verilen 11/09/2020 günlü ek kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
-K A R A R-
Mahkemece ilk hükümde davacının, davalı …’ın panik atak hastası olduğunu evliliklerinin henüz ilk günlerinde öğrendiği, bağıştan rücu isteminin, bağıştan dönme sebebinin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu, bu nedenle takı ve eşyaların karşılığı olarak talep edilen maddi tazminatın reddi gerektiği, hastalığı gizlemek suretiyle davacının ruhsal zararına sebep olunması nedeniyle talep edilen manevi tazminatın ise haksız fiil hükümlerine dayandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 8.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve mütelselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm davalılar … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin 29/05/2019 gün ve 2019/976 E.- 2019/3188 K. sayılı ilamında özetle; davacının eski eşinin panik atak hastası olduğunu evlendikten sonra öğrendiği, söz konusu rahatsızlık nedeniyle davacı ile eski eşi Semahat arasında geçimsizlik olduğu, bu nedenle davacının açtığı boşanma davası sonucunda tarafların boşandığı, davalı …’ın ailesinin
yanına geri döndüğü, davacının söz konusu hastalığın davalılar tarafından kendisinden saklandığı, bu nedenle maddi ve manevi olarak zarar gördüğünü iddia ettiği, ancak söz konusu olay incelendiğinde, davalıların davaya konu eylemlerinin haksız eylem olarak kabul edilemeyeceği gibi, ayrıca davalılara atfedilebilecek herhangi bir kusurun da bulunmadığı, bu nedenle davanın tümden reddi gerektiği gerekçesi ile hükmün temyiz talebinde bulunan davalılar … ve … yararına bozulmasına karar verilmiş, davacı vekilinin söz konusu bozma ilamına ilişkin kararın düzeltilmesi talebi Dairemizin 05/03/2020 gün ve 2019/2814 E- 2020/1108 K. sayılı ilamı ile reddedilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek davalıların davaya konu eylemlerinin haksız eylem olarak kabul edilemeyeceği, davalılara atfedilebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma gereğince karar verilmiş olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (9.5.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK).
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (4.2.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamakla birlikte, bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Yargıtay’ın vermiş olduğu bozma kararına uymuş olan yerel mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Bozmaya uyulmakla bozma lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğmuş olur. Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı, bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usuli kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay
tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur.
Somut olayda, Pazar(Rize) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 23/10/2014 tarihli 2012/679 E. -2014/711 K. sayılı ilk kararında davanın kısmen kabulü ile 8.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve mütelselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm davalılar … ve … vekilinin temyiz talebi üzerine Dairemizce yapılan incelemede davanın tümden reddi gerektiği gerekçesi ile hükmün temyiz talebinde bulunan davalılar … ve … yararına bozulmuş, davalılardan …’nın 23/10/2014 tarihli ilk kararı temyiz etmediği buna göre belirtilen kararın davalılardan … yönünden kesinleştiği anlaşılmıştır. Hal böyle iken, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, başlıkta tüm davalılar gösterilerek, gerekçeli kararda davalılardan … yönünden ilk kararın kesinleştiği belirtilmeksizin, davanın tümden reddine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Şu durumda, hakkında davanın kısmen kabulüne dair verilen 23/10/2014 tarihli ilk karar kesinleşen … yönünden yukarıda açıklanan nedenle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirken yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenle BOZULMASINA, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 30/06/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.