Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/17691 E. 2022/15320 K. 23.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/17691
KARAR NO : 2022/15320
KARAR TARİHİ : 23.11.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, kararda yazılı nedenlerden dolayı Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen 05/02/2021 tarih 2021/İHK-6727 sayılı davalının itirazının kısmen kabulü ile davanın kısmen kabulüne dair kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; 08/04/2017 tarihinde davalıya zorunlu mali mesuliyet sigortasıyla sigortalı araç ile davacının sürücüsü olduğu motosikletin karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu davacının yaralandığını belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 5.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Talebini 18/01/2021 tarihinde 112.280,57 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; geçerli maluliyet raporu ile başvuru yapılmadığını, usulden red kararı verilmesi gerektiğini, kusuru kabul etmediklerini, müterafık kusur indirimi yapılmasını talep ettiklerini, gelir durumunun tespiti gerektiğini, hesabın genel şartlarda belirtilen ilkelere göre yapılmasını talep ettiklerini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince, davanın kısmen kabulü ile 106.610,04 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 17/07/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karara davalı vekilinin itirazı üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın kısmen kabulüne, davanın kısmen kabulü ile 87.708,83 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 17/07/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerekçelere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarara dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin meydana gelen kazada yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuştur.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğine, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda; Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından karara esas alınan Çukurova Üniversitesi Tıp Fakütesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından verilen 11/02/2020 tarihli raporda, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmeliğe göre davacının %8 engel oranı olduğu tespit edilmiş, Hakem Heyetince anılan rapor karara esas alınarak talebin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre düzenlenmesi gereklidir.
08/04/2017 kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” hükümleri esas alınması gerekirken, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğine göre hazırlanan raporun karara dayanak yapılması doğru olmamıştır.
O halde, İtiraz Hakem Heyetince, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalından kaza tarihi itibari ile yürürlükteki ” Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ” hükümlerine göre usulüne uygun, denetime ve karar vermeye elverişli olacak şekilde davacının maluliyet derecesi ve oranının belirlenmesi amacıyla yeni bir rapor alınıp hasıl olacak sonuca göre (temyiz eden davalının lehine usuli kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle) karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-İtiraz Hakem Heyetince karara esas alınan ek hesap raporunda; 10/01/1991 doğumlu ve kaza tarihinde 26 yaşında olan davacının TRH 2010 Yaşam Tablosu’na göre muhtemel bakiye ömür süresi belirlenmeden, davacının 100 yaşına kadar yaşama ihtimali olduğu kabul edilerek ve bu yaş baz alınarak , davacının bakiye ömrü belirlenmeden, kaza ve rapor tarihi arası bilinen dönem olarak, bilinmeyen dönem ise 15/01/2021-09/01/2051 tarihleri arasının aktif dönem, 10/01/2051-09/01/2091 tarihleri arasının ise pasif dönem olacağı kabulü ile hesaplama yapılmıştır. Tablodaki son yaşa kadar hesap yapılması hatalı olup, anılan tarzda hesap içeren rapora göre karar verilmesi ise eksik inceleme netiliğindedir. Eksik incelemeyle karar verilemez.
Bu durumda; TRH 2010 Yaşam Tablosu kullanılmak suretiyle davacının kaza tarihine göre bakiye ömür süresinin belirlenmesi, belirlenen bakiye ömür süresi esas alınarak aktif ve pasif dönem başlangıç ve bitiş tarihleri ile süreleri gösterilmek suretiyle hesaplamanın yapılması için daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden denetime elverişli ek rapor alınıp, oluşacak sonuca göre (hükmü temyiz eden davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak da dikkate alınmak suretiyle) karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
4-Somut olayda, İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davacı için 87.708,83 TL tazminatın davalıdan tahsiline ve kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına toplam 12.202,15 TL vekalet ücretine hükmedilmiştir.
5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu 30/17 md. ve 19/01/2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 6. maddesi ile Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16. maddesinin 13. fıkrasına “(13) (Ek:RG-19/1/2016-29598) tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.” hükmü eklenmiştir.
İtiraz Hakem Heyetince verilen kararda davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 17. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi ancak hesaplanan miktarın maktu ücretin altında kalması halinde maktu ücrete hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 23/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.