YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/17979
KARAR NO : 2021/4242
KARAR TARİHİ : 06.07.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki muvazaalı işlemin iptali ile haciz ve satış isteyebilme yetkisi davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, maaş hacizlerine ilişkin yapılan sıralamada ilk sırada bulunan davalı alacağının muvazaalı olduğunu ileri sürerek davalıya ayrılan payın müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece iddia, savunma, deliller ve tüm dosya kapsamına göre muvazaalı düzenlendiği iddia edilen senette yer alan malen kaydının davalıların yargılama sırasındaki beyanları ile talil edildiği, bu durumda senedin ihdas sebebini ispat yükümlülüğünün senedi tanzim eden davalılarda olduğunun kabulü gerektiği, davalıların enişte-kayınbirader olduğu, davalı … tarafından başlatılan takibe davalı asıl borçlunun borca itiraz etmediği, elinde kambiyo senedi gibi bir imkana sahip olan davalı alacaklının maaş haczi dışında başkaca hiç bir fiili haciz işlemi ve araştırmasını yapmayarak yıllarca sürecek şekilde borcun bitmesini beklemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalının alacağının varlığını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyanın incelemesinde; davanın kabulüne yönelik ilk karar 23. Hukuk Dairesi’nin 2016/7453 Esas 2019/2736 Karar sayılı ilamı ile usulüne uygun düzenlenmiş bir sıra cetveli olmamasına rağmen davalının alacaklı olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle ispat yükünün davacı yerine, davalıya yüklenerek sonuca gidilmesinin doğru görülmediği gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiş, bozmaya uyularak verilen kararda davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuş, karar davalılardan … tarafından temyiz edilmiştir. Ancak; mahkemece muvazaa iddiasının incelenerek tespitine karar vermekle yetinilmesi gerekirken, muvazaalı olduğu iddia edilen Devrekani İcra Müdürlüğü’nün 2014/49 sayılı icra takip dosyası ile davalı …’in maaşı üzerine konulan 1.sırada haciz işleminin muvazaa nedeni ile iptali ile maaş hacizlerinden dolayı davalı …’a ödenen kesintinin davacıya ödenmesine, (Kastamonu 2. İcra Müdürlüğü’nün 2015/2291 sayılı dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere) karar verilmesi doğru olmamış, kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a geri verilmesine 06/07/2021 gününde Başkan … ve Üye …’in karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
– KARŞI OY –
Davacı eldeki davada diğer davalıların muvazaalı alacak yaratarak davalı …’in diğer davalı hakkında icra takibi yapıp başka bir haciz yapmadan maaş haczi yaptığını, kendi hacizlerinin önüne geçtiğini ileri sürüp muvazaalı takibin iptalini ve maaş haczi ile tahsil edilen miktarın davalıdan tahsili ile kendisine ödenmesini istemiştir.
Mahkemece, ilk kararında ispat yükü davalı tarafta olduğu alacağın gerçek alacak olmadığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne ve davalının tahsil ettiği miktarın davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükmün davalı … tarafından temyizi üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesi somut olayda usulüne göre düzenlenmiş sıra cetveli olmadığını bu nedenle davanın sıra cetveline itiraz davası değil genel muvazaa davası olduğu ve ispat yükünün davalı tarafta olduğu gerekçesiyle sonuca gidilmesinin isabetli olmadığı gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozmuş ve tahsil kararı da verilmesi hususu bozmada gerekçe yapılmamıştır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin (4. H.D. ile birleşmesinden önce) emsal kararları da bu yöndedir. Alacaklının, alacağını tahsil için açtığı muvazaa nedeniyle iptal ve tahsil davalarında somut olaya göre muvazaalı işlem iptal edilmesi yanında davacıya alacağı ile sınırlı haciz yetkisi (İİK. 283.md) veya davalı muvazaalı işlem ile tahsil ettiği para varsa bunu alacakla sınırlı davalıdan alınarak davacıya verilebilmelidir.
Somut olayda muvazaanın gerçekleştiğini davacı delilleri ile ispat etmiş ve mahkemece bu husus değerlendirilmiş ve içtihatlara uygun olarak tahsil kararı verilmiştir.
Açıklanan maddi ve hukuksal olgulara göre yerel mahkeme kararının onanması görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyoruz.