YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/18175
KARAR NO : 2021/4530
KARAR TARİHİ : 13.09.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar … ve diğerleri vekili Av. … tarafından, davalılar … ve … aleyhine 08/07/2011 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; ihtiyati haczin kaldırılması talebinin reddine ilişkin 01/03/2021 günlü ek kararın Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
KARAR
Davacılar vekili, 28/01/2011 tarihinde davalı …’ın idaresindeki araca, diğer davalı …’in idaresindeki aracın çarpmasıyla meydana gelen kazada davacıların eşi, babası, çocuğu, kardeşi olan Yaşar’ın öldüğünü, her iki araç sürücüsünün de kusurlu olduğunu, davacıların ölüm nedeniyle manevi zarara uğradıklarını belirterek tüm davacılar için toplam 85.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, ayrıca her iki aracın kaydı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece UYAP üzerinden her iki araç kaydı üzerine 08/07/2011 tarihinde ihtiyati tedbir konulmuş, davalıların itiraz etmeleri üzerine ihtiyati tedbirin kaldırılmasına 31/01/2012 tarihinde karar verilmiştir. Davacılar vekilinin bu kez 01/02/2012 tarihli ihtiyati haciz talebi mahkemece kabul edilerek, davalıların taşınmaz ve araçları üzerine teminat mukabili ihtiyati haciz konulmasına, davalıların bilinen araç kayıtları olan 34 EEE ve …plakalı araçlar üzerine UYAP ortamında haciz konulmasına 01/02/2012 tarihinde karar verilmiş, 03/02/2012 tarihinde davacılar tarafından kararda belirtilen teminat yatırılmış, mahkemece ayrıca UYAP ortamında 34 EEE ve … plakalı araçlar üzerine mahrumiyet kaydı eklenmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair 29/04/2014 tarihli ve 2011/422 esas, 2014/117 karar sayılı karar taraf vekillerince temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 06/11/2017 tarihli ve 2015/4019 esas sayılı ilamı ile davalıların tüm temyiz itirazları reddedilmiş, davacılar yönünden daha yüksek manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulmasına karar verilmiş, davalı …’in
karar düzeltme dilekçesi miktar yönünden reddedilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı … vekilince temyizi üzerine Dairenin 24/12/2020 tarihli ve 2020/1630 esas sayılı ilamı ile de hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Kararın kesinleşmesinden sonra davalı … vekili 15/02/2021 tarihli dilekçelerinde, yargılama sonucunda verilen kararın kesinleştiğini, İİK 264/3. maddesinde belirtilen bir aylık sürenin de geçtiğini belirterek…plakalı araç kaydındaki ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Bu talep üzerine mahkemece icra dairesine yazılan yazıda bozmadan önce verilen 2011/422 esas sayılı ve 01/02/2012 tarihli ihtiyati haciz kararına istinaden davacılar tarafından başlatılan bir takip olup olmadığı, varsa takibin kesinleşip kesinleşmediği sorulmuş, …. İcra Dairesinin 2014/6338 sayılı dosyasından verilen 16/02/2021 ve 22/02/2021 tarihli cevaplarda, alacaklılar vekili tarafından mahkemece verilen 2011/422 esas sayılı ilk kararın takibe konularak kesinleştiği, mahkemenin 27/03/2019 tarihli son kararının da dosyaya sunularak bozma sonrası oluşan yeni kalemlere ilişkin düzenlenen icra emrinin borçlulara tebliğ edilerek takibin kesinleştiği, dosya içerisinde ve UYAP kayıtlarının incelenmesinde mahkeme müzekkeresinde yazılı şahıslarla ilgili ihtiyati haciz kararına istinaden herhangi bir takip başlatılmadığı, 2014/6338 sayılı takibin ise 27/11/2014 tarihinde başlatıldığı bildirilmiştir.
Mahkemece bunun üzerine; davacılar vekilince İİK’nun 264. maddesinin 3. fıkrasında belirtilen bir aylık yasal süre içerisinde 29/04/2014 tarihli ve 2011/422 E.-2014/117 K. sayılı ilama dayalı ilamlı icra takibi başlatıldığı, icra dosyasının derdest olduğu, ihtiyati haczin kaldırılması için usul ve yasaya uygun bir neden bulunmadığı gerekçesiyle, davalı …’in ihtiyati haciz kararının kaldırılması talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı … vekilince temyiz edilmiştir.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun “İhtiyati haciz kararının icrası” başlıklı 261. maddesinin 1. fıkrası; “Alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın infazını istemeye mecburdur. Aksi halde ihtiyati haciz kendiliğinden kalkar.” hükmünü içermektedir.
2004 sayılı Kanun’un “İhtiyati haczi tamamlayan merasim” başlıklı 264. maddesi;
“Dava açılmadan veya icra takibine başlanmadan evvel ihtiyati haciz yaptırmış olan alacaklı; haczin tatbikinden, haciz gıyabında yapılmışsa haciz tutanağının kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ya takip talebinde (Haciz veya iflas) bulunmaya veya dava açmaya mecburdur.
İcra takibinde, borçlu ödeme emrine itiraz ederse bu itiraz hemen alacaklıya tebliğ olunur. Alacaklı, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemeye veya mahkemede dava açmaya mecburdur. İcra mahkemesi, itirazın kaldırılması talebini reddederse alacaklının kararın tefhim veya tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dava açması lazımdır.
İhtiyatî haciz, alacak davasının mahkemede görüldüğü sırada konulmuş veya alacaklı birinci fıkraya göre mahkemede dava açmış ise, esas hakkında verilecek hükmün mahkemece tebliğinden itibaren bir ay içinde alacaklı takip talebinde bulunmaya mecburdur.
Alacaklı bu müddetleri geçirir veya davasından yahut takip talebinden vazgeçerse veya takip talebi kanuni müddetlerin geçmesiyle düşerse veya dava dosyası muameleden kaldırılıp da bir ay içinde dava yenilenmezse veya davasında haksız çıkarsa ihtiyati haciz hükümsüz kalır ve alakadarlar isterse lazım gelenlere bildirilir.
Borçlu müddeti içinde ödeme emrine itiraz etmez veya itirazı icra mahkemesince kesin olarak kaldırılır veya mahkemece iptal edilirse, ihtiyati haciz kendiliğinden icrai hacze inkılabeder” hükmünü içermektedir.
2004 sayılı Kanun’un 79. maddesinin 2. fıkrası ise; “Resmi sicile kayıtlı malların haczi, takibin yapıldığı icra dairesince, kaydına işletilmek suretiyle doğrudan da yapılabilir” düzenlemesini içermektedir.
Buna göre; alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde yetkili icra dairesine başvurarak ihtiyati haciz kararının icrasını istemek zorundadır, istemezse ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar. İhtiyati haczin bu şekilde tatbikinden sonra ise yargılama dosyasında verilecek olan esas hakkındaki hükmün mahkemece tebliğinden itibaren bir ay içinde de alacaklının takip talebinde bulunması mecburidir.
Somut olayda, davacılar vekili tarafından manevi tazminat davasının mahkemede görüldüğü sırada 2011/422 esas sayılı ve 01/02/2012 tarihli ihtiyati haciz kararı alındığı, ihtiyati haciz kararının icra dairesine ibraz edilip infaz edilmediği, mahkemece verilen 29/04/2014 tarihli ve 2011/422 esas, 2014/117 karar sayılı esasa ilişkin ilk hükme dayalı olarak 27/11/2014 tarihinde …. İcra Dairesinde takip başlatıldığı, mahkemece bozmadan sonra verilen 27/03/2019 tarihli ve 2019/3 esas, 2019/72 karar sayılı hükmün de aynı takip dosyası üzerinden infazının talep edildiği anlaşılmaktadır.
Şu halde mahkemece; icra dosyası celbedilerek, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve icra dairesinin cevabı birlikte değerlendirilmek suretiyle karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’e geri verilmesine 13/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.