YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/18251
KARAR NO : 2021/9317
KARAR TARİHİ : 29.11.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava; İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesi’nin 21/03/2017 tarih, 2015/2235 Esas ve 2017/3008 Karar sayılı bozma ilamında; “Davalı üçüncü kişi … vekilinin, davacının dava dayanağı olan senetteki 75.000,00 TL borcu verebilecek maddi durumu olmadığını, amacın taşınmazın elinden alınmasını temin etmek olduğunu iddia ettiği, bu iddialar karşısında davacı alacaklının, borçlunun babasına ait taşınmazda kiracı olarak eşi adına manav dükkanı işlettiğini, borçlunun araç alımı için acil para ihtiyacı olduğunu ve kendisinden borç istediğinde babasının ekonomik durumuna güvenerek ev almak için döviz olarak yine evde tuttuğu parayı verdiğini, ancak ödenmediğini belirttiği, mahkemece yaptırılan zabıta araştırmasında, alacaklının emekli olduğu, emekli maaşı ve bir arabasının olduğu ve aylık 700,00 TL kredi ödediğinin belirlendiği, davalı tanığı olarak dinlenen …’ın ifadesinde, borçlu ile yakın arkadaş olduklarını kendisinden araç aldığını ancak kaydını vermeyince aracı geri alıp parasını istediğinde…’de satmış olduğu taşınmazı babasının kendisini eskiye dönük olarak …’e borçlandırdığını bu nedenle dava açıldığını, tapuyu geri aldıklarında parasını vereceğini söylediğini, duruşmada tanıklık yapmaması için borçlu ve babası tarfından tehdit edildiğini, bununla ilgili yargılamanın … Sulh Ceza Mahkemesinde devam ettiğini belirttiği, bu durumda yapılacak işin, davacı alacaklının eşi adına kayıtlı bir manav dükkanı olup olmadığı, yıllık gelirinin ne olduğu, tanık …’ın ifadesinde geçen tehdit suçu ile ilgili dosya numarasının tesbit edilerek, iddia edildiği gibi borcun gerçek olmadığı noktasında tanıklık yapmaması yönünde yapılan bir tehditle ilgili olup olmadığı, ilgili ise yargılama sonucunun bekletici mesele yapılarak oluşacak sonuca göre karar vermekten ibaret olduğu” belirtilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada toplanan delillere göre; davanın kabulü ile; … ili, … ilçesi, … mahallesi, 30211 ada, 12 parselde bulunan zemin kat 26 numaralı bağımsız bölümün davalı … tarafından diğer davalı …’e 30/03/2012 tarihinde satışına ilişkin tasarrufun İcra İflas Kanunu’nun 277 ve devamı maddeleri gereğince … 26. İcra Dairesi’nin 2012/10003 Esas sayılı dosyasındaki alacak ve ferileri ile birlikte sınırlı olmak üzere iptaline, karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tasarrufun iptali koşullarından biri de dava dayanağı takibin gerçek bir alacağa ilişkin olmasıdır. Davalı üçüncü kişi … vekili davacının dava dayanağı olan senetteki 75.000,00 TL borcu verebilecek maddi durumu olmadığını, amacın taşınmazın elinden alınmasını temin etmek olduğunu iddia etmiştir. Davalı tanığı olarak dinlenen … ifadesinde, borçlu ile yakın arkadaş olduklarını kendisinden araç aldığını ancak kaydını vermeyince aracı geri alıp parasını istediğinde…’de satmış olduğu taşınmazı babasının kendisini eskiye dönük olarak …’e borçlandırdığını bu nedenle dava açıldığını, tapuyu geri aldıklarında parasını vereceğini söylediğini, duruşmada tanıklık yapmaması için borçlu ve babası tarfından tehdit edildiğini bununla ilgili yargılamanın … Sulh Ceza Mahkemesinde devam ettiğini belirtmiştir. … 2.Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2013/442-2014/222 sayılı kararında; davalı borçlu …’ın babası … … hakkında, tanık olarak dinlenen …’ı belirtilen hususlarda tanıklık yapmaması için tehdit ettiğinden bahisle mahkumiyet hükmü kurulduğu, ancak hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar, hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararları hukuk mahkemesini bağlamayacaksa da, ceza davasında tanık …’ın, davalı borçlu …’ın dava konusu taşınmazı geri alabilmek için, babasının kendisini eskiye dönük olarak davacı alacaklı …’e borçlandırdığını beyan ettiği ve bu tanığın davalı borçlu …’ın babası … … tarafından tanıklık yapmaması için tehdit edildiği sabit olmuştur. Tanık …’ın hem işbu davadaki, hem ceza davasındaki beyanlarına göre; dava konusu taşınmazın geri alınabilmesi için davacı … ile davalı … arasında muvazaalı olarak alacak yaratıldığını ifade ettiği, davacının davalı …’ın babasının dükkanında kiracı olarak manav dükkanı işlettiği, bu manav dükkanının gelir vergisi beyannamelerinde yıllık gelirinin yüksek olmadığı, mahkemece yaptırılan zabıta araştırmasında, emekli olduğu, emekli maaşı ve bir arabasının olduğu, evinin kira olup 710,00 TL kira ödediği ve aylık 700,00 TL kredi borcu ödediğinin belirlendiği, buna göre davacının davalıya 75.000,00 TL borç verebilecek maddi durumunun olmadığı, bu miktar parayı davalıya verdiğine dair banka dekontu gibi bir evrak sunamadığı, taraflarca her zaman düzenlenebilecek nitelikte olan bono sunulduğu, bononun vadesinin 07/04/2011 olmasına rağmen davacı tarafından icra takibinin dava konusu taşınmazın devredilmesinden 3 ay sonra 29/06/2012 tarihinde yapıldığı anlaşılmakta olup, tüm bu maddi ve hukuki olguların dikkate alınması sonucunda davacı ve davalı arasında gerçek bir borç – alacak ilişkisi olmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 29/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.