YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/18351
KARAR NO : 2022/15412
KARAR TARİHİ : 24.11.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sigorta tahkim davasının Uyuşmazlık Hakem Heyetince yapılan yargılaması sonunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karara davacılar vekili ile davalı … vekilinin itirazı üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalı itirazın kabulüyle davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın süresi içinde davacılar vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, 12.06.2019 tarihinde davacı 5 yaşındaki …’e davalı … şirketine trafik (…) sigorta poliçesi ile sigortalı aracın çarpması ile meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını belirterek belirsiz alacak olarak 5.100,00 TL daimi iş göremezlik ve bakıcı giderinden oluşan maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş; yargılama sırasında talebini 91.179,99 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davanın kısmen kabulü ile 62.941,26 TL daimi iş göremezlik, 319,75 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 63.261,01 TL’nin 18.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara, davacılar vekili ile davalı … vekili tarafından itiraz edilmiştir. İtiraz Hakem Heyetince; davalı itirazının kabulüyle davanın kısmen kabulüne ve 62.941,26 TL’nin faiziyle tahsiline karar verilmiş; karar, davacılar vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekili ile davalı … vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.
a)Dava dilekçesinde, davacının geçici iş göremezlik dönemi içerisinde bakıma muhtaçlığından söz edilip bakıcı gideri talep edilmiştir. Hükme esas alınan ATK raporunda ise davacının %20,34 daimi maluliyeti ve 1 ay iyileşme süresi olacağı belirtilmiş, ancak İtiraz Hakem Heyetince, 1 aylık dönem için bakıcı giderine hükmedilmemiştir. Oysa, davacının ATK raporu ile belirlenen 1 aylık süre zarfında %100 malül sayılacağı bakıma muhtaç olduğu ve bakıcı gideri ödemek zorunda kalacağının kabulü gerekir. Yine bakıcı ücretinin hesaplanmasında kaza tarihindeki asgari ücretin brüt tutarının (tamamının) esas alınması gerektiği de Dairemizin yerleşik uygulaması gereğidir.
Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince, davacının bakıcı gideri talebi yönünden kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuata göre alınacak maluliyet raporunda geçici iş göremezlik süresi için bakıcı gideri hesaplaması yapılması ve yapılacak hesaplamada kaza tarihinde yürürlükte olan brüt asgari ücret tutarının (tamamının) dikkate alınması gerektiği de dikkate alınarak bu konuda bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.
b) Davacı vekili, davacının kazada yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp tazminat talebinde bulunmuş, tazminat hesabına yönelik olarak alınan aktüer raporunda davacının bakiye ömrünün tespitinde seçenekli hesap yapılmış; 1. seçenekte PMF-1931 Yaşam Tablosu ve Progresif Rant yöntemine göre, 2. seçenekte ise TRH 2010 Yaşam Tablosu ve teknik faiz olarak %1.8 uygulanmış, Uyuşmazlık Hakem Heyetince anılan aktüer raporundaki 2. seçenek karara esas alınmıştır. Davalı vekilinin itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyetince de anılan rapordaki 2. seçenek karara esas alınarak davacı itirazı reddedilmiştir.
Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu’na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine uygun olacağına karar verilmiştir. Bu itibarla; tazminat hesaplamasında, TRH 2010 Tablosu’nun kullanılmasında bir isabetsizlik görülmemiş olmakla birlikte, davacı vekilinin Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına ve bilirkişi raporuna itirazında PMF 1931 Tablosu’nun kullanılması gerektiğine ilişkin itiraz ve kabulü nedeniyle, tazminat hesabında PMF 1931 Tablosu’nun (TRH 2010 Tablosu’ndan daha kısa ömür süresi belirlediği ve davalı lehine olduğundan) kullanılması gerekli görülmüştür.
Tazminat hesaplamasında, yeni ZMSSGŞ ve ekindeki cetvellere göre hesaplama yapılmış ise de Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; KTK’nun 90. maddesindeki “bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir” bölümündeki “bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni … Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü uygulaması anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, %1,8 teknik faiz uygulanmadan ve Yargıtay uygulamaları ile kabul edilen progresif rant yöntemi kullanılarak yapılması gereklidir ki, esas alınan rapor bu yönüyle de yeterli bir rapor değildir.
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacı için, PMF 1931 Tablosu’na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi (davalı lehine olacak biçimde daha kısa ömür süresi belirlediği halde davacı vekilinin Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına ve bilirkişi raporuna itirazında PMF 1931 Tablosu’nun kullanılması gerektiğine ilişkin itiraz ve kabulü nedeniyle), %1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından da “progresif rant” formülü kullanılarak yapılan tazminat hesabına göre karar verilmesi gerekirken Uyuşmazlık Hakem Heyetince TRH 2010 tablosu ve 1.8 teknik faiz kullanılarak yapılan hesaplamaya göre karar verilmesi, İtiraz Hakem Heyetince de davacı tarafın bu yöne ilişkin olarak yaptığı itirazların reddi doğru görülmeyip kararın bozulması gerekmiştir.
3-a)Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Somut olayda, kaza neticesinde davacı …’in maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak Kocaeli Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 29.11.2019 tarihli rapor İtiraz Hakem Heyeti tarafından benimsenmiş olup anılan bu raporda, davacının kaza nedeniyle oluşan daimi maluliyeti %24,34 ve geçici iş göremezliği 1 ay olarak belirlenmiştir. Ne var ki, anılan raporda maluliyet oranının Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi doğru ise de atıf yapılan yönetmeliğin kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümleri olması gerekirken kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunmayan 30/03/2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine atıf yapılarak buna göre yapılması yerinde değildir. Bu yönüyle, maluliyet oranı tespitine ilişkin bu rapor, karara esas almaya elverişli olmadığından, maluliyetin belirlenmesi konusunda yapılan araştırma yetersizdir.
Bu durumda, İtiraz Hakem Heyeti tarafından kazayla ilgili eksik kalan tedavi evrakları temin edildikten sonra, yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik atfı ile olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik ölçülerine göre, üniversitelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıklarından davacının kaza nedeniyle uğradığı daimi/geçici çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı/süresi konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-b)Somut olayda, İtiraz Hakem Heyeti tarafından davacı yararına davalı aleyhine tam nispi vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Sigortacılık Yasası 30/17 md. ve 19.01.2016 tarihli ve 29598 Resmi Gazetede yayımlanarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16. maddesinin 13. fıkrasına “(13) (Ek:RG-19/1/2016-29598) tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.” hükmü eklenmiştir.
Karar tarihinde yürürlükte olan 2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 17. Maddesinde; “(1) Hakem önünde yapılan her türlü hukuki yardımlarda bu Tarife hükümleri uygulanır.
(2) Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla bu Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine bu Tarifeye göre hesaplanan ücretin beşte birine hükmedilir. Konusu para ile ölçülemeyen işlerde, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci
bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen maktu ücrete hükmedilir. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine öngörülen maktu ücretin beşte birine hükmedilir. Sigorta Tahkim Komisyonlarınca hükmedilen vekalet ücreti, kabul veya reddedilen miktarı geçemez.”hükmü düzenlenmiştir.
İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği göz önüne alınarak AAÜT’nin 13. maddesi ve AAÜT’nin 17. maddesi gereğince maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde tam nispi vekalet ücretine hükmedilmesi ve davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan itiraz başvurusunun reddi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2-a) ve (2-b) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, (3-a) ve (3-b) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılar ve davalıya geri verilmesine 24.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.