YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/18373
KARAR NO : 2022/14447
KARAR TARİHİ : 10.11.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sigorta tahkim davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı İtiraz Heyetince verilen kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; gerçekleşen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını, aracın sürücüsü tespit edilemediğinden ve araç plakasının sahte olmasından dolayı zarardan davalı …’nın sorumlu olduğunu açıklayıp fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini artırmıştır.
Davalı vekili, zamanaşımının dolduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
… tarafından; davanın kabulü ile 78.052,56 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmiş; karara, davalı vekili tarafından itiraz edilmiş, … tarafından davalı vekilinin itirazının reddine dair verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarara dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanununun 41. maddesinde (6098 sayılı TBK’nun 49. md) haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de (TBK’nun değişik 72. md) haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine (TBK’nun 72. maddesinde 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmüştür) tabi olduğu belirtilmiştir.
Buna karşılık 2918 sayılı KTK’nin 109/1. maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddenin özellikle 2. fıkrasında “dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa” ifadesi ile kanun koyucu, taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3. kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise, uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını kabul etmiştir. Görüldüğü gibi, BK’nin 60 ve 2918 sayılı KTK’nin 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından 1 yıl yerine, 2 yıl olarak öngörülmesidir. (TBK’nin 72. maddesi ile bu konuda da paralellik sağlanmıştır).
Haksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır. Zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen ise, haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesi olup, bu bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi yoktur. Bedensel zararın (yaralanmanın) gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilmelidir.
Somut olayda kaza sonucu davacı yaralanmıştır. Kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK’ya göre zamanaşımı süresi 8 yıldır. Davaya konu trafik kazası 24.05.2012 tarihinde meydana gelmiş, hakem heyetine başvuru ise 16.10.2020 tarihinde yapılmıştır. Hakem heyetince, araç sürücüsünün tespit edilemediği, araç plakasının sahte olduğu, bu durumda zarar sorumlusu öğrenilemediğinden uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 10 yıllık genel süre olduğu değerlendirilerek davalının zamanaşımı savunmasının reddine karar verilmiştir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 14. maddesinde hangi hallerde Güvence Hesabının sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Davaya konu olayda araç sürücüsünün ve plakasının tespit edilememesi nedeni ile Güvence Hesabının zarardan sorumlu olduğu anılan yasa uyarınca belirtilmiştir. Olay tarihi itibari ile zarar sorumlusu/… öğrenildiğine göre uygulanması gereken zamanaşımı süresi 10 yıllık genel zamanaşımı olmayıp uzamış zamanaşımı süresidir. Olay tarihinden itibaren KTK’nın 109/2. maddesindeki uzamış ceza zamanaşımı süresi (8 yıl) içinde davanın açılmadığı gözetildiğinde davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile … kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 10.11.2022 tarihinde Üye …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109/1 maddesi uyarınca motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler yönünden zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. 2 yıllık subjektif (kısa) zamanaşımının başlaması için zarar görenin hem zararı hem de tazminat yükümlüsünü öğrenmesi gerekir. 10 yıllık objektif (uzun) zamanaşımı süresi içinde kalmak koşuluyla zarar gören bu iki unsuru ne zaman öğrenirse 2 yıllık kısa zamanaşımı o tarihten itibaren işlemeye başlar ve en geç 10 yıllık zamanaşımının gerçekleşmesiyle de sona erer. Yerleşik yargısal uygulamalara göre zamanaşımının işlemeye başlaması yönünden sürücü (haksız fiil faili) işleten ve sigorta aynı koşullara tabiidir. Yani biri yönünden işlemeye başlamayan zamanaşımı diğerleri yönünden de işlemeye başlamaz. Hakeza biri yönünden işlemeye başlayan veya sona eren zamanaşımı diğerleri yönünden de işlemeye başlar veya sona erer.
Somut olayda; davacı Karayolları Trafik Kanunu kapsamında motorlu araç kabul edilen bir aracın çarpması sonucunda yaralanmış ve zarar görmüştür. Olay, 24.05.2012 tarihinde gerçekleşmiş ise de tazminat yükümlüsü olan sürücü (haksız fiil faili) tespit edilememiş, yani hakeme başvuru tarihi olan 16.10.2020 tarihinde dahi tazminat yükümlüsü zarar gören tarafından öğrenilememiştir. Buna göre KTK’nın 109/1 maddesinde düzenlenen 2 yıllık subjektif kısa zamanaşımı süresi işlemeye başlamamıştır. İşlemeye başlamama davacı zarar gören için olduğu gibi Sigortacılık Kanunu’nun 14/2-a maddesi uyarınca sigortalının tespit edilemediği (faili tespit edilemeyen) motorlu araç kazaları sebebiyle sorumlu olan … yönünden de geçerlidir. Hakem heyetine başvuru tarihi itibariyle 10 yıllık uzun zamanaşımı süresi de dolmadığına göre İtiraz Hakem Heyetince davalının zamanaşımı def’i reddedilerek işin esasının incelenmesi yerindedir. Hal böyle olunca davalı vekilinin buna ilişkin temyiz sebebi reddedilerek diğer temyiz sebeplerinin incelenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini düşündüğümden Dairemiz çoğunluğunca başvurunun zamanaşımı sebebiyle reddi gerektiği yönündeki bozma kararına iştirak edemiyorum.