YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/18479
KARAR NO : 2022/17545
KARAR TARİHİ : 22.12.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sigorta tahkim davasının Uyuşmazlık Hakem Heyetince yapılan yargılaması sonunda davanın kabulüne dair verilen kararın davacı vekili ile davalı vekilinin başvurusu üzerine yapılan itiraz incelemesinde İtiraz Hakem Heyetince itirazların reddine dair verilen kararın süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 02.07.2020 tarihinde davalı … şirketine yangın sigorta poliçesi ile sigortalı işyerinin alt katında klima cihazında meydana gelen kısa devre sonucu oluşan alevli yangında işyerinin hasar gördüğünü belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 5.001,00 TL maddi tazminatın hasar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davanın kabulü ile 5.001,00 TL hasar bedelinin 10.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş; karara, davacı vekili ile davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir. İtiraz Hakem Heyetince; itirazların reddine karar verilmiş; itirazın reddine dair verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, yangın sigorta poliçesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nın 297/1-2. maddeleri uyarınca, mahkeme kararında; hüküm sonucunun, taraflara yükletilen hak ve sorumlulukların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi gerekir.
Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur.
Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır.
Somut olayda, davacı vekilince bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların dikkate alınmadığı ileri sürülerek … kararına itiraz edilmiş; İtiraz Hakem Heyetince, davacı tarafından davanın şimdilik kaydıyla fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak suretiyle kısmi alacak davası şeklinde açıldığı, bilirkişi raporuna itiraz eden ve zararın 300.000,00 TL olduğunu ifade eden davacı vekili tarafından ıslah hakkı kullanılmayınca taleple bağlı kalınarak hüküm kurulduğu, dava belirsiz alacak davası olmadığından ve kısmi alacak davasında talep üzerinden hüküm kurulması durumunda artık davacı açısından itiraz yoluna başvurmada hukuki menfaat olmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyetince, davacı taraf itirazı hakkında davacı tarafın fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu ve itiraz etmekte hukuki menfaati olduğu gözetilerek esasa dair karar verilmemiş olması 6100 sayılı HMK’nun 297/2. maddesine aykırıdır. Bu nedenle, davacı tarafın itirazlarının esasına girilerek incelenmek suretiyle bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 22.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.