YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/18665
KARAR NO : 2022/15556
KARAR TARİHİ : 28.11.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davanın kabulüne ve İtiraz Hakem Heyeti tarafından davalı vekilinin itirazının reddine dair verilen kararın davalı vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Davacı; davalı tarafından zorunlu deprem sigortalı konutunun 24.01.2020 tarihinde gerçekleşen deprem sonucu ağır hasar gördüğünü ve riskli yapı kabul edilip yıkıldığını, davalının ödediği 20.317,14 TL hasar bedelinin gerçek zararın çok altında olduğunu belirterek, eksik ödenen 79.642,86 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacıya poliçe kapsamında gerekli ödemenin yapıldığını ve sorumluluklarının son bulduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; davanın kabulü ile 79.642,86 TL hasar bedelinin davalıdan tahsiline dair verilen karara davalı vekilince yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, zorunlu deprem sigorta poliçesi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Davacı taraf, davalı nezdinde zorunlu deprem sigorta poliçesiyle sigortalı olan konutunun deprem nedeniyle ağır hasar gördüğünü ileri sürerek tazminat isteminde bulunmuş; davalı ise, depremin doğrudan sebep olduğu zarar bedelinin eksperce belirlenmesi üzerine gerekli ödemeyi yaptığını savunmuştur. Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından, 27.10.2020 tarihli inşaat mühendisi bilirkişinin raporu benimsenerek, depremin doğrudan etkisiyle oluşan zarardan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş; davalının bu karara itirazı da İHH tarafından reddedilmiştir.
Davacıya ait konutun deprem nedeniyle ağır hasar gördüğü, riskli yapı haline geldiği ve acil yıktırılacak bina olduğunun, AFAD ile Çevre Şehircilik Bakanlığı Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından tespit edilip ilan edildiği; anılan bu karar gereği davacı konutunun yer aldığı binanın 19.02.2020’de yıkıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Resmi kurumlar tarafından yapılan bu tespitler de dikkate alındığında, sigortalı konutun bulunduğu binanın yapımının gerçekleştirildiği dönemden bu yana zaman içinde binada oluşan yapısal bozulma ve yapım eksiğinin mi yoksa depremin doğrudan etkisinin mi zarara neden olduğu, taraflar arasındaki temel uyuşmazlık noktasıdır. Açıklanan bu uyuşmazlığın çözümünün, özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği her tür izahtan uzaktır. Teknik değerlendirme yapılırken de, depremin meydana geldiği yer (merkez üssü), depremin şiddeti, sigortalı konutun bulunduğu yer ile depremin merkez üssü arasındaki mesafe vs. gibi birçok verinin detaylı irdelenmesiyle sonuca ulaşılması gerekli olup, anılan bu değerlendirmeler, konusunda uzmanlığı bulunan jeoloji mühendisi bilirkişi tarafından yapılmalıdır.
Hakem Heyeti tarafından benimsenen 27.10.2020 tarihli raporu düzenleyen bilirkişinin inşaat mühendisi olduğu; bu raporda, zararın depremin doğrudan etkisiyle meydana gelip gelmediği konusunda herhangi bir değerlendirme bulunmadığı; sadece, oluşan hasar bedeli konusunda hesaplama yapıldığı görülmektedir. Raporu düzenleyen bilirkişinin uzmanlığı, uyuşmazlık noktasını (hasarın depremin doğrudan etkisiyle meydana gelip gelmediğini) çözmeye uygun olmadığından, bu rapora göre karar verilmesi eksik inceleme niteliğindedir.
2-Davalı tarafından düzenlenen 13.11.2019- 13.11.2020 vadeli poliçede, sigortalı konut 102.000,00 TL bina bedeli ile sigortalanmıştır. Davacıya ait konutta oluşan gerçek hasar bedelinin (yeniden yapım maliyetinin), deprem tarihi itibariyle ne kadar olduğunun doğru tespiti önem kazanmaktadır. Hakem Heyeti’nin karara esas aldığı 27.10.2020 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; gerçek zararın hesaplanması gerekmekle birlikte, bina yıkıldığından bunun mümkün olmadığı gerekçesiyle, poliçedeki 102.000,00 TL’lik sigorta bedelinden % 2 muafiyet ve davalının daha önce ödediği tutar düşülerek hesaplamanın yapıldığı görülmüştür.
Oysa, Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları’nın B.3-1. maddesinde “Sigorta tazminatının hesabında, tam veya kısmi hasar olmasına bakılmaksızın, rizikonun gerçekleştiği yer ve tarihte, benzer yapı özellikleri göz önünde bulundurularak, binanın piyasa rayiçlerine göre hesaplanan yeniden yapım maliyeti esas alınır” düzenlemesi yapılmış olup, bu esaslara göre hesaplama yapmayan rapor, karara esas almaya elverişli değildir.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; binaya ait yapı ruhsatı- proje vs. belgelerin ilgili yerlerden temin edilmesinden sonra, konusunda uzman 1 jeoloji mühendisi, 1 inşaat mühendisi ve 1 sigortacıdan oluşan bilirkişi heyetinden, yukarıdaki açıklamalar ışığında sigortalı konutun riskli ve ağır hasarlı olarak tespitine neden olan hasarlarının, davaya konu deprem olayının doğrudan etkisiyle mi yoksa binanın yapısal özellikleri (yapım eksiği) ile zaman içinde ortaya çıkan yapısal bozulmaları nedeniyle mi meydana geldiğinin tespiti; depremin doğrudan etkisiyle hasarın oluştuğunun saptanması halinde ise, ZDS Genel Şartları ve ZDS poliçesi gereği, davacının talep edebileceği tazminat miktarının, binanın özellikleri gözetilerek, deprem tarihindeki (2020 yılı) piyasa rayiç bedellerine göre yeniden yapım maliyetinin hesaplanması, poliçedeki % 2’lik muafiyet ve davalının önceki ödemesinin düşülmesiyle hasar bedelinin saptanması hususlarında ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; dosyanın, hakem dosyasının saklanması kararını veren İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 28.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.