Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/18690 E. 2022/15613 K. 28.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/18690
KARAR NO : 2022/15613
KARAR TARİHİ : 28.11.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti’nce davanın kabulüne dair verilen karara davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen 14.02.2021 tarih, 2021/İHK-4327 sayılı itirazın reddine dair kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili; davalıya … poliçesi ile sigortalı aracın 25.10.2014 tarihinde karıştığı çift taraflı trafik kazasında yolcu olarak bulunan davacının yaralanarak malül kaldığını belirterek; belirsiz alacak davası olarak, 4.088,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 912,00 TL rapor ücretinin temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 02.11.2020 tarihli dilekçe ile talebini 168.687,00 TL’ye artırmıştır.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; davanın kabulü ile 168.687,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 13.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hükme karşı davalı vekili itiraz yoluna başvurmuştur. İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine dair verilen karara karşı davalı vekili temyiz yoluna başvurmuştur.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2.Diğer temyiz itirazlarına gelince:
a-Dava, trafik kazası sonucu cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
HMK’nın 266. ve devamı maddeleri gereğince çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir, hükmüne yer verilmiştir.
Kaza tespit tutanağında, dava dışı traktör sürücüsü, “yerleşim birimleri dışındaki taşıt yolunda duraklama ve park etme durumunda gerekli tedbirleri almama” ve “römorkun arka ışıklarını yakmama” nedeniyle asli kusurlu, davalıya sigortalı aracın sürücüsü ise “geceleyin seyrederken yeterince aydınlatılmamış yerlerde uzağı gösteren ışıkları yakmamak” kuralını ihlal ettiğinden tali kusurlu bulunmuştur.
Ceza yargılamasında ATK tarafından düzenlenen raporda ise dava dışı traktör sürücüsü yerleşim yeri dışı, aydınlatma olmayan mahalde nizamlara aykırı şekilde yeterli ışık donanımı bulunmayan aracını yol üzerine park ettiği, geriden gelecek araçları uyaracak şekilde gerekli tedbirleri de almadığı olayda dikkatsiz ve özensiz davrandığından %50 oranında kusurlu olduğu, davalının sigortacısı olduğu araç sürücüsü, seyir sırasında dikkatini yola vermediği, mevcut trafik işaret levhasını dikkate almadığı (40 km hız) mahal şartlarına uygun hızda seyretmediği, hızını far ışıkları altındaki görüş mesafesini kontrol edebilecek seviyede ayarlamaması neticesinde traktörü geç fark edip tedbirlerinde gecikerek söz konusu araca arkadan çarpmasından dolayı %50 oranında kusurlu bulunmuş, Uyuşmazlık Hakem Heyetince bu rapor hükme esas alınarak karar verilmiştir.
6098 Sayılı TBK’nın 74. maddesi gereğince hukuk hakimi ancak ceza mahkemesinde tespit edilen maddi vakıa ile bağlı olup zarar verenin kusurunun bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı şüphesiz hukuk hakimini bağlamayacaktır.
Bu durumda; Hakem Heyetince benimsenen ceza dosyasındaki ATK kusur raporu ile kaza tespit tutanağında belirlenen kusur durumu yönünden çelişki meydana geldiği açıktır.
Her ne kadar davacı yolcu olup kusursuz ise de, davacı vekilince başvuru dilekçesinin içeriğine göre, davalının kusuru oranında tazminata karar verilmesi talep edildiği anlaşılmakla, gerçek zararın giderilmesinde kusur durumunun tespiti önemli yer tutmaktadır. Buna göre, ceza dosyası getirtilerek ceza dosyasında alınan kusur raporları, kaza tespit tutanağı irdelenerek, tüm dosya kapsamı ile oluş şekline göre tarafların olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti ve meydana gelebilecek çelişkilerin giderilmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması için İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek bilirkişi heyetinden kusur raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken çelişkiler giderilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmamış,bozmayı gerektirmiştir.
b- 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesinin (17) numaralı fıkrası ve 19.01.2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 6. maddesi ile adı geçen Yönetmeliğin 16. maddesine eklenen 13. fıkra uyarınca tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan Asliye Mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 17. maddesi (2) numaralı fıkrasına göre de Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde Asliye Mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Tarifenin üçüncü kısmına göre nispi avukatlık ücretine hükmedilen durumlarda da talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine tarifeye göre hesaplanan nispi ücretin beşte birine hükmedilir.
Açıklanan nedenlerle; İtiraz Hakem Heyeti’nce davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16. maddesinin (13) numaralı fıkrasının uygulanması gerektiği göz önüne alınarak AAÜT’nin 13. maddesi ve AAÜT’nin 17. maddesi gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (2/a, b) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte gösterilen nedenlerle reddine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 28.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.