YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/18703
KARAR NO : 2022/13892
KARAR TARİHİ : 07.11.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davanın kabulüne ve İtiraz Hakem Heyeti tarafından davalı vekilinin itirazının reddine dair verilen kararın davalı vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Davacı vekili; davalının trafik sigortacısı olduğu aracın davacının idaresindeki araca çarpmasıyla oluşan kaza sonucunda davacının yaralanıp % 6,2 oranında malul kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL. tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 21/09/2020 tarihli ıslah dilekçesiyle, taleplerini 39.900,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; davaya konu edilen alacağın zamanaşımına uğradığını da belirterek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne ve 39.900,00 TL. sürekli işgücü kaybı tazminatının 15/05/2020 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karara davalı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazası sonucu oluştuğu iddia edilen bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 41. maddesinde (6098 sayılı TBK’nın 49. md) haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de (TBK’nın değişik 72. md) haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine (TBK’nın 72. maddesinde 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmüştür) tabi olduğu belirtilmiştir.
Buna karşılık 2918 sayılı KTK’nun 109/1. maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddenin özellikle 2. fıkrasında “dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa” ifadesi ile kanun koyucu, taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise, uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını kabul etmiştir. Görüldüğü gibi, BK’nın 60 ve 2918 sayılı KTK’nın 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından 1 yıl yerine, 2 yıl olarak öngörülmesidir. (TBK’nın 72. maddesi ile bu konuda da paralellik sağlanmıştır).
Haksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır. Zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen ise, haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesi olup, bu bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi yoktur. Bedensel zararın (yaralanmanın) gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilmelidir.
Açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; kaza sonucu davacı yaralanmış olup, kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK’ya göre zamanaşımı süresi 8 yıldır. Davaya konu trafik kazası 22/02/2012 tarihinde meydana gelmiş, dava ise 09/07/2020 tarihinde açılmıştır. Davalı taraf, davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığı savunmasında bulunmuş olmasına rağmen, gerek Uyuşmazlık Hakem Heyeti gerekse İtiraz Hakem Heyeti, davacının zararı 21/03/2020 tarihli maluliyet raporuyla öğrendiği ve bu tarihten sonraki 2 yıl içinde davanın açıldığı gerekçesiyle, zamanaşımı savunmasına itibar etmemiştir. Oysa; davacının tedavi belgeleri incelenerek düzenlenen 21/03/2020 tarihli maluliyet raporunda, maluliyet belirlenmesine yol açan rahatsızlığın (sol ayak bileği kırığı) kazadan hemen sonraki epikriz belgeleriyle tespit edildiği açıkça ortaya konulmuş olup, davacının sonraki tarihlerde tedavi gördüğü ya da maluliyetine neden olan rahatsızlığı ile ilgili bir artış olduğu da davacı yanca iddia edilmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; zararın kapsamının belli olduğu (davacı tarafından öğrenildiği) tarihin kaza tarihi olduğu ve bu tarihten sonraki 2 yıl içinde dava açılmadığı gibi, KTK’nın 109/2. maddesinde atı yapılan uzamış ceza zamanaşımı süresi içinde de davanın açılmadığı gözetilerek, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına; dosyanın, hakem dosyasının saklanması kararını veren İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 07/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.