YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1897
KARAR NO : 2021/9774
KARAR TARİHİ : 06.12.2021
MAHKEMESİ :… 1.Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki ilk derece mahkemesinde görülen tasarrufun iptali davasında verilen davanın davalı … yönünden reddine, davalı … ve … yönünden kabulüne ilişkin hüküm hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; istinaf isteminin kabulüne ilişkin kararın, süresi içinde davalılar … ve … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili; asıl borçlu … ve diğer borçlular aleyhine … 2.İcra Müdürlüğünün 2013/2031 Esas sayılı dosyasında 604.980,23-TL takip çıkışı ile icra takibine başlandığını, borçluların araç ve taşınmazlarına haciz konulduğunu fakat kendilerinden önce konulan çok sayıda hacizin varlığı nedeniyle tahsil kabiliyetinin olmadığını, yapılan harici araştırmada davalı …’ın … ili, … Mahallesi, 1190 ada, 10 parselde kain 2. kat 4 nolu bağımsız bölümü diğer davalı …’e 19/12/2012 yılında 70.000,00-TL bedelle sattığını, yine … lehine … ili, … Mahallesi, 1210 ada, 24 parsel B Blok 1. kat 1 nolu bağımsız bölüme ilişkin 198.000,00-TL bedelli ipotek tesis ettirdiğini, ayrıca … ili, … Köyü … mevki 1410 parsel 6.blok zemin kat 2 nolu bağımsız bölümün de …’in eniştesi olan diğer davalı …’a devrettiğini öğrendiklerini, bu devirlerin hepsinin davacı alacaklıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, davalılar … ve …’in ticari ortak ve yakın arkadaş olduklarını, …’in oğlu … ile …’in ortak oldukları inşaat şirketlerinin olduğunu, yine diğer davalı …’in de …’in eniştesi olduğunu, tarafların birlikte hareket ettiklerini belirterek, satış ve ipotek tesisinden oluşan bu tasarrufların İİK 277 vd. maddelere göre iptalini ve üzerinde davacıya cebri icra yetkisi tanınmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili; müvekkili ve diğer takip dosyası borçlularının borçları karşılamaya yetecek malvarlıklarının bulunduğunu, davaya konu satışların gerçek satış olduğunu, Güzenler şirketi ile alış verişleri nedeniyle borcunun bulunduğunu, bu borca karşılık devirlerin olduğunu ifade edip davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili; müvekkilinin firmasının da diğer davalı …’in şirketinin de …’da herkes tarafından bilinen şirketlerden olduğunu ve mal alışverişi içinde olmalarının normal olduğunu, müvekkilinin alacağına karşılık davaya konu satışların olduğunu ifade ederek davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı … vekili; dava tarihi itibariyle bahsedilen taşınmazın sahibinin müvekkili olmadığını, …’e geri satıldığını, bu davada müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini zaten ilk satışın da usule uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece,davalılardan …’a yönelik davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı … ve …’e yönelik davanın kabulü ile; davalılar … ve … arasında satışı yapılan … ili, … Mahallesi, 1702 pafta, 1190 ada, 10 parsel ikinci kat 4 nolu bağımsız bölüme ilişkin tasarrufun iptali ile davacı şirket yönünden … 2.İcra Müdürlüğünün 2013/2031 Esas sayılı dosyasındaki alacağa münhasıran cebri icra yetkisi verilmesine, Davalılar … ve … arasında satışı yapılan fakat diğer davalı …’e yeniden devredilen … ili … Köyü Değirmendere mevki 1410 parsel 6.blok zemin 2 nolu bağımsız bölüme ilişkin tasarrufun iptali ile davacı şirket yönünden … 2.İcra Müdürlüğünün 2013/2031 Esas sayılı dosyasındaki alacağa münhasıran cebri icra yetkisi verilmesine, Davalılar … ve … arasında … lehine tesis edilen … ili … Mahallesi 1702 pafta, 1210 ada, 24 parsel birinci kat B Blok 1 nolu bağımsız bölüme ilişkin 198 Bin TL bedelli ipoteğe ilişkin tasarrufun iptali ile davacı şirket yönünden … 2.İcra Müdürlüğünün 2013/2031 Esas sayılı dosyasındaki alacağa münhasıran ipotek üzerinde cebri icra yetkisi verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile; … 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 19/04/2017 tarih, 2013/358 E. 2017/286 K. sayılı ilamının 353/1-b.2 maddesi uyarınca düzeltilmesine; yeni hüküm tesisine, davacının davasının kabulüne, davalılar … ve … arasında satışı yapılan … ili … Mahallesi 1702 pafta, 1190 ada, 10 parsel ikinci kat 4 nolu bağımsız bölüme ilişkin tasarrufun iptali ile davacıya … 2.İcra Müdürlüğünün 2013/2031 Esas sayılı dosyasındaki asıl alacak ve fer’ileriyle sınırlı olmak üzere bu taşınmaz üzerinde cebri icra yetkisi verilmesine, Davalılar … ve … arasında satışı yapılan fakat bilahare diğer davalı …’e devredilen … ili … Köyü Değirmendere mevki 1410 parsel 6.blok zemin 2 nolu bağımsız bölüme ilişkin tasarrufun iptali ile davacıya … 2.İcra Müdürlüğünün 2013/2031 Esas sayılı dosyasındaki asıl alacak ve fer’ileriyle sınırlı olmak üzere bu taşınmaz üzerinde cebri icra yetkisi verilmesine, Davalılar … ve … arasında … lehine tesis edilen … ili … Mahallesi 1702 pafta, 1210 ada, 24 parsel birinci kat B Blok 1 nolu bağımsız bölüme ilişkin 198.000,00-TL bedelli ipoteğe ilişkin tasarrufun iptali ile davacıya … 2.İcra Müdürlüğünün 2013/2031 Esas sayılı dosyasındaki asıl alacak ve fer’ileriyle sınırlı olmak üzere bu ipotek üzerinde cebri icra yetkisi verilmesine, karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-6100 sayılı HMK.daki yeni düzenleme ile getirilen istinaf kanun yolu, ilk derece mahkemesi ile temyiz incelemesi arasında, ikinci derece bir denetim mekanizması ve kanun yoludur.
İstinaf kanun yolu uygulamasında, ilk derece mahkemesi kararından sonra, karar ilk olarak istinaf denetimine tâbi tutulmakta, istinaf denetiminden sonra temyiz yolu açıksa temyize başvurulmaktadır. Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle yargılama üç aşamalı hale gelmiştir. Önce İlk Derece Mahkemesinde ilk derece yargılaması yapılarak karar verilmekte, ardından Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf incelemesi ile vakıa ve hukukilik denetimi yapılmakta, son olarak da Yargıtay’da temyiz incelemesine gidilmektedir.
Yeni sistemde temyiz edilen karar İlk Derece Mahkemesinin kararı değil, Bölge Adliye Mahkemesinin kararıdır. Artık İlk Derece Mahkemesi kararının doğrudan temyiz edilmesi mümkün değildir. İlk Derece Mahkemesi’nin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmaması halinde karar kesinleşmektedir.
6100 sayılı HMK’nın yargılama sitemine göre İlk Derece Mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf başvurusu üzerine tarafın istinaf başvurusunun usulden/esastan reddine karar verebilir veya İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak yeniden hüküm kurabilir. Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeni karar verilmesi halinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır.
Taraflardan birisinin İlk Derece Mahkemesi’ nin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmaması halinde kamu düzenine aykırılık yok ise diğer taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşacaktır. Karşı tarafın istinafı üzerine de Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesince verilen kararın değiştirilmemesi halinde, istinaf etmeyenin temyize başvurması usulü müktesep hak ilkesine takılacaktır. Zira istinaf mahkemesinin denetiminden geçmeyen bir kararın temyiz incelemesi söz konusu olmaz ve olmamalıdır. Dolayısıyla tarafların istinaf incelemesinin kapsamı dışında bıraktığı hususlar kendiliğinden temyiz incelemesinin de kapsamı dışında bırakılmış sayılır.
Kural olarak İlk Derece Mahkemesi’ nin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmayan tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmamaktadır. Ancak ilk kararı istinaf etmeyen taraf Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak yeni bir karar verilmesi halinde bu yeni kararı temyiz edebilecektir. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi halinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup, İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, davalı … yönünden davanın kabulüne ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararını adı geçen davalı istinaf etmemiş, ancak Bölge Adliye Mahkemesinin davacı tarafın istinaf başvurusunu kabulüne ilişkin kararına karşı davalı … ve … vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
Yukarıda açıklandığı üzere davalı … tarafından İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmadığından davacı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden, davalı …’in Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmamaktadır. Aksi düşünce istinaf başvurusunda bulunmayan tarafa ilk derece mahkemesi kararını istinaf kanun yolunu atlayarak temyiz etme hakkı tanımış olur ki bu durum 6100 sayılı HMK ile hayata geçirilen üç kademeli yargılama sistemini iki yargılama sistemine dönüştürür ve istinafın devre dışı bırakılmasına yol açar.
Bu açıklamalar ışığında, İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen davalı … vekilinin, Bölge Adliye Mahkemesinin davacının istinaf başvurusunun esastan kabulüne ilişkin kararını temyiz hakkı olmadığı anlaşıldığından, davalı … vekilinin temyiz isteminin reddi gerekir.
2-Davalı … vekilinin temyizine ilişkin yapılan incelemede;İlk derece mahkemesince verilen karara yönelik olarak davacı vekilince yapılan istinaf başvurusu üzerine, HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi’nce esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi, HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına, göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) nolu bentte gösterilen nedenle davalı … vekilinin temyiz isteminin reddine, … vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının ilk derece Mahkemesine, dairemiz karar örneğinin ise Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda dökümü yazılı 8.335,20 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı …’dan alınmasına, 06/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.