YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/19040
KARAR NO : 2022/17019
KARAR TARİHİ : 14.12.2022
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Av. … tarafından, davalılar aleyhine 12.07.2005 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine dair verilen 21.06.2018 günlü karara karşı davacının istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; istinaf başvurusunun reddine dair verilen 24.03.2021 günlü İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi kararının Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Davacı vekili, Kuruluş Teftiş Kurulu kararı gereğinde, 1998-2002 yılları arasında mevzuat hükümlerine aykırı olarak hizmet alımı sözleşmeleri ile part-time hizmet alım sözleşmeleri yapıldığını 78 personel alındığını, Türkiye İş Kurumu aracılığı olmadan 78 işçiden 57 tanesinin yönetim kurulu kararıyla, 27 tanesinin ise genel müdürlük oluru ile işe alındığını, işe alımların kanun, tüzük ve yönetmeliklere aykırı olarak yapıldığını, ifadelerine başvurulan yönetim kurulu üyelerinin ihtiyaç olmamasına rağmen işe alım yaptıklarını, işyeri ile ilgili SSK tarafından yapılan denetim sonrasında hazırlanan raporda, işyerinde çalışan işçilerin fiili olarak tam gün çalıştırılmasına rağmen sigorta bildirimlerinin 10 gün üzerinden yapıldığı, SGK ve Vergi Dairelerince 58.517,43 TL ana para, 132.394,73 TL gecikme cezası ve 9.888,58 TL para cezası olmak üzere toplam 200.800,74 TL’nin ödendiğini, ana para haricinde kalan gecikme tutarı ile idari para cezası toplamı olan 142.283,31 TL zarardan dava konusu işçilerin imza ve onayları ile işe alan davalıların sorumlu olduğunu belirterek bu miktarın ödeme tarihi olan 16.05.2005 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili davacı kurumun bu ve benzeri taleplerle kendilerine karşı sayısız dava açtığını ve sonuçta davaların reddine karar verildiğini, işyerinin ihtiyacı olması nedeni ile avukat, doktor, fenerci, deniz personeli olarak işe alımlar yapıldığını, işe alımlarda davacı kuruluşun ilgili dairelerince çalışma yapılıp davalının da arasında bulunduğu yönetim kuruluna sunulduğunu, yönetim kurulunun, davacı kurumun ilgili daire başkanlıklarının talebine binaen işlem yaptığını, ayrıca hukuk müşavirliğinden de görüş alındığını, davacı kurumun sanki usulsüz atama yapılmış gibi ifadede bulunduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı …, …, …, … vekili cevabında; personel alımları nedeni ile yönetim kurulu üyelerinin sorumlu tutulamayacağını, davacı kurumun işe alınan personelin emek ve mesaisinden yararlandığını,eksik sigorta primi ödenmesinin işe alımlarla ilgisi olmadığını, davacı kurum tarafından ödenen kıdem ve ihbar tazminatlarına ilişkin açmış olduğu rücu davalarının reddedildiğini savunarak davanın reddini talep etmişlerdir.
Davalı Akif Köroğlu vekili; husumet itirazında bulunduklarını, davalıların tamamının yönetim kurulu üyeleri olduğunu, davalının ise genel kurulda olduğunu, yetkinin yönetim kurulunda olması nedeni ile sorumluluğunun olmadığını, kurum teftiş raporunun adli anlamda önem taşımayan bir rapor olduğunu, idari makamların subjektif raporları ile işlem yapılamayacağını, ayrıca raporda kendi isminin geçmediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı … vekili; davalının 6 yıl Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptığını, açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı kuruma Türkiye Deniz İşletmelerinden ayrılması ile kıyı hizmetleri, emniyetli geçiş, kazalara müdahale gibi görevler verildiğini bu işler için gerekli araçları olmasına rağmen kadrosu olmadığını, bu eksikliğin giderilmesi için Bakan, müsteşar, DPT müsteşarı ile görüşüldüğü Türkiyenin taahhütleri nedeni ile kadro verilemeyeceğininin ve part-time usulu elaman çalıştırılması gerekliliğinin belirtildiğini, part-time çalışanların hizmet sözleşmelerinde “çalışma saatlerinin genel müdürlüğün belirlediği gün ve saatlerdir” denildiği ve çalışanların tüm gün çalışmalarında sorumluluğun daire başkanlıklarında olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, dava dışı işçilerin çalıştırılmak suretiyle kamu hizmetinin devam ettirildiği, uygulamalar sona erdikten sonra da uğranılan zararın sadece davalılardan istenmesinin dürüstlük ilkesine aykırı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuş, Bölge Adliye Mahkemesince, dava dışı işçilerin fiilen tam gün çalıştırılıp buna uygun ücret verildiği, ancak sigorta primlerinin 10 gün üzerinden yatırılmasının hukuka aykırı olsa da işçilerin işe alım ve çalıştırılmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, Bakanlığın denetleme görevi olmasına rağmen uygulamanın devam ettiği ve bir uyarı yapılmadığı, dava dışı işçilerin davacı kurumda çalıştığı ve kurum zararının oluşmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerekçeye ve HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına göre davacı vekilinin yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün HMK 370/1. maddesi gereğince ONANMASINA, HMK 302/5 ve 373. maddeleri uyarınca dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesine, 492 sayılı Harçlar Yasasının 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına 14.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.