YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/19133
KARAR NO : 2022/16214
KARAR TARİHİ : 05.12.2022
Mahkemesi : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
İlk Derece Mahkemesi : Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 6183 sayılı Kanundan kaynaklanan menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; dava dışı …’in vergi borcu olduğunu, müvekkili şirketin …’den temizlik malzemeleri aldığını, bu nedenle davadışı …’in davacı şirketten alacağı olduğu kabul edilerek davalı … Bursa Vergi Dairesi Müdürlüğü Setbaşı Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından müvekkili şirkete 6183 sayılı Kanunun 79. maddesi uyarınca 09/06/2016 tarihli haciz bildirisinin gönderildiğini, haciz bildirisinin müvekkili şirkete 10/06/2016 tarihinde tebliğ edildiğini ancak 7 günlük süresinde haciz ihbarnamesine itiraz edilmediğini, bunun üzerine davalı idare tarafından 13/12/2016 tarihli ödeme emri düzenlenerek borçlu sıfatıyla müvekkili şirkete tebliğ edildiğini, müvekkili şirketin haciz bildirisinin tebliğ tarihi olan 10/06/2016 tarihi itibariyle dava dışı …’e ödemesi gereken herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkili şirketin almış olduğu temizlik malzemelerinden kaynaklanan borcunu …’e ödediğini, … ile müvekkili şirket arasında ticari alım satıma dayanan borç ilişkisinin 01/06/2016 tarihinde 9 adet çekin …’e teslimi ile son bulduğunu belirterek müvekkili tarafından davalı kurum aleyhine açılan menfi tespit davasının kabulü ile müvekkili şirketin dava dışı …’e borcu olmadığının tespit edilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince; hükme esas alınan 26/04/2018 tarihli bilirkişi raporuna göre davacı şirketin dava dışı borçlu …’e 01/06/2016 tarihinde verdiği çeklerin 01/06/2016 tarihi itibariyle davacı şirketin ticari defterlerine işlendiğinin tespit edildiği, davalı idarenin davaya konu haciz bildirisini davacı şirkete 10/06/2016 tarihinde
tebliğ ettiği, çekin ödeme vasıtası olduğu, çeklerin davadışı …’e teslim edilmesiyle birlikte davacı şirketin 01/06/2016 tarihi itibariyle borcunu ödemiş olduğu gerekçesiyle davacı tarafından açılmış olan menfi tespit davasının kabulüne, 6183 Sayılı Kanunun 79.maddesi gereğince davacı şirkete gönderilen 293.375,12 TL tutarlı haciz bildirisinin tebliğ tarihi itibariyle, davacının, dava dışı …’e borcu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Hükme karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; dosya kapsamında mali müşavir bilirkişiden alınan 26/04/2018 tarihli bilirkişi raporuna göre, davacı tarafın 2016 yılına ilişkin ticari defter ve kayıtlarının açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun yapıldığı, davacı lehine kesin delil olma vasfına sahip olduğu, yevmiye defteri kayıtlarına göre davacının dava dışı …’e olan ticari borçlarının 28/02/2016-28/04/2016 tarihleri arasında oluştuğu, 9 adet çekin 01/06/2016 tarihinde dava dışı vergi borçlusu …’e verildiği, alış faturaları toplamının 1.935.241,80TL olduğu, çeklerin bedellerinin 08/06/2016- 20/12/2016 tarihlerinde 1.941,241,78 TL olarak ödendiği, haciz ihbarının çekin keşide edilmesinden sonra yapıldığı, mahkemece davacı şirketin dava dışı …’e herhangi borcu bulunmadığı kanaatiyle davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6183 sayılı Kanunun 79/4 maddesine dayalı olarak açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
Anılan Kanun maddesinde “Herhangi bir nedenle itiraz süresinin geçirilmesi halinde üçüncü şahıs, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak ve haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla amme borçlusuna borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek zorundadır” şeklinde ifade edildiği üzere, haciz ihbarnamesine 7 günlük sürede itiraz etmeyen üçüncü kişilerin 1 yıl içinde açacağı menfi tespit davalarının genel mahkemelerde bakılacağı öngörülmüştür. Eldeki davanın bir yıllık süresinde açıldığı görülmüştür.
HMK’nın 222/3. maddesi gereğince, HMK’nın 222/2. maddesinde belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, ticari defterlerin, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılmış, defter kayıtlarının birbirini doğrulamış ve dayanak belgelerinin de bulunması gerekli olup, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Diğer tarafın belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Dosya kapsamından, ilk derece mahkemesi tarafından mali müşavir bilirkişiden alınan 26/04/2018 tarihli bilirkişi raporunda davacı şirketin 2016 yılına ait ticari defterleri incelenmiş olup, ticari defterlerin noter tarafından açılış ve kapanış onaylarının yapıldığı, davacı şirketin yevmiye defterinin incelenmesinde; davacı şirketin davadışı …’e toplam 1.935.241,80 TL borcu olduğu, borcun oluşma tarihinin 28/02/2016-28/04/2016 tarihleri arasında olduğu, bu kapsamda toplam 8 faturanın bulunduğu, davacı şirketin davadışı …’e olan borcunun ödenmesi için 9 adet çekin keşide edildiği, bu çeklerin de davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, yevmiye defterindeki kayıtlara göre 9 adet çekin 01/06/2016 tarihinde …’e teslim edildiği, çeklerin toplam tutarının 1.941.241,78 TL olduğu, buna göre davacı şirketin dava dışı …’e herhangi bir borcunun bulunmadığı kanaatine varılmış olup, mahkemece söz konusu bilirkişi raporu benimsenerek davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, davacı şirket ile davadışı … arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu hususu sabittir. Taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davacı şirketin davadışı …’e toplam 1.935.241,80 TL borcu olduğu, borcun 28/02/2016-28/04/2016 tarihleri arasında oluştuğu, dosya kapsamında incelenen davacı şirketin 2016 yılı ticari defterlerine göre ise söz konusu borcun 1.941.241,78 TL tutarlı 9 adet çekin …’e 01/06/2016 tarihinde teslim edilmesiyle birlikte ödenmiş olduğu anlaşılmıştır.
Ancak mahkemece hükme esas alınan 26/04/2018 tarihli bilirkişi raporunda yalnızca davacı şirketin 2016 yılına ait ticari defterlerinin incelendiği, davadışı vergi borçlusu tacir …’in 2016 yılına ait ticari defterlerinin incelenmediği, davacının ticari defterlerindeki kayıtlar ile …’in ticari defterlerindeki kayıtlar birbiri ile karşılaştırılmaksızın, sadece davacının sunduğu ticari defterler esas alınarak sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Bu haliyle, davacı ile davadışı …’in arasındaki borç ödemeleri konusunda sağlıklı bir sonuca ulaşılamaz.
Şu durumda Mahkemece, dava dışı vergi borçlusu …’in ticari defterleri ve banka kayıtları da incelenmek suretiyle haciz ihbarnamesinin davacıya tebliğ edildiği tarih itibariyle davacının dava dışı …’e borçlu olup olmadığı araştırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Bu yön gözetilmeksizin eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 373/1. maddesi gereğince kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 05/12/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.