YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1915
KARAR NO : 2021/5628
KARAR TARİHİ : 28.09.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : 1-… vekili Av. … 2-… vekili
Av. …
Taraflar arasındaki muvazaalı işlemin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı alacaklı vekili, davalı borçlu Likya Doğaltaş Maden İnş. Hayv. Tar. Nak. Taah. San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını, borçlunun mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazını 29.11.2013 tarihinde düşük bedel ile davalı …’e devrettiğini belirterek, bu muvazaalı işlemin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava Hikmet vekili, müvekkilinin taşınmazı raiç bedelden aldığını ve satış bedelini banka aracılığı ile ödediğini, borçlu şirket ile bir tanışıklığının olmadığını, haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu şirket vekili, müvekkilinin davacıya borçlu olmadığını, senedin teminat amaçlı verildiğini taşınmazı mal kaçırma amacı ile değil ihtiyaç nedeni ile sattığını belirtmiştir.
Mahkemece, davalı şirketin taşınmazı 29/11/2013 tarihinde diğer davalıya 700.000,00 TL’ye satmış olduğu, satış tarihindeki gerçek değerinin (669.240,00+693.520,00TL) 1.362.760,00 TL olduğu, davalıların taşınmazı 1.750.000,00 TL’ye sattıklarını iddia ettiği ve buna ilişkin sunulan adi nitelikteki sözleşmeye itibar edilmediği, borçlu şirketin ödeme emrini tebliğ aldığı 29/11/2013 tarihinde, davaya konu taşınmazını diğer davalı …’e gerçek değerin altında devretmek sebebiyle, davalı şirketin alacaklıdan mal kaçırmak kastı ile muvazaalı olarak hareket ettiği kanaatine varıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava BK’nın 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı satış işleminin iptaline ilişkindir.
Kural olarak 3. kişiler, danışıklı işlem nedeniyle hakları zarara uğratıldığı takdirde tek taraflı veya çok taraflı olan bu hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilir. Çünkü danışıklı bir hukuki işlem ile 3. kişilere zarar verilmesi onlara karşı işlenmiş bir haksız eylem niteliğindedir. Ancak 3. kişinin danışıklı işlem ile haklarının zarara uğratıldığının benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan alacaklı olması ve danışıklı işlemin alacağının ödenmesini önlemek amacıyla yapılmış bulunması gerekir.
BK’nın 19.maddesine göre iptal için salt ivazlar arasında önemli oransızlık olması yeterli olmayıp, satışın mal kaçırma amacı ile yapılmış olduğunun davacı tarafından ispat edilmesi gerekir. Bunun içinde sadace borçlunun bu niyettte olması yeterli olmayıp üçüncü kişininde bu niyeti bilerek işlem yapması kısacası eylem birliği içinde olmaları gerekir. Somut olayda, davalı üçüncü kişinin borçlunun mal kaçırma amacını bildiği ve bilmesi gereken kişilerden olduğu ispat edilememiştir.
Bu halde, davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 28/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.