YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1917
KARAR NO : 2021/8524
KARAR TARİHİ : 09.11.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; mahkemece kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar … ve … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– KARAR –
Davacı vekili, davalı borçlu … hakkında takip yapıldığını, takibin semeresiz kaldığını, dava konusu taşınmazlarını davalılar … ve …’na sattığını belirterek, bu tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … ve … vekili, müvekkillerinin iyiniyetli olduklarını, alacaklı ve borçlunun muvazaalı hareket ettiğini, borçlu ile uzak akraba olduklarını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlu, cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların tapudaki satış bedelleri ile gerçek değerleri arasında önemli oransızlık olduğundan tasarrufun iptali gerektiği, belirtilerek davacı dava konusu 1914 ada 62 parselle ilgili davasından vazgeçtiğinden, bu taşınmaz yönünden vazgeçme nedeni ile davanın reddine, diğer taşınmazlar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK’nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İİK’nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Somut olayda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemiştir.
Dava koşulları yönünden dosya incelendiğinde, davacının 82.993,43 TL alacağının …..İcra Müdürlüğünün 2011/8645 sayılı takip dosyasına dayandığı, borcun kaynağının 15.06.2011 tanzim tarihli bonolara ilişkin olduğu, borçlu hakkındaki takiplerin kesinleştiği, davanın İİK 284.maddesinde öngörülen 5 yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Davalı üçüncü kişiler, borcun gerçek olmadığı iddiasında bulunduklarından öncelikle, bu hususun araştırılması gerekir.Bunun için borcun doğum tarihi olan , 15.06.2011 tarihi itibari ile davacı …’in 82.993,43 TL borcu inşaatlarda işci olarak çalışan, sabit işi olmayan borçluya verme gerekçesi, verip vermediğinin araştırılması gerekmektedir. Bu hususda yapılan araştırma sonucu alacağın gerçek olduğunun tesbiti halinde ise bu kez borçlunun aciz halinin varlığının tesbiti gerekir.
Borçlu adresinde 05.01.2012 tarihinde yapılan hacizde 1.300 TL’lik ev eşyası haczedilmiş ise de, borçlunun babasından intikal eden 10 dan fazla hisseli taşınmaz olduğu, üzerlerinde takyidat olmadığı, bu taşınmazların kıymet takdirlerinin yapılmadığı görülmektedir, bu hali ile borçlunun aciz halinin gerçekleşip gerçekleşmediği anlaşılamamaktadır.
Mahkemece borçlunun babasından kalan taşınmazların yapılmış kıymet takdiri var ise bunların, celbi yok ise kıymet takdiri yapılarak borçlu hissesinin alacağı karşılamaya yeterli olap olmadığının aratırılması, kısaca borçlunun aciz halinin var olup olmadığının tesbiti gerekir.
Bundan başka, davalı borçlu hükümlü olması nedeniyle … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/384 Esas 2021/1783 Karar sayılı ilamı ile vesayet altında alındığından TMK’nun 407. maddesi uyarınca mahkemece, vasinin davaya katılımının sağlanması; yine karardan sonra davacı alacağını 13.10.2014 tarihinde dava dışı Mehmet Karatop’a devrettiğinden bu şahsında davaya katılımı sağlanarak davaya devam edilmesi gerekir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davalılar … ve … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar … ve …’na geri verilmesine, 09/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.