Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/19681 E. 2022/16096 K. 05.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/19681
KARAR NO : 2022/16096
KARAR TARİHİ : 05.12.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki sigorta tahkim davası hakkında … … tarafından verilen karara karşı taraf vekillerince itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetinin 17/03/2021 tarih ve 2021/İHK-7447 sayılı davalı vekilinin itirazının reddine, davacı vekilinin itirazının vekalet ücretine yönelik olarak düzeltilmesine, … kararının vekalet ücretine yönelik bendinin düzeltilmesine dair verilen kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan aracın karıştığı trafik kazasında araçta yolcu konumunda olan müvekkilinin yaralandığını, meydana gelen trafik kazasında davalı tarafından sigortalanan aracın sürücüsünün asli kusurlu olduğunu, kaza nedeniyle müvekkilinin malul kaldığını belirterek oluşan zararın tazminini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
… Uyuşmazlık Hakem Heyetince, kaza sırasında davacının emniyet kemeri takılı olmadığından müterafik kusur indirimi yapılarak başvurunun kısmen kabulü ile 34.841,24 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 6.739,49 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 2.000 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 43.580,73 TL’nin 17.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı taraf vekillerince itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının reddine, davacı vekili yararına tam ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının kabulüne, … kararının vekalet ücretine yönelik bendinin düzeltilmesine karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2) Dava, trafik kazası sonucu yaralanmadan kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
a) Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak alınan Karadeniz Teknik Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü Tıp Bilimleri Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 03.07.2020 tarihli raporda, davacının kaza nedeniyle oluşan maluliyeti epilepsi nöbeti olmayan ancak nöbet geçirme riski olanlar için %5 oranında olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca maluliyet raporunun içeriğinden davacının kaza nedeniyle epilepsi hastalığına yakalandığı, bu nedenle tedavi gördüğü ya da nöbet geçirdiğine dair herhangi bir tedavi evrakının olmadığı, yalnızca kaza sonrası düzenlenen genel adli muayene formu ve muayene bulgularının incelendiği anlaşılmaktadır.
Şu durumda, davacının yaralanmadan kaynaklı maluliyetinin tespiti için tüm tedavi evraklarının getirtilip değerlendirmek üzere içerisinde beyin cerrahı ve nöroloji uzmanının da bulunduğu ATK İhtisas Kurulu’ndan, davacının ikametgahına en yakın üniversitelerin adli tıp anabilim dalı başkanlığından ya da Sağlık Bakanlığının belirlediği yetkili hastanelerden alınmak üzere kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde, davacıda kalıcı maluliyet bulunup bulunmadığı ve varsa oranının ne olduğu, maluliyet oranının davacının bakiye ömrü boyunca aynı oranda devam edip etmeyeceği hususlarında, bilirkişi heyetince bizzat muayenesi de yapılarak ayrıntılı, gerekçeli, kaza ile illiyet bağı kuran, denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
b) Davacı vekili, davacının kazada yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp tazminat talebinde bulunmuştur. Tazminata ilişkin bilirkişi raporunda, davacının muhtemel yaşam süresi gözetilmeksizin tam hayat irat katsayısı ile hesaplama yapılmış; Uyuşmazlık Hakem Heyetince de bu rapora itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Ancak bu hesaplama yöntemi tazminat hukuku prensiplerine aykırıdır.
Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince, davacı vekilinin hesaplamaya ilişkin bir itirazı olmadığı ve davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetilerek muhtemel yaşam süresine göre davacının zarar kapsamının belirlenmesi için yeniden bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
c) Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı TBK’nın 51. (818 sayılı BK’nın 43) maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hakim tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de, bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir.
Somut olayda, davacı yolcu konumundadır. Soruşturma dosyasındaki ifade tutanaklarına göre davacı ile davalı tarafından sigortalı olan aracın sürücüsünün arkadaş oldukları, kaza sırasında yanlarında iki arkadaşlarının daha olduğu ve gezmeye çıktıkları, kazanın da bu sırada meydana geldiği anlaşılmaktadır. Davalı vekili cevap dilekçesinde olayda hatır taşıması olduğunu belirtmiştir. İtiraz Hakem Heyetince, olayda hatır taşıması bulunmadığı yönünde hatalı şekilde değerlendirme yapılmıştır. O halde, olayda hatır taşıması bulunduğunun kabulü ile tazminattan %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
d) 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30.maddesinin (17) numaralı fıkrası ve 19.01.2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 6. maddesi ile adı geçen Yönetmelik’in 16. maddesine eklenen 13. fıkra uyarınca tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 17. maddesi (2) numaralı fıkrasına göre de Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Tarifenin üçüncü kısmına göre nisbi avukatlık ücretine hükmedilen durumlarda da talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine tarifeye göre hesaplanan nisbi ücretin beşte birine hükmedilir.
Açıklanan nedenlerle; …’nce davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16. maddesinin (13) numaralı fıkrasının uygulanması gerektiği göz önüne alınarak AAÜT’nin 13. maddesi ve AAÜT’nin 17. maddesi gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi doğru olmamıştır. Kararın açıklanan nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2/a, b, c ve d) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının ilk bentte gösterilen nedenlerle reddine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 05.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.