YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1985
KARAR NO : 2021/4135
KARAR TARİHİ : 05.07.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili; davalı borçlu … hakkında …1. İcra Müdürlüğünün… E sayılı dosyası ile 16.028,01 TL, 2009/4833E sayılı dosyası ile 5.390,75 TL, 2009/4836 E sayılı dosyası ile 9.776,59 TL,…2. İcra Müdürlüğünün 2009/6501 E sayılı dosyası ile 16.016,92 TL; 2009/2113 E sayılı dosyası ile 21.740,55 TL, 2009/2115 E sayılı dosyası ile 10.566,99 TL; … E sayılı dosyası ile 19.113,78 TL olmak üzere toplam 98.633,48 TL’nin tahsili için takip yaptıklarını ve takiplerin kesinleştiğini, borçlu hakkında harici olarak yapılan araştırmalarda …Aile Mahkemesinin… sayılı ilamı ile eşinden anlaşmalı olarak boşanmak üzere 07/01/2009 tarihinde başvurduğunu tespit ettiklerini, borçlunun, kendisi adına kayıtlı … ili …ilçesi … köyü 237 ada 2 parsel 24 nolu bağımsız bölümü 13/01/2009 tarih ve 616 yevmiye sayılı satış akdi, Muhittin Mahallesi 1032 ada 1 parsel 6 nolu bağımsız bölümü 19/01/2009 tarih ve 1114 yevmiye sayılı satış akdi ile eşi davalı …’e sattığını, …Aile Mahkemesinin 06/02/2009 tarihli kararı ile davalıların boşanmalarına karar verildiğini, davalı …’in, … soyadını taşımaya devam ettiğini belirterek, dava konusu bu taşınmazların devrine ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre; davacı tarafa aciz vesikası ibraz etmeleri hususunda usulüne uygun süre verildiği, ancak kesin aciz belgesi ibraz edilmediği gibi, icra takip dosyalarında bulunan ve borçlunun adresinde düzenlenen haciz tutanaklarında, kapının kapalı olduğu görülerek çilingir temin edilemediğinden kapıya haber kağıdı bırakıldığının, hazır olan idari amirin borçlunun 7 aydır hiç gelmediğini beyan ettiğinin belirtildiği, bu haliyle bu tutanağın geçici aciz vesikası niteliğinde de olmadığı anlaşıldığından, davanın aciz vesikası ibraz edilmemesi nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
1-Davalı borçlu …’in 13/01/2019 tarihinde öldüğü ve mirasçısı oğlu … …’in süresinde açtığı dava sonunda …Sulh Hukuk Mahkemesinin 19/03/2019 tarih ve 2019/404-2019/479 karar sayılı ilam ile mirası reddettiğinin hüküm altına alındığı ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanununun 612.maddesinde “En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan mirasın, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edileceği, tasfiye sonunda arta kalan değerlerin ise mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verileceği” düzenlenmiştir. Yani murisin en yakın yasal mirasçılarının tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir.
Bu yasal düzenleme uyarınca, mirasın birinci derecedeki mirasçıların tamamı tarafından reddi halinde miras ikinci derecedeki mirasçılara geçmez. Tereke tasfiye olunur, borçlar ödendikten sonra geriye kalan kısım varsa red vaki olmamış gibi birinci derece mirasçılarına verilir. Türk Medeni Kanununun 614. maddesinde mirasçıların sonra gelen mirasçılar yararına mirası reddedebilecekleri düzenlenmiş ise de, somut olayda bu maddeye göre yapılmış bir mirasın reddi talebi de bulunmamaktadır.
Dava konusu olayda, murisin mirasının en yakın mirasçısı tarafından reddedildiği açıktır. Mirasın iflas hükümlerine göre tasfiyesi için yasal prosedürün uygulanıp, sonuçlandırıldığı takdirde mirası reddedilen borçlu için atanacak ve yetkilendirilecek bir temsilci ile davaya devam edilmesi ve buna göre taraf teşekkülü sağlandıktan sonra karar verilmesi gerekir.(HGK. 3.7.2002 T.15-572 K.577)
Taraf teşkili, yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması gereken bir husustur. Yapılacak iş, borçlunun mirasının iflas hükümlerine göre tasfiyesi için yasal prosedürün uygulanıp, uygulanmadığı, borçlu için atanacak ve yetkilendirilecek bir temsilci olup olmadığı araştırılarak, bu prosedürün uygulanması sağlandıktan sonra yasal temsilci ile davayı sonuçlandırmaktır.
2-Kabule göre de; İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Tasarrufun iptali davasını elinde geçici veya kesin aciz belgesi bulunan alacaklı açabilir. (İİK.m.277) Bu husus, dava şartı olup, hâkim görevi gereği doğrudan gözetmek zorundadır. Ancak, bu eksiklik yargılamanın her aşamasında hatta temyiz aşamasında dahi giderilebilmesi mümkündür.
Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02.03.2005 gün, 2005/15-100-119 sayılı kararına göre, borçlu hakkında aciz vesikası alınmamakla birlikte, borçlu kayıp ve adresi saptanamıyorsa, saptanan ve bilinen adreslerinde de icraca, borçlunun haczi kabil malının bulunmadığı tespit edilmiş ise, bu durumu tespit eden haciz tutanağı geçici aciz vesikası niteliğindedir. Somut olayda, borçlunun adresinde 24/10/2009, 16/01/2010 ve 21/09/2012 tarihlerinde yapılan hacizlerde; borçlunun bu adresinden ayrılmış olduğu, yeni adresinin de tespit edilemediği haciz tutanakları ile belirlenmiş olup, bu durumu belirleyen haciz tutanaklarının geçici aciz vesikası niteliğinde olduğu kabul edilebilir.
Bu durumda, aciz halinin varlığı sabit iken mahkemece, aksi düşüncelerle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
3-Yine kabule göre; bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması gerekir.
Somut olayda davacının davalı borçlu hakkındaki yaptığı takiplerin 15/12/2008, 18/02/2009, 25/02/2009, 30/02/2009, 12/03/2009 ve 30/04/2009 tarihli çeklerden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. İptali istenen tasarruflar ise 13/01/2009 ve 19/01/2009 tarihlerinde yapıldığından tasarrufların borçtan önce yapıldığı görülmektedir. Ancak uygulamada alacak- borç ilişkisi daha önce başlamasına rağmen alacak için düzenlenen bono veya çek gibi kıymetli evraka sonraki tarihlerin atıldığı sıklıkla görülmektedir. Bu nedenle davacı alacaklı, borcun doğumunun takip dayanağı çeklerin ve takibe konu alacağın tanzim tarihinden önce gerçekleştiğini ileri sürerse mahkemece alacaklıya bu konuda kanıt sunma olanağı verilmeli, gerekirse davacı alacaklı ile borçlu isticvap edilerek senedin düzenlenmesine neden olan temel ilişki sorulmalı, gerektiğinde davacı ile davalı borçlunun ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak borcun gerçek doğum tarihi tespit edilerek koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği saptanmalıdır.
O halde mahkemece, davacı vekiline icra takiplerinin konusu borcun doğumuna ilişkin temel ilişki konusunda delillerini sunması için süre verilmesi, sunduğu delillerin toplanması, davacı ve davalı borçlunun varsa ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, gerektiğinde davacı ve borçlunun isticvabı ile borcun doğumunun tespiti; daha önce doğduğu ispatlandığı takdirde buna ilişkin dava koşulunun gerçekleştiği kabul edilerek işin esasına girilip yasal maddeleri açıklanan iptal nedenlerinin oluşup oluşmadığı irdelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Aksi durumun tespiti halinde ise borcun doğumu tasarruf tarihinden sonra ise davanın ön koşul yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerekir. Mahkemece; bu maddi hukuki olgular dikkate alınmadan hatalı tespit ve eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
4-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1), (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 05/07/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.