YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/20452
KARAR NO : 2022/10926
KARAR TARİHİ : 27.09.2022
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacılar vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 27/09/2022 Salı günü taraflar adlarına gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, müvekkili …’nın Türkiye’de düzenlenen resmi yarışlarda profesyonel olarak jokeylik mesleğini icra ettiğini, davacının jokeylik binek ücretlerinde bugüne kadar yasal dayanaktan yoksun kesintiler yapıldığını, 6132 sayılı At Yarışları Kanunu ve bu kanuna dayalı olarak çıkarılan Yönetmelik ile Yüksek Komiserler Kurulunca yayınlanan At Yarışları Genel Hükümlerinde binek ücretlerinin belirlendiği, anılan mevzuat gereğince resmi yarışlarda ata binen jokeye ödenmek üzere peşinen binicilik ücreti ödendiğini, at sahibi tarafından atının yarışa koyulduğu anda peşinen ödenen bu ücretin jokeyin ata binmesinin karşılığı ve yasa gereğince tayin edilen ücreti olduğunu, at sahibi tarafından yatırılan jokeyin ata binme ücretinden Jokey Kaza ve Yardım Sandığına aktarılmak üzere jokeylerin binme ücretinden %10 kesinti yapıldığını, bu kesinti dışında jokeylerin binme ücretinden kesinti yapılacağına dair mevzuat bulunmadığını, ancak davalı tarafından müvekkilinin jokey binme ücretlerinin tam olarak ödenmediğini ve fazladan kesinti yapıldığını, fazladan yapılan kesintinin …’ne aktarıldığını, davalının bu kesintinin Yüksek Komiserler Kurulu kararına dayandığını iddia ettiğini ancak Yüksek Komiserler Kurulunun bu yönde bir kararı olmadığını, müvekkilinin yasal hakkı olan binek ücretinden …’ne aktarılmak üzere kesinti yapılmasına yönelik rızası, talimatı, beyanı, taahhüdü, muvafakatı veya bağışlama iradesi olmadığını, müvekkilinin kanundan kaynaklı binicilik ücretinden miktarını, oranını ve başlangıcını bilmedikleri bir tarihten beri usul ve yasalara aykırı, hukuki dayanaktan yoksun olarak kesinti yapıldığını belirterek 2006 yılından beri yapılan fazla kesintinin tespit edilerek davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddia ettiği alacağının niteliği incelendiğinde bölünebilir olmadığından kısmi dava açmasının HMK’ya aykırı olduğunu, davacının iddia ettiği gibi binek ücretlerinden bilgisi ve izni dışında kesinti yapılarak dava dışı derneğe gönderilmekteyse davanın dava dışı derneğe karşı açılması gerektiğini, bu nedenle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının dava dışı derneğe 01/11/2011 tarihinde üye olduğunu ve halen de derneğin üyesi olduğunu, davacının üyesi olduğu derneğin faaliyetlerinden ve gelir kaynaklarından haberdar olduğunu, derneğin yegane gelir kaynağının binme ücretlerinden yapılan kesinti olduğunu bilmediğini iddia etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, dolayısıyla yapılan kesintinin rızası dışında yapıldığını iddia etmesinin dürüst davranma ilkesine aykırı ve kötü niyetli olduğunu, davacının 2006 yılından itibaren kesinti yapıldığını iddia etmesine karşın on sene hiçbir hukuki yola başvurmayarak sessiz kalmış olmasının dava konusu uygulamaya muvafakat olduğunu gösterdiğini, kesintilerin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Yüksek Komiserler Kurulu Başkanlığı 15/11/1991 tarihli ve 1885 numaralı yazısına istinaden yapıldığını, davacının 01/11/2011 tarihinden itibaren dava dışı derneğe üye olduğu ve faaliyeti ile gelir kaynaklarından haberdar olduğu dikkate alındığında TBK’nın 72. maddesi gereğince dava konusu taleplerin tamamının zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, davacının at binme ücretinden Jokey Kaza ve Yardım Sandığına aktarılmak üzere yapılan %10’luk kesinti dışında kesinti yapılabileceğine dair mevzuatta bir hüküm bulunmadığı, davacının derneğe üye olduğunu gösterir herhangi bir delilin dosyada mevcut olmadığı, her ne kadar ihbar olunan dernekten gönderilen belgelerde davacı üye olarak kayıtlı ise de bu belgelerde davacıya ait imza olmadığı, bu durumda davacının kesintilere onay verdiğinin kabul edilemeyeceği, dolayısıyla yapılan kesintinin hukuka aykırı olduğu, ayrıca yargılama sırasında davacının ölmesine rağmen mirasçılarına herhangi bir ödeme yapılmadığının bildirildiği, bu durumun dahi kesintilerin kanuna ve amaca uygun olmadığının göstergesi olduğu gerekçesiyle alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosyada mevcut belgeler ve davalı tanıklarının anlatımlarından ihbar olunan derneğin üyesi olduğu anlaşılan davacı miras bırakanın, jokeylere ödenen at binme ücretinden ihbar olunan derneğe yatırılmak üzere kesinti yapıldığını ve derneğin gelirinin bu kesintilerden oluştuğunu bildiğinin kabulü gerektiği, TMK’nın 2. Maddesi gereğince davacının at binme ücretinden kesilen toplam parayı isteyemeyeceği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 352/1-b 2.cümle gereğince kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacak istemine ilişkindir. 6132 sayılı At Yarışları Kanunu ve bu kanun gereğince çıkarılan yönetmeliğe göre jokeylerin at binme ücretinden Jokey Kaza ve Yardım Sandığına gönderilmek üzere %10’luk kesinti yapılmakta olup mevzuatta bu kesinti dışında jokeylerin at binme ücretinden kesinti yapılacağına dair hüküm bulunmamaktadır. Davalı tarafından ise ihbar olunan derneğe yapılan kesintinin Yüksek Komiserler Kurulu kararına istinaden yapıldığı savunulmuştur.
Dosyanın incelenmesinde, Jokeyler Birliği Derneğinin 07/01/1991 tarihli dilekçe ile Yüksek Komiserler Kuruluna başvurduğu ve jokeylerin sosyal güvencesi olmadığından grup sigortası kapsamına girmek istedikleri, binek ücretlerinin arttırılması halinde jokeylerin bu ücretin bir kısmını grup sigortası paralarının ödenmesi için derneğe bırakmaya hazır oldukları ve Yüksek Komiserler Kurulundan yardım bekledikleri hususları bildirilmiştir. Bu talep Yüksek Komiserler Kurulunun 31/10/1991 tarihli toplantısında görüşülmüş ve “anlaşması olmayan jokeylere verilecek at binme ücretinin 23/11/1991 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 40 TL’ye çıkarılmasına, ancak bu ücretin 30 TL’sinin jokeye, 10 TL’sinin ise jokey adına Jokeyler Birliği Derneğince açılacak bir hesapta toplanmasına ve bu toplanan para ile de grup sigortası işlemlerinin yapılması için dernekçe teşebbüse geçilmesine, alınacak neticeye göre ileriki yıllarda konunun tekrar ele alınmasına” karar verilmiştir. İhbar olunan dernek tarafından verilen cevapta ise derneğin önceki adının Jokeyler Birliği Derneği olduğu ve en son … adını aldığı bildirilmiştir.
Bu durumda her ne kadar mevzuatta jokeylerin binek ücretinden Jokey Kaza ve Yardım Sandığı dışında kesinti yapılmasına dair yasal düzenleme mevcut değil ise de kesintinin Yüksek Komiserler Birliği kararına dayanması, yapılan kesinti ile jokeylere grup sigortası yaptırılması ve davacının da bu sigortanın kapsamına alınmış olması halinde yapılan kesintinin haksızlığından söz edilmesi mümkün değildir. Ancak dosya kapsamında 31/10/1991 tarihli Yüksek Komiserler Kurulu kararına istinaden grup sigortası yaptırılıp yaptırılmadığı, yaptırıldı ise bu uygulamanın ilerleyen yıllarda devam edip etmediği, davacının grup sigortasından faydalanıp faydalanmadığı hususlarında delil mevcut olmadığı gibi bu hususta inceleme de yapılmamıştır. Ayrıca davalı, ihbar olunan derneğin yegane gelirinin jokeylerin binme ücretlerinden yapılan kesintiler olduğunu iddia etmişse de mahkemece bu husus da incelenmemiştir.
Şu durumda Bölge Adliye Mahkemesince; Yüksek Komiserler Kurulunun 31/10/1991 tarihli kararına istinaden grup sigortası yaptırılıp yaptırılmadığı, karar gereğince ilerleyen yıllarda değerlendirme yapılıp yapılmadığı, davacının grup sigortasından faydalanıp faydalanmadığı, faydalandı ise hangi tarihlerde faydalandığı, dernek tüzüğünde yapılan kesintinin dayanağı olup olmadığı da incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Açıklanan nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, dosyanın bölge adliye mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, duruşmada vekille temsil olunmayan davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 27/09/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.