YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/20472
KARAR NO : 2022/12370
KARAR TARİHİ : 17.10.2022
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … Tabipler Birliği Merkez Konseyi Teşkilatı ve … vekili Av. … tarafından, davalı … aleyhine 31/12/2015 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle TBK m.58/2 gereğince eylemin kınanması istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın pasif husumet yokluğundan reddine dair verilen 04/10/2018 günlü kararın davacılar vekilinin başvurusu üzerine yapılan istinaf incelemesinde; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen 08/06/2021 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle TBK’nın 58/2. maddesi gereğince eylemin kınanması istemine ilişkindir.
Davacı vekili, Yeni Akit gazetesinin 19/12/2015 tarihli nüshasında birinci sayfasında “Beşli Çete İyice Kudurdu” başlıklı bir haber yayınlandığını ve gazetenin onuncu sayfasında da habere devam edildiğini, yine … imzası ile “TTB de PKK Destekçisi” başlıklı haberin yayınlandığını, dava konusu haberlerin gerçeğe aykırı olduğunu, dava konusu iki haberde de özle biçim arasındaki dengenin bozulduğunu, haberlerin sunuluşundaki üslubun kamuoyunun ilgisini çekmeye yönelik olmayıp tahkir edici bir üslup olduğunu, yapılan haberlerin basın özgürlüğü ile açıklanamayacağını ve kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu belirterek her iki haber için ayrı ayrı TBK’nın 58/2. maddesi gereğince eylemin kınanmasını talep etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
İlk derece mahkemesince, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen ve davaya dayanak yapılan haberi yaptığı belirtilen davalı …’in nüfus bilgileri ve adresinin tespiti yönünde gerek davalı … Ticaret Limited Şirketi ve gerekse diğer resmi kurum ve kuruluşlar nezdinde yapılan yazışmalardan herhangi bir sonuç alınamadığı, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen …’in nüfus bilgilerinin tespit edilemediği, gerçekte böyle bir şahsın bulunup bulunmadığının bilinmediği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş; hükme karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı olarak gösterilen kişinin gerçekte olup olmadığının belirlenemediği, davanın taraf(hak) ehliyetine sahip olana açılabileceği de nazara alındığında ilk derece mahkemesi tarafından davalı olarak gösterilen kişinin gerçekte var olup olmadığı ispatlanamadığından pasif husumet yokluğundan, bir başka deyişle taraf ehliyeti sebebiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde, dava dilekçesinin davalının iş yeri adreslerine tebliğe çıkarıldığı ancak tebliğ edilemediği, Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü tarafından davalı …’e ait herhangi bir bilginin olmadığının bildirildiği, dava konusu haberlerin yayınlandığı gazeteye ait Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarından haber tarihleri itibarıyla … adında bir çalışanının olmadığının anlaşıldığı, son olarak dava konusu haberlerin yayınlandığı gazeteden eser sahibinin kim olduğunun sorulduğu, gazete tarafından verilen 21/06/2017 tarihli cevapta gazetelerde isimsiz ya da takma adla haber yayınlanmasının bilinen bir uygulama olduğu, doktrinde anonimlik hakkı denilen takma adla veya imzasız yayınlanmış eserlerin eser sahibini açıklamama hakkının sorumlu müdüre tanınmış bir hak olduğunu, isimsiz ya da takma adla kaleme alınan bir eserin sahibinin açıklanmasının istenilmesinin Basın Kanunu’na aykırı olduğu, isimsiz ya da takma adla kaleme alınan eserin sahibinin kimlik ve adres bilgilerinin şirket kayıtları arasında bulunmadığı, şirket kayıtlarında … isimli bir personellerinin de olmadığının bildirildiği, bunun üzerine mahkemece davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince de davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
5187 sayılı Basın Kanunu’nun “Cezai sorumluluk” başlıklı 11. maddesinin ikinci fıkrasında “Süreli yayınlar ve süresiz yayınlar yoluyla işlenen suçlardan eser sahibi sorumludur” şeklinde; aynı kanunun “Haber kaynağı” başlıklı 12. maddesinde “Süreli yayın sahibi, sorumlu müdür ve eser sahibi, bilgi ve belge dahil her türlü haber kaynaklarını açıklamaya ve bu konuda tanıklık yapmaya zorlanamaz” şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Yine Basın Kanunu’nun “Hukukî sorumluluk” başlıklı 13. maddesi “Basılmış eserler veya internet haber siteleri yoluyla işlenen fiillerden doğan maddî ve manevî zararlardan dolayı süreli yayınlarda, eser sahibi ile yayın sahibi ve varsa temsilcisi, süresiz yayınlarda ise eser sahibi ile yayımcı, yayımcının belli olmaması halinde ise basımcı müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Bu hüküm, süreli veya süreli olmayan yayınlarda yayın sahibi, marka veya lisans sahibi, kiralayan, işleten veya herhangi bir sıfatla yayımlayan, yayımcı gibi hareket eden gerçek veya tüzel kişiler hakkında da uygulanır. Tüzel kişi şirketse, anonim şirketlerde yönetim kurulu başkanı, diğer şirketlerde en üst yönetici, şirket ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Zararı doğuran fiilin işlenmesinden sonra yayının her ne surette olursa olsun devredilmesi, başka bir yayınla birleştirilmesi veya sahibi olan gerçek veya tüzel kişinin herhangi bir surette değişmesi halinde, yayını devir alan, birleşen ve her ne surette olursa olsun yayın sahibi gibi hareket eden gerçek ve tüzel kişiler ve anonim şirketlerde yönetim kurulu başkanı, diğer şirketlerde üst yönetici, bu fiil nedeniyle hükmedilecek tazminattan birinci ve ikinci fıkrada sayılanlarla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” şeklinde düzenlenmiştir.
Anılan kanun maddelerine göre süreli yayın sahibi, sorumlu müdür ve eser sahibinin haber kaynağını açıklama yükümlülüğü bulunmadığı gibi bu kişiler haber kaynağını açıklanamaya ve bu konuda tanıklık yapmaya zorlanamaz. Ancak bu hak eser sahibinin kim olduğunun tespit edilemediği durumlarda süreli yayın sahibi ve sorumlu müdüre tanınmamıştır. Zira Basın Kanunu’nun 11. maddesi ile 13. maddesinde basın yoluyla işlenen suçlar ile meydana gelen maddi ve manevi zararlardan ilk olarak eser sahibi sorumlu tutulmuştur.
Şu durumda; Basın Kanunu’nun 13. maddesi gereğince dava konusu haberler nedeniyle meydana gelen maddi ve manevi zararlardan eser sahibinin sorumlu olduğu, söz konusu haberlerin yapıldığı Yeni Akit gazetesinin eser sahibini bildirmesi gerektiği, mahkemece gerekirse dava konusu haberlere ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılmış bir soruşturma ya da açılmış bir ceza davası olup olmadığı da araştırılarak eser sahibinin kim olduğunun tespit edilmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Açıklanan yönler gözetilmeyerek eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş; kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 373/1. maddesi gereğince KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 17/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.
….