YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/20473
KARAR NO : 2022/10927
KARAR TARİHİ : 27.09.2022
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Bingöl 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacılar vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 27/09/2022 Salı günü davacılar vekili Av. … geldi, davalı adına gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacılar vekili dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, davalı … şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın sürücüsünün aşırı hızlı seyretmesi neticesinde karşıdan karşıya geçmeye çalışan müvekkili …’e çarptığını, bu çarpma neticesinde müvekkillinin ağır yaralanmış olup tedavisinin halen devam ettiğini, müvekkillinin bakım ve bakıcıya muhtaç duruma geldiğini, kazanın meydana gelmesinde kusurun tamamen davalıya sigortalı araç sürücüsüne ait olduğunu, müvekkilin kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davalı … şirketine maluliyet, bakım ve bakıcı gideri zararının tazmini için başvurunun 25/02/2019 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafından yasal 15 günlük süre içerisinde herhangi bir cevap verilmediğini, dava şartı olan arabuluculuk başvurusunun da anlaşmama şeklinde sonuçlandığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 250,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili, müvekkili şirketin temerrüde düşmediği gibi dava açılmasına da sebebiyet vermediğini, öncelikle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, davacı tarafın kalıcı dönem bakıcı gideri ve geçici dönem bakıcı gideri taleplerinin yerinde olmadığını, müvekkil sigorta şirketinin poliçeden kaynaklanan maddi tazminat talebinden doğan sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, davacının kazanın meydana gelmesinde asli, tam ve %100 oranında kusurlu olduğu, davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusuru olmadığı, bu hususun gerek keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporu ile gerek ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan rapor ile sabit olduğu, davacının kendi kusuruna dayanarak tazminat talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükme karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK’nın 353/1-b bendi 2. cümlesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına, dava şartları, delillerin toplanması ve hukukun uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden bulunmamasına göre davacı vekilinin yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün HMK’nın 370/1. maddesi gereğince ONANMASINA, HMK’nın 302/5 ve 373. maddeleri uyarınca dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine, duruşmada vekille temsil olunmayan davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına ve aşağıda dökümü yazılı 21,40 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 27/09/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.