Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/20642 E. 2022/10786 K. 26.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/20642
KARAR NO : 2022/10786
KARAR TARİHİ : 26.09.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasında mahkemece yapılan yargılama sonunda; açılan davanın kısmen kabulüne dair verilen hükümde maddi hatanın düzeltilmesi ve hükmün tamamlanmasına dair 22/12/2020 günlü ek kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalı … Genel Müdürlüğü vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR
Hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; “Mahkemenin 27/01/2010 günlü ilk kararı davalı … tarafından temyiz edilmemiş, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 17/04/2014 gün, 2012/4328 esas, 2014/8480 karar sayılı ilamında davacının tüm, davalıların sair temyiz itirazları reddedilerek karar, temyize gelen davalılar Mariç Belbir (…) ve … yararına bozulmuştur. Mahkemenin 27/01/2010 gün, 2006/221 esas, 2010/24 karar sayılı ilk kararı davalı … yönünden kesinleşmiştir. Bozma ilamına uyulduktan sonra, adı geçen davalı yönünden davacı aleyhine olacak şekilde yeniden hüküm kurulmasının usul ve yasaya uygun düşmediğine” değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; mahkemece verilen 27/01/2010 gün ve 2006/221-2010/24 sayılı ilk karar ile davalı … yönünden karar kesinleştiğinden bu hususta yeniden hüküm tesisine yer olmadığına, 39.188,79 TL’nin davalılar … ve … yönünden kabulü ile haksız fiil tarihi olan 09/03/2006 tarihinden itibaren ticari işlerde uygulanan değişken oranlı avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine de Dairemizin 25/06/2020 gün, 2020/2188 esas ve 2020/2353 karar sayılı ilamıyla onanmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı vekilinin 17/12/2020 tarihli dilekçesi ile ilamda tazminattan müşterek ve müteselsil sorumlu olanlar (… ve …’nin) tazminattan sorumluluğunun müşterek ve müteselsil olduğu belirtilmediğinden ilamın icrasında tereddüt oluştuğu gerekçesiyle tavzih talebinde bulunduğu, mahkemece sehven maddi hatanın yapıldığı belirtilerek, hükmün 4. bendinin “davacı tarafça harç, tebligat, posta, ve bilirkişi ücreti olmak üzere yapılan 1.617,00 TL yargılama giderinin red ve kabul oranına göre 1.240,00 TL’sinin davalı … ve …’den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalan yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına,” 8. bendinin ise davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 4.660,00 TL vekalet ücretinin davalı … ve …’den müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,” şeklinde düzeltilmesine Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 304.maddesi gereğince tashihen karar verildiği görülmüştür.
Yukarıda belirtildiği üzere davacı vekilinin talebi tavzihe ilişkin olup, mahkemece verilen karar da tavzih niteliğinde olup maddi hata düzeltim kararı olarak nitelendirilemez. O halde tavzih müessesinin tartışılıp değerlendirilmesi gerekir. Hükmün tavzihi, 6100 sayılı HMK’nın 305. maddesinde “(1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. (2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” şeklinde düzenlenmiş ve 306. maddesinde “(1) Tavzih, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur. (2) Mahkeme, cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir. (3) Mahkeme tavzih talebini yerinde gördüğü takdirde 304 üncü madde uyarınca işlem yapar.”şeklinde tavzihin usulü belirlenmiş bulunmaktadır.
Tavzih, kelime anlamı itibariyle açıklama, aydınlatma anlamına gelmekte olup, değişiklik, ekleme yada çıkarma kavramlarını içermemektedir. Hakim, karar verdikten sonra bu kararını tarafların talebi olsa dahi değiştiremez. Ancak, istisnai hallerde hüküm açık değil, hüküm fıkraları birbirine aykırı ise yada uygulanmasında tereddütler oluşturacak nitelikte ise bu halde belli koşullarda hüküm tavzih edilebilir. Öğretide tam bir fikir birliği içerisinde kabul edildiği üzere tavzih yolu ile ancak hükümdeki kapalılık, açık olmayan hal, tereddüt yada çelişki ortadan kaldırılabilir. Ancak, tavzihle hükümde belirtilen haklar ve borçlar sınırlandırılamayacağı gibi genişletilemez ve değiştirilemez. Bu noktada mahkeme daha önce unuttuğu bir hususu hükme ekleyemez veya hükümden çıkaramaz. Tavzihin amacı hükmü değiştirmek, unutulan bir hususu hükme eklemek veya hükümde taraf olan birini taraf konumundan çıkarmak yada hükümde taraf olmayan birini taraf konumuna sokmak değildir. Tavzihin amacı; hükmü açıklamak, icrasındaki tereddüdü gidermek yada birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa bu aykırılığı gidermektir. Hüküm, tavzih yolu ile değiştirilemez, tavzih yolu ile hükmün gerçek anlamı ortaya konulur yada hükümdeki çelişkiler giderilir. Bu kapsamda tavzih yolu ile taraflara yüklenen hak ve borçlar azaltılıp artırılamaz.
Bu genel anlatımlar ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece davacı vekilinin tavzih dilekçesinin bir nüshasının cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilmesi, cevap verildiği takdirde bu dilekçenin de tavzih talebinde bulunan tarafa tebliğ olunması gereğinin yerine getirilmediği, aynı şekilde talebin ve tavzih kararının içerik olarak da tavzihle hükümde belirtilen hak ve borçların sınırlandırılamayacağı gibi genişletiletip değiştirilemeyeceği de gözetilerek, hükmün tavzihe açık olup olmadığının da değerlendirilmediği, mahkemenin hükmün tashihine dair kararının belirtilen yönleriyle usul ve yasaya uygun düşmediği görülmüş, bu durum bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ile davalı … Genel Müdürlüğü’ne geri verilmesine 26/09/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.