Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/21212 E. 2021/11048 K. 27.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/21212
KARAR NO : 2021/11048
KARAR TARİHİ : 27.12.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davanın usulden reddine ve İtiraz Hakem Heyeti tarafından davacı vekilinin itirazının kabulü ile davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili; davalının trafik sigortacısı olduğu aracın davacının yolcu olarak bulunduğu araca çarpmasıyla oluşan kaza sonucunda davacının yaralanıp malul kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.100,00 TL. tazminatın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; ıslahla taleplerini 81.870,71 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; kusur ve maluliyete itiraz ederek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; usule uygun biçimde düzenlenmiş maluliyet raporu ile davalı sigortacıya başvuru yapılmadan tahkim yoluna başvurulamayacağı gerekçesiyle, davanın usulden reddine dair verilen karara davacı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davacı vekilinin itirazının kabulü ile UHH kararının kaldırılmasına; davanın kabulüne ve 81.870,71 TL. sürekli işgücü kaybı tazminatının 01/10/2019 tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine; özellikle, davacının tazminat alacağının, belgeli gelirinin esas alınmasıyla hesaplandığı 06/05/2020 tarihli aktüer raporundaki hesap biçiminin uygun görülmesine; davalı tarafından trafik sigortalı aracın ticari araç olduğu dikkate alındığında, temerrüt faizi olarak avans faizine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak … Eylül Üniversitesi Uygulama Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 31/07/2019 tarihli raporda, davacının kaza nedeniyle oluşan maluliyeti % 20 olarak belirlenmiştir. Anılan bu raporun tanziminde 30/03/2013 tarihli Özürlülük Ölçütü,
Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellerin kullanılması gerekirken, 20/02/2019 tarihli Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik’ esas alınmış olup, raporun kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan yönetmeliğe göre düzenlenmiş bir rapor olmadığı açıktır. Diğer yandan; 30/03/2013 tarihli Yönetmelik’in 9/1. maddesi gereği, raporu verecek olan sağlık kurulunun kişiyi bizzat görerek özür durumunu belirlemesi gerekmekte olup, somut olayda, davacının kurulca güncel muayenesi yapılmadan 29/01/2019 tarihindeki (rapor tanziminden yaklaşık 6 ay önceki) muayene bulgularına göre maluliyet oranının belirlendiği görülmektedir. Davacıda oluşan omurga kırıklarının geçen süreçte iyileşme gösterip göstermediği ya da bu iyileşmenin derecesi gözetilerek, güncel durumuna göre maluliyet belirlenmesi gerektiği gözetilmelidir.
Açıklanan nedenlerle; en yakın üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalı başkanlığından, davacının bizzat muayenesi de yapılarak, kaza ile illiyet bağı içindeki rahatsızlıklara dair maluliyet oranını 30/03/2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellere göre belirleyen bir rapor alınması ve oluşacak sonuca göre (maluliyet oranı bakımından davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak) karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3-Davalı taraf, davacının emniyet kemeri takmayıp zararın doğmasına veye artmasına neden olduğunu, müterafik kusurlu sayılması gerektiğini savunmuş; İtiraz Hakem Heyeti tarafından, bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmadan karar verilmiştir.
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde sözkonusu olan müterafik kusur, Borçlar Kanunu’nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 78. maddesinde “belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur… kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir” düzenlemesi yapılmıştır.
Koruyucu tertibatlar bakımından yollama yapılan Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150/2-b maddesinde “M1 sınıfı otomobillerin… bütün koltuklarında bu Yönetmeliğin ekinde yer alan (1) sayılı cetvelde yer alan emniyet kemerinin bulundurulması ve kullanılması zorunludur” düzenlemesine ve aynı yönetmeliğin 150/3. maddesinde “bu Yönetmelik hükümlerine göre 1995 yılı itibariyle ülkemizde imali yapılan veya yurt dışından ithaline izin verilen M1 sınıfı araçların arka koltuklarında emniyet kemeri bulundurulması ve kullanılması mecburidir” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda; kaza tespit tutanağında, davacının yolcu olduğu araçta oturduğu yer ve emniyet kemeri takıp takmadığı hususunda bir tespit yapılamadığı görülmektedir. Davacının yolcu olduğu araca, davalıya sigortalı aracın çarpmasıyla oluşan kaza sonucunda, davacının omurgasında birçok kırık oluşacak biçimde yaralandığı ve maluliyetinin de bu kırığa ilişkin olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Açıklanan vakıalar karşısında İtiraz Hakem Heyeti’nce; olaya ilişkin ceza soruşturma (dava) dosyası getirtilip davacının emniyet kemeri takıp takmadığının tespit edilmesi; KTK’nın 78. maddesi ve Karayollari Trafik Yönetmeliği’nin anılan hükümleri gereği kullanılması gereken emniyet kemerinin takılması halinde de, kaza nedeniyle oluşan maluliyetin (omurga kırıkları) oluşup oluşmayacağı ve emniyet kemeri takılmayışı ile oluşan maluliyet arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı konusunda, uzman doktor bilirkişi heyetinden rapor alınması; koruyucu ekipmanın takılmadığı ve bu durumun maluliyetle illiyeti bulunduğunun saptanması halinde, BK’nın 52. maddesi uyarınca tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
4-5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16/13. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin 17/2. maddesi gereği, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, tarifeye göre belirlenen nispi vekalet ücretinin 1/5’i tutarında (maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla) olması gerektiği gözetilmeden, fazla vekalet ücretine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; dosyanın hakem kararının saklanması kararını veren İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine;
peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 27/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.