Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/21416 E. 2022/17831 K. 26.12.2022 T.

Yayınlanma Tarihi: 24.01.2024 05:53


YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/21416
KARAR NO : 2022/17831
KARAR TARİHİ : 26.12.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 01/06/2016 gün 2016/8125 Esas- 2016/6726 Karar sayılı ilamında; “2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 106. maddesinde “Genel ve katma bütçeli kuruluşlara, il özel idareleri ve belediyelere ve kamu iktisadi teşebbüslerine ve kamu kuruluşlarına ait motorlu araçların sebep oldukları zararlardan dolayı bu kanunun işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümleri uygulanır” denilmektedir. Anılan Yasanın sekizinci kısmının “İşletenin Hukuki Sorumluluğu” başlıklı birinci bölümünde yer alan 85-90. maddelerinde, motorlu araçların trafik kurallarına ve gereklerine aykırı davranışları sonunda meydana gelen zararlar nedeniyle gerçek ve özel kişilerle, kamu tüzel kişilerinin ayrım yapılmadan aynı sorumluluk kurallarına bağlı olmaları ön görülmüştür. Bu düzenleme itibariyle yasa, kamu idare ve kurumlarına ait ve bu arada kamu hizmetine tahsis edilen motorlu araçların verdikleri zararlardan dolayı, trafik olaylarından doğan zararların özelliği gözönünde tutularak, kamu idare ve kurumlarının özel kişilerle eşit şartlarda aynı esaslara göre sorumlu tutulması gereğini ifade etmiştir. Aynı şekilde anılan yasanın görev ve yetkiye ilişkin 11/01/2011 tarihinde değişikliğe uğrayan 110. maddesinde "işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür." şeklinde ifade edilmiştir. Yasanın anılan bu hükümleri karşısında, kamu araçlarının verdikleri zararlardan dolayı idare, kamu hukuku kurallarına göre değil, “işleten” sıfatıyla özel hukuk kurallarına göre sorumlu tutulabilecektir. Somut olayda dava, davalı TCDD Genel Müdürlüğü'ne karşı hizmet kusuru iddiasına dayalı olarak değil; kazayı yapan makinistin davalı kurum çalışanı olmasına dayandırılarak açılmıştır.Bu nedenle dava, davalı kuruma karşı hizmet kusuru iddiasına dayananılarak açılmadığından davanın adli yargı yerinde görülmesi gerektiği gözetilerek işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiş; karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından; kaza tarihinde davadışı makinist ... yönetiminde Leylek istikametinden Diyarbakır yönüne seyretmekte olan 57582 sefer sayılı trenin demiryoluna giren davacı ...’na çarparak yaralanmasına neden olduğu, ceza davasında hükme esas alınan 12/05/2005 tarihli kusur raporunda kazanın meydana gelmesinde davadışı makinist ...’ın 2/8 oranında kusurlu olduğu, davacı anne ...’nun 4/8 oranında kusurlu olduğu, davacı çocuk ...’nun ise 2/8 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, mahkemece Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 01/06/2016 günlü bozma ilamından sonra alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 02/09/2019 tarihli rapora göre ise, kazanın meydana gelmesinde davacı ...’nun %50 oranında kusurlu olduğu, ...’nun bakım ve gözetiminden sorumlu kişinin/kişilerin %50 oranında kusurlu olduğu, treni sevk eden davadışı makinist ...’a kusur yüklenmesinin mümkün olmadığı, aynı trende bulunan diğer makinist davadışı ...’nın kusursuz olduğu, herhangi bir kuruluşa kusur yüklenmesinin mümkün görülmediği kanaatine varıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 02/09/2019 tarihli rapor benimsenerek davanın reddine karar verildiği, davacılar vekilinin 02/09/2019 tarihli kusur raporuna yönelik itirazları doğrultusunda, ceza dosyasında alınan kusur raporu ile 02/09/2019 tarihli kusur raporu arasındaki çelişkilerin giderilmesine ilişkin yeni bir kusur raporu alınmadan hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır.
Şu durumda, Mahkemece, ceza mahkemesi dosyası da dosya içerisine alınarak, dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin en az yedi uzmanının katılımı ile oluşan genişletilmiş uzmanlar heyetine tevdii ile tüm dosya kapsamı ile oluş şekline göre ceza davasında alınan 12/05/2005 tarihli kusur raporu da değerlendirilerek olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti, meydana gelebilecek çelişkilerin giderilmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, ondan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilip varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte gösterilen nedenlerle reddine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 26.12.2022 gününde Üye ...'ün karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına karar vermek düşüncesiyle sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.