YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/22160
KARAR NO : 2022/12499
KARAR TARİHİ : 18.10.2022
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 18/10/2022 Salı günü davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan tarafların vekilleri dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 20/02/2015 tarihinde aşırı kar yağışı nedeniyle işyerinin çatısında çökme meydana geldiğini belirterek işyeri sigorta poliçesi kapsamında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, talebini 110.000,00 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, işyeri sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK’nun 1435. maddesi (6762 sayılı TTK’nun 1290. maddesi) ile sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki sigortalının doğru bilgi verme (beyan) yükümlülüğü, “sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır” denilmek suretiyle düzenlenmiş ve bu yükümlülüğün kapsamı belirlenmiştir.
Sözleşmenin her iki tarafı da sözleşmenin diğer yanının hak ve menfaatlerini gözetip korumak ve bu konuda her türlü önleyici tedbiri almak zorundadır. Sigortacı, sigorta teminatında yer alan zararı iyiniyetli biçimde tam olarak karşılamakla yükümlü olduğu gibi, sigortalı da rizikonun gerçekleşmemesi ve gerçekleştiğinde ise sigortacının zarar giderim yükünü hafifletecek her türlü tedbiri almakla yükümlüdür. Bu anlamda; sigortacının, sigorta teminatı verilen rizikolar yönünden gerekli incelemeleri yapıp poliçe tanzim etme konusunda basiretli davranması gerekmektedir.
Dosya kapsamında; davacı sigortalı ile davalı … arasında sigorta sözleşmesi yapılırken sigorta ettiren davacının beyan yükümlülüğüne aykırı davranmadığı, çatının sigorta şirketince mevcut haliyle sigortalandığı, sonradan rizikoyu arttırır şekilde çatı üzerinde değişiklikler yapılmadığı, salt çatının yeterli eğimde olmaması ve çatının kar yükünü taşıyabilecek çapraz bağlantı elemanlarının bulunmaması çatıyı mevcut haliyle sigortalayan sigorta şirketini sorumluluktan kurtarmayacaktır.
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde sözkonusu olan müterafik kusur, 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 44. maddesinde (TBK. md. 52) düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi, belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.
Somut olayda, dosya kapsamında düzenlenen raporlarda yağan kar sonucu çöken çatının mimari projesinin olmadığı ve çelik yapıya ait statik hesabın bulunmadığı belirtildiğinden ve çatının çökme nedeninin çatının eğiminin yeterli olmaması ve çatının kar yükünü taşıyabilecek çapraz bağlantı elemanlarının bulunmaması olduğu anlaşıldığından sigortalının zararın artmasına neden olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, mahkemece, sigortalının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerekip gerekmediği karar yerinde tartışılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın tümden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 373/1. maddesi gereğince KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 8.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 18/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.