Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/22585 E. 2022/13564 K. 01.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/22585
KARAR NO : 2022/13564
KARAR TARİHİ : 01.11.2022

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ergani 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen kararın, duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 01/11/2022 Salı günü davalı vekili Av. … geldi, davacı taraftan gelen olmadı. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı vekili dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili; davalının işlettiği ve davacıya ait tarla/ bağ/ meyve bahçesi vasıflı taşınmazın bitişiğindeki çimento fabrikasından yayılan zararlı maddelerin davacının taşınmazında tarımsal faaliyet yapılmasını imkansız hale getirdiğini, bahçedeki meyve ağaçlarının kuruduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2014- 2015- 2016 yılları ürün bedelleri ile kuruyan ağaç bedellerinin her bir ürün döneminden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 08/07/2019 tarihli ıslah dilekçesiyle, taleplerini 190.971,10 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığını, aynı zarar için açılmış olan Ergani AHM’nin 2011/589 sayılı dosyası bulunduğundan eldeki davada derdestliğin sözkonusu olduğunu, davalının kusuru bulunmadığı için de zarardan sorumluluklarının doğmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılamada toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulü ile 162.325,44 TL. tazminatın 21.403,06 TL’sinin 2014 yılından itibaren, 9.614,39 TL’sinin 2015 yılından itibaren ve bakiye kısmının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazla isteğin reddine dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri re’sen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen diğer bütün temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, haksız fiil hukuksal nedenine dayanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davalı şirket tarafından 2006 yılında devralınmak suretiyle işletilen çimento fabrikasının zarara neden olduğu iddiasıyla açılan davada, davacı tarafın ürün kaybına ilişkin tazminat talebinin kabul edildiği; talebin kabulü için de keşif sonucu alınan bilirkişi raporlarıyla zarar miktarının hesaplandığı gerekçesine dayanıldığı görülmektedir. Davalı şirket tarafından, davacıya ait taşınmazda tarımsal faaliyet yapılmaksızın, her yıla ilişkin aynı taleplerle çok sayıda dava açıldığı ve ekonomik değer taşıyan tarımsal faaliyet sürdürülmek yerine, açılan davalarda tazminat talep edilerek haksız kazanç sağlandığı, mülkiyet hakkının kötüye kullanıldığı savunulmuş; savunmayı ispat bakımından ise, davacıya ait taşınmazdaki ürün kaybına ilişkin tazminat taleplerinin incelendiği çok sayıda dava dosyasına ilişkin bilgiler mahkemeye sunulmuştur. İddia ve savunmanın bir bütün olarak ele alınabilmesi bakımından, davalı yanın bildirdiği dava dosyaları da temin edilerek, tarafların hukuki durumlarının takdiri gerekmesine rağmen, davalı yanca bildirilen dava dosyaları temin edilip incelenerek gerekli değerlendirmeler yapılmamıştır.
Davalının işlettiği çimento fabrikasından çıkan ve hava yoluyla yayılarak davacıya ait taşınmazda betonlaşma yaratan atıkların zarara neden olması halinde, davalının bu eyleminden zarar gören ve mülkiyet hakkının yararlanma unsuru sekteye uğrayan davacının bu zararının giderilmesi gerektiği açıktır. Ancak; mülkiyet hakkının yararlanma unsurunda kayba/ azalmaya yol açan haksız eylemden kaynaklanan zararının giderilmesini talep eden davacı yanın, zararın temel gerekçesi olan yararlanma hakkının önüne geçildiğini ve mülkiyetindeki taşınmazdan yararlanma iradesini, bu konudaki emek ve çabasını da ortaya koyması gerektiği gözetilmelidir. Açıklanan bu durumun aksinin kabulü, mülkiyet hakkının tanıdığı yararlanmayı sağlamak için irade ve eylemde bulunmadan, yararlanma hakkına zarar veren eylem iddiasıyla giderim talebinde bulunulmasına; kullanılmayan yararlanma hakkı üzerinden, kazanç sağlanmasına yol açar ki bu hal, hukukumuzda, hakların kullanılmasına ilişkin temel ilke olan TMK’nın 2. maddesindeki objektif iyiniyet kuralına aykırıdır.
Davaya konu somut olayda; yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklar tarafından, davacının taşınmazı satın aldığı tarihten beri, yaklaşık 15-20 yıldır taşınmazda tarımsal faaliyette bulunmadığı beyan edildiği gibi, bilirkişiler tarafından da ürün kaybı bedelleri hesap edilirken, tarımsal faaliyetin sürdürüldüğü (ekili halde bulunan) komşu parseldeki betonlaşma seviyesi ile davacıya ait taşınmazdaki betonlaşma seviyesi arasındaki büyük fark açıkça tespit edilip raporlanmıştır. Anılan bu hususlar dahi, davacının mülkiyetindeki taşınmazdan yararlanma konusunda bir faaliyette bulunmadığını göstermektedir. Davalı yanın yukarıda bahsi geçen savunmaları da dikkate alındığında, aynı nedene dayalı olarak önceki yıllarda tazminat kararı verilen dava dosyalarındaki durumun da irdelenmesi ile sonuca ulaşılması gerektiğinden, mahkemece yapılan inceleme eksiktir.
Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin savunmalarında bildirdiği önceki dava dosyaları temin edilip, mükerrer tazminata hükmetmemek adına, o dosyalarda hüküm altına alınan taleplerle, işbu dosyadaki taleplerin karşılaştırılması, daha önce tazmin edilen zararlara yönelik istem varsa reddedilmesi, kuruyan ağaç bedellerine hükmedilmişse bunlar yönünden ürün bedeline karar verilemeyeceğinin gözetilmesi; yukarıda belirtildiği üzere, davacının taşınmazdan yararlanma iradesi kapsamında emek ve çabasının değerlendirilmesi ve bu durumun davalı lehine TBK’nın 51. ve 52. maddeleri uyarınca tazminattan indirim yapılmasını gerektirip gerektirmeyeceğinin irdelenmesi için, gerekirse mahallinde yeniden uzman ziraat mühendisi bilirkişi refakatinde keşif yapılarak hasıl olacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 371/1-a maddesi gereğince, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına; aynı Kanun’un 373/1. maddesi uyarınca, dosyanın Ergani 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne ve Dairemiz karar örneğinin Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, 3.815,00 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 01/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.