YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/23284
KARAR NO : 2022/14135
KARAR TARİHİ : 08.11.2022
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 08/11/2022 Salı günü davacı asil … ve vekili Avukat … geldi, davalı adına gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili dinlendikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, müvekkilinin Türkiye’de yukarıda belirtilen adreste ikamet eden ve aynı zamanda Adalet ve Kalkınma Partisinin Serik İlçe Teşkilatında 2010 yılından beri değişik toplumsal projelerde gönüllü olarak çalışan bu projeleri yöneten ya da yerine göre organize ederek yöre halkı yararına faaliyette bulunan bir parti üyesi olduğunu, 2014 yılı içerisinde yapılan yerel seçimlerde davalı Serik Belediye Başkanı …’ın Adalet ve Kalkınma Partisine aday gösterilmesnde de dahil olmak üzere Serik Belediye Başkanı seçilmesi için bir çok seçim faaliyetlerini yürüttüğünü, müvekkilinin çıkar peşinde koşan, maddi ve manevi menfaat elde etmek amacıyla hareket eden bir kişi olarak hem yakın çevresinde hem de yöre halkı nezdinde küçük düşürdüğünü beyan ederek; kişilik hakları, itibari, mesleki ve siyasi konumu, saygınlığı, onuru zedelenen müvekkili için 1.000,00 TL maddi, 49.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 50.000,00 TL tazminatın davalıdan olay tarihinden itibaren yürütülecek faiziyle beraber tahsiline karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili, davacının 2010 yılından beri Adalet Kalkınma Partisi Serik İlçe Teşkilatının projelerinde çalıştığı, bir parti üyesi olduğu hususunun gerçek dışı olduğunu, davacının parti üyesi dahi olmadığını, davacının kendisini çok önemli bir kişi olarak tanıtmaya çalıştığını, davacının yılın büyük bir bölümünü Almanya’da ve yurt dışında geçirdiğini sadece yaz aylarında kısa süreli Türkiye’de bulunan bir kişi olduğunu haricen öğrendiklerini, davacının 24/08/2015 tarihinde belediye özel kalem müdürlüğünde kullanılmakta olan telefonu arayarak kendisini Serik Belediyesi personeli olarak tanıttığını, ilçede yaşayan engellilere yardım projeleri hazırladıkları şeklinde beyanda bulunduğunu ve kendisinin görüştüğü birkaç turizm tesisinden de bu ve benzer konuları beyan ederek menfaat sağlamaya çalıştığı şeklinde ihbarda bulunulduğunu, davacının olmadığı halde kendisini Serik Belediyesi Kültür ve Sosyal İşlerden sorumlu personeli olarak tanıtmasının yanlış olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, Serik çevresinde bulunan otellere gönderildiği belirtilen yazı içeriğinin bütün olarak değerlendirilmesinde; yazının amacının doğabilecek mağduriyetleri engel olmak için ilgilileri bilgilendirmek olduğu, yazının bütün olarak değerlendirildiğinde kişilik haklarına saldırı oluşturmadığı gerekçesiyle davacının maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin açmış olduğu davanın reddine, karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf isteminde bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; Anayasa’nın 40/3 maddesi, 125/son maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabileceği, somut olayda, davalının olay tarihi itibariyle Serik İlçe Belediye Başkanı olduğu, davacının belediye çalışanı olduğunu iddia ederek sosyal projeler için otellerden yardım talep ettiğinin belediyeye ihbar edilmesi üzerine davaya konu üzerinde davalının imzası bulunan yazının ilçede faaliyet gösteren otellere yazıldığı, oluştuğu iddia edilen zararın davalının görevini icra ederken meydana geldiğinin iddia edildiği, bu durumda davanın idari yargı yerinde davalının bağlı bulunduğu idare aleyhine açılabileceği, davalı belediye başkanına husumet düşmediği dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince davanın pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken davanın esasına girilerek reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu kabulü ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının esası incelenmeden kaldırılmasına, kabul edilen istinaf nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi suretiyle; davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün HMK 370/1. maddesi gereğince ONANMASINA, HMK 302/5 ve 373. maddeleri uyarınca dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesine, duruşmada vekille temsil olunmayan davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına ve aşağıda dökümü yazılı 21,40 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 08/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.