YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/23461
KARAR NO : 2021/9283
KARAR TARİHİ : 29.11.2021
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİNİN KESİN NİTELİKTEKİ KARARLARI ARASINDAKİ UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ KARARI
I – UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ KONUSUNDAKİ BAŞVURU
… Yatırım ve İşletme A.Ş vekili Av…., … Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kuruluna verdiği 05/07/2021 tarihli dilekçe ile, müvekkili şirket tarafından işletilen köprü ve otoyoldan araçlar ile gerçekleştirilen ihlalli geçişler nedeniyle doğan ve yasal süresinde ödenmeyen geçiş tutarı ve kanundan kaynaklı para cezasının tahsili amacıyla 6011 sayılı Kanun’un 30. maddesinin 5. fıkrası gereğince genel hükümler çerçevesinde başlattıkları ilamsız icra takiplerine vaki itirazların iptali istemiyle açtıkları davalarda yetki yönünden … Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesince verilen kararlar ile … Bölge Adliye Mahkemesi 17, 19 ve 45. Hukuk Dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında farklılıklar bulunduğunu belirterek, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 35. maddesinin 1. fıkrasının 3. bendi gereğince … Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunca uyuşmazlığın giderilmesi amacıyla Yargıtayın ilgili Dairesinden karar alınması için sürecin işletilmesini talep etmiştir.
II- … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAŞKANLAR KURULUNUN KARARI VE UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİNİN KONUSU
Yukarıda açıklanan talep üzerine konu 13/09/2021 tarihinde yapılan … Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunda görüşülmüş; isteme konu … Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesinin 2019/2329 esas, 2021/180 karar ve 2019/2361 esas, 2021/181 karar sayılı kesin kararları ile … Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin 2020/1802 esas, 2020/247 karar sayılı, 17. Hukuk Dairesinin 2020/381 esas, 2020/1914 karar sayılı, 2020/249 esas, 2020/1441 karar sayılı, 2019/2828 esas, 2019/1492 karar sayılı ve 19. Hukuk Dairesinin 2021/450 esas, 2021/635 karar sayılı kesin nitelikteki kararlarının aynı konuya ilişkin olmakla birlikte aralarında farklılık bulunduğu saptandıktan sonra, … Bölge Adliye Mahkemesi 17, 19 ve 45. Hukuk Dairelerinin kesin kararları doğrultusunda uyuşmazlığın giderilmesinin hukuka uygun olacağı görüşü belirtilerek, 5235 sayılı Kanun’un 35. maddesinin 1. fıkrasının 3. bendi uyarınca uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin Dairemizden bu konuda bir karar verilmesinin istenilmesine karar verilmiştir.
III- UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KESİN NİTELİKTEKİ KARARLAR VE GEREKÇELERİ
A) … Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesinin 2019/2329 esas, 2021/180 karar sayılı ve 2019/2361 esas, 2021/181 karar sayılı kararlarında; “6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 89. maddesinin 1. fıkrasının (1) nolu bendi gereğince, para borçlarının, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edileceği, takip ve dava konusu olan geçiş ücretinden kaynaklanan tutar ile birlikte para cezasının, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödenecek para borçlarından biri olarak kabul etmenin mümkün olmadığı, zira 6001 sayılı Kanun’un 30. maddesinin 5. fıkrasında sadece geçiş ücreti değil aynı zamanda geçiş ücretinin dört katı tutarında para cezasının da öngörüldüğü, para cezasından kaynaklanan bir borcun TBK’nın 89. maddesinde düzenlenen borçlardan olmadığı, somut olayda davalı borçlunun ikametgahının Samsun olduğu ve ihlalli geçişten kaynaklanan para cezasına konu eylemin gerçekleştirildiği yerin de … yargı çevresinin dışında olduğu, bu durumda yetkili icra dairesinin, davalının ikametgahının bulunduğu Samsun ya da ihlalli geçişten kaynaklanan para cezasına konu eylemin gerçekleştiği yer olduğundan, davalının … icra dairesinin yetkili olmadığına ve yetkili icra dairesinin kendi seçimine göre de Samsun icra dairesi olduğunda dair icra dairesinin yetkisine yaptığı itirazın usul ve yasaya uygun olduğu” gerekçesiyle, davanın kabulüne dair ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, HMK’nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle geçerli bir icra takibi bulunmadığından davanın usulden reddine miktar itibari ile kesin olarak karar verilmiştir.
B) … Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin 2020/1802 esas, 2020/247 karar sayılı kararında; “işletmesi davacıya ait … Tünelinin kullanılmasından kaynaklı alacağın tahili amcıyla başlatılan takipte; yetkili icra dairesi İİK’nın 50. maddesinin yollamasıyla HMK’nın 6. maddesi uyarınca davalının yerleşim yerinin bulunduğu … İcra Daireleri, TBK’nın 89. maddesi uyarınca davacının yerleşim yerinin bulunduğu … Anadolu İcra Daireleri ile taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulduğu gözetilerek HMK’nın 10. maddesi uyarınca sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin bulunduğu icra dairesi olduğu, bu itibarla davacının, seçimlik haklarından TBK’nın 89. maddesi uyarınca kendi yerleşim yerinin bulunduğu Üsküdar ilçesinin yargı alanındaki … Anadolu İcra dairesinde usulüne uygun takip başlattığından, davalının icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazının yerinde olmadığı, taraflar arasında işletmesi davacıya ait … Tünelinin kullanılması hususunda sözleşme ilişkisi kurulmuş olup, davaya konu alacağın da taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden doğduğu, davanın temelini oluşturan icra takibinin dayanağı taraflarca inkar edilmeyen akdi ilişkiden kaynaklanan verilen hizmetin parasal karşılığı olup, davanın bu niteliği itibariyle bir miktar para alacağına ilişkin olduğu, diğer bir ifade ile davacının sözleşme kapsamında vermiş olduğu hizmet karşılığında davacının borcunun para borcu olduğu, TBK’nın 89/1. maddesi uyarınca borcu ifa yerinin tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirleneceği, aksine bir anlaşma yoksa para borçlarının, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edileceği, bu sebeple TBK’nın 89/1. maddesinde getirilen düzenlemenin sadece karz (ödünç) akdinden doğan borçlarla sınırlı olduğu yönündeki değerlendirmenin yerinde olmadığı” gerekçesiyle, HMK 353/1.a.4 maddesi uyarınca sair itirazlar incelenmeksizin davacının istinaf başvurusunun kabulü ile yetkili icra dairesinde takip yapılmadığından davanın dava şatı yokluğu sebebiyle usulden reddine dair ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine iadesine kesin olarak karar verilmiştir.
C) … Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2020/381 esas, 2020/1914 karar sayılı, 2020/249 esas, 2020/1441 karar sayılı, 2019/2828 esas, 2019/1492 karar sayılı kararlarında; “davacı tarafın işlettiği otoyolun, geçiş bedeli karşılığında kullanılması hususunda taraflar arasında hizmet sözleşmesi bulunduğu, İİK’nın 50. maddesi yolmamasıyla kıyasen uygulanması gereken HMK’nın 10. maddesi uyarınca takipte akdin ifa edileceği yer icra müdürlüğünün de yetkili olduğu, ayrıca TBK’nın 89. maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcunun alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğu, dolayısıyla davacının davacının seçimine göre hem genel hem de özel yetkili mahkemede açılabileceği, eldeki davada davacı şirketin ikametgahının bulunduğu yer icra dairesi de yetkili olduğundan, davalının yetki itirazının yerinde olmadığı” gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1.a.3 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine iadesine kesin olarak karar verilmiştir.
D) … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesinin 2021/450 esas, 2021/635 karar sayılı kararında; “TBK’nın 89. maddesine göre para borcu söz konusu olduğunda alacaklının kendi ikametgah mahkemesinde dava açabileceği gibi genel yetki kuralları gereği davalının ikametgah mahkemesinde de dava açabileceği, bu konuda seçimlik hakkı bulunduğu, davacı şirketin bu hakkını kullanarak kendi ikametgah mahkemesinde dava açtığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesinin genel hükümlere dayanarak yetkisizlik kararı vermesinin yerinde olmadığı” gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile yetkisizlik nedeniyle davanın usulden reddine dair ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine iadesine kesin olarak karar verilmiştir.
IV- UYUŞMAZLIK VE UYUŞMAZLIKLA İLGİLİ KAVRAM, KURUM VE YASAL DÜZENLEMELER
A) UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİNİN KONUSU
Yukarıda açıklanan ve birbirinden ayrışan BAM Hukuk Dairelerinin kararları incelendiğinde; davacı şirketlerce işletilen köprü, otoyol ve tünellerden araçlar ile gerçekleştirilen ihlalli geçişler nedeniyle doğan ve yasal süresinde ödenmeyen geçiş tutarı ve kanundan kaynaklı para cezasının tahsili amacıyla 6011 sayılı Kanun’un 30. maddesinin 5. fıkrası gereğince genel hükümler çerçevesinde başlatılan ilamsız icra takiplerine vaki itirazların iptali istemiyle açılan davalarda; dava şartlarından olan yetkili icra dairesinde yapılmış bir takibin bulunması şartına ilişkin yapılan değerlendirme noktasında, yetkili icra dairesinin hangisi olduğu hususunun uyuşmazlık konusu olduğu anlaşılmıştır.
B) UYUŞMAZLIKLA İLGİLİ KAVRAM, KURUM VE YASAL DÜZENLEMELER
6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanun’un (Kanun’un adı Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun iken 02/07/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nın 76. maddesi ile değiştirilmiştir) “Geçiş ücretini ödememe ve güvenliğin ihlali” başlıklı 30. maddesinde;
(1) Genel Müdürlük işletimindeki otoyollar ile erişme kontrolünün uygulandığı karayolları için belirlenen geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yaptığı tespit edilen araç sahiplerine Genel Müdürlük tarafından, geçiş ücreti ödemeden giriş çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücretinin dört katı tutarında idarî para cezası verilir.
(2) Erişme kontrolü uygulanan karayollarında kısıtlanan ve yasaklanan işler veya hareketleri yapanlar ve yaptıranlar ile koruma alanı içine giren hayvan sahiplerine Genel Müdürlükçe yetkilendirilen personel veya trafik polisi, trafik polisinin görev alanı dışında kalan yerlerde jandarma personeli tarafından beş yüz Türk Lirası idarî para cezası verilir. Bu Kanunun 18 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca karayolları sınır çizgileri dâhilinde yasaklanan fiilleri işleyenler hakkında 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu hükümleri uygulanır. Şu kadar ki; 2872 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin (s) bendinde belirtilen fiillerin şehirlerarası yolcu ve yük taşımacılığı yapanlar tarafından karayolları sınır çizgileri dâhilinde işlenmesi halinde uygulanacak idarî para cezası beş yüz Türk Lirasından aşağı olamaz. Karayolları sınır çizgileri dâhilinde yasaklanan fiillerin denetimi ile 2872 sayılı Kanunda öngörülen yaptırımların uygulanmasında, Genel Müdürlük 2872 sayılı Kanunun 12 nci maddesi uyarınca yetkilendirilmiş kuruluşlardan sayılır.
(3) Bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen idarî para cezaları ile geçiş ücretleri ve ikinci fıkrasında yer alan idarî para cezaları tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir. Bu sürede ödenmeyen geçiş ücretleri ve idarî para cezaları 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre ilgili vergi dairesi tarafından takip ve tahsil edilir. Vergi daireleri tarafından tahsil edilen geçiş ücretleri, tahsilâtın yapıldığı ayı takip eden ayın sonuna kadar Genel Müdürlük hesaplarına aktarılır.
(4) Birinci fıkra uyarınca ödenmesi gereken idarî para cezaları ile geçiş ücretleri ödenmeden, kabahatin işlendiği araçların fennî muayeneleri ile satış ve devirleri yapılmaz.
(5) 4046, 3465 ve 3996 sayılı kanunlar çerçevesinde işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerinden, işletici şirket tarafından geçiş ücreti ödemeden giriş çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücreti ile birlikte, bu ücretin dört katı tutarında ceza, genel hükümlere göre tahsil edilir. (Mülga ikinci ve üçüncü cümle: 16/5/2018-7144/18 md.) (…)
(6) 4046, 3465 ve 3996 sayılı kanunlar çerçevesinde işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından ücretsiz geçiş yapan araçlar, işletici şirket tarafından bu maddenin yedinci fıkrasında öngörülen sürenin bitimini takip eden ilk iş gününde en yakın trafik kuruluşuna bildirilir.
(7) Geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapanlardan, ödemesiz geçiş tarihini izleyen on beş gün içinde yükümlü olduğu geçiş ücretini usulüne uygun olarak ödeyenlere, bu maddenin birinci fıkrası ile beşinci fıkrasında belirtilen cezalar uygulanmaz. (Ek cümle: 16/5/2018-7144/18 md.) Otoyollar ile erişme kontrolünün uygulandığı karayolları için belirlenen geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yaptığı tespit edilen yabancı plakalı araçlara uygulanan idari para cezaları için bu fıkrada belirlenen on beş günlük süre beklenmez. (Ek cümle:23/7/2020-7252/9 md.) Ancak, ödemesiz geçiş tarihini izleyen on beş gün içinde geçiş ücretinin ödenmesi halinde idari para cezası tahsil edilmez.
(8) (Ek:27/3/2015-6639/33 md.) Sürücüsünün Türk vatandaşı olup olmadığına bakılmaksızın yabancı plakalı araçlara uygulanacak olan bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen idari para cezaları ile geçiş ücretleri ve ikinci fıkrasında yer alan idari para cezaları tebligat şartı aranmaksızın sürücüsü bilgilendirilmek suretiyle tahsil edilir. Tahsilat gerçekleşmeden yabancı plakalı aracın ülkeyi terk etmesine izin verilmez. Bu fıkra hükümlerinin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığınca müştereken altı ay içinde belirlenir. Uluslararası sözleşme hükümleri saklıdır.
(9) (Ek: 16/5/2018-7144/18 md.) Bu maddenin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü, yedinci ve sekizinci fıkraları Bakanlık tarafından işletilen otoyolları ve erişme kontrolünün uygulandığı karayolları için; beşinci, altıncı ve yedinci fıkraları ise Bakanlık tarafından 3996 sayılı Kanun ve diğer ilgili kanunlar çerçevesinde işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar ile erişme kontrolünün uygulandığı karayolları için de uygulanır.
2004 sayılı İİK’nın 50. maddesi; “Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe salahiyetlidir.
Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İcra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur.
İki icra mahkemesi arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25 inci maddesi hükmü tatbik olunur.
6100 sayılı HMK’nın “Genel yetkili mahkeme” başlıklı 6. maddesi: “(1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. (2) Yerleşim yeri, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre belirlenir.”
6100 sayılı Kanun’un “Sözleşmeden doğan davalarda yetki” başlıklı 10. maddesi: “(1) Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.”
6098 sayılı TBK’nın “İfa yeri” başlıklı 89. maddesi: “Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır;
1. Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde,
2. Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde,
3. Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir.
Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklanın yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir.”
V- GEREKÇE
Uyuşmazlığın giderilmesi istemine konu olan davalar itirazın iptali istemine ilişkin olup, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Bir başka deyişle, itirazın iptali davasında mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır. Kaldı ki, itirazın iptali davasını görme yetkisi, takibin yapıldığı yer mahkemesine aittir. O nedenle, mahkemenin, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi doğaldır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda, mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır. İİK, yalnız para (ve teminat) alacakları için ilamsız icra yollarını kabul etmiştir. İlamsız icrada alacaklının alacağının bir mahkeme ilamı ile tespit edilmiş olması şart değildir. İlamsız icra, yalnızca para alacakları içindir. Para alacakları dışındaki alacaklar için, bir ilam olmaksızın icra dairesine başvurulamaz. Fakat İİK, kira bedelinin ödenmemesi ve kira süresinin bitmesi hâllerinde, kiralanan taşınmazların ilamsız icra yolu ile tahliye edilebileceğini, istisnai olarak kabul etmiştir. Bu istisna dışında ilamsız icra, yalnızca para alacakları içindir.
2004 sayılı Kanun’un yetkiyi düzenleyen 50. maddesinin 1. fıkrasına göre, para ve teminat borçlarına dair icra takiplerinde yetkili icra dairesi, 6100 sayılı HMK’nın yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla uygulanmak suretiyle belirlenir. 6100 sayılı Kanun’un 6. maddesine göre genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Aynı Kanun’un “Sözleşmelerden doğan davalarda yetki” başlıklı 10. maddesinde ise, sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu hüküm de özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Sözleşmenin yerine getirileceği yerin tarafların açık veya örtülü olarak belirlenmediği durumlarda, şayet borç bir para borcu ise sözleşmenin ifa edileceği yer 6098 sayılı Kanun’un 89. maddesine göre belirlenecektir. Bu maddeye göre, borç bir miktar paradan ibaret ise ödeme, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde yapılır. Para borçları kural olarak götürülecek borçlardandır. Aynı zamanda para borcunun kaynağı önemli değildir. Para borcunun kaynağı, sözleşme olabileceği gibi, haksız eylem veya sebepsiz zenginleşme veya başka bir neden de olabilir. Bu durumda, 6098 sayılı Kanun’un 89. maddesi uyarınca bir para borcunun alacaklısının kendi yerleşim yerinde dava açmasında (veya 2004 sayılı Kanun’un 50. maddesi belirlemesiyle icra takibi başlatmasında) bir usulsüz bulunmamaktadır. Diğer taraftan 6502 sayılı Kanun’un 73. maddesinin 5. fıkrasındaki yetki kuralı ise kesin yetki kuralı olmayıp, tüketiciye tanınmış seçimlik yetki kuralıdır.
Bu arada 6001 sayılı Kanun’un 30. maddesinin 5. fıkrasında düzenlenen dört kat tutarındaki para cezasının niteliğine de değinmekte fayda bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi 18/01/2018 tarihli ve 2017/166 esas, 2018/8 karar sayılı kararında bahse konu 4 kat tutarındaki para cezasına ilişkin olarak; “kamu tüzel kişiliğine sahip Karayolları Genel Müdürlüğünün işletimindeki otoyollar ile erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından geçiş ücreti ödenmeden geçiş yapılması şeklinde gerçekleşen eylemin kabahat olarak nitelendirildiği ve bu eylem sebebiyle ödenmesi gereken geçiş ücretinin on katı (değişiklik sonrası dört katı) tutarında para cezasının idari para cezası olduğunun ifade edildiği, ancak işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarında gerçekleşen aynı eylemin kanun koyucu tarafından kabahat olarak nitelendirilmediği ve bu eylem dolayısıyla öngörülen ve doğrudan geçiş ücreti ile irtibatlandırılan on katı (değişikle dört katı) tutarındaki cezanın da idari para cezası olduğuna dair bir düzenlemeye yer verilmediği, 4046, 3465 ve 3996 sayılı Kanunlar çerçevesinde işletme hakkı verilen veya devredilen veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından ücret ödemeden geçiş yapılması dolayısıyla ödenecek geçiş ücreti ile bu ücretin on katı tutarındaki cezanın tahakkuk ve tahsil yöntemleri ile başvurulacak kanun yollarına ilişkin düzenlemelerin, idari yaptırım ve idari nitelikte para cezalarına ilişkin düzenlemelerden farklılık arz ettiği, bu konuda geçiş esnasında ücret ödenmesi hususunda gerekli bildirim ve uyarıların yapılması ile ücretin ödenip ödenmediği konusunda gerekli denetimlerin gerçekleştirilmesi, ücret ödenmeden geçiş yapıldığının tespit edilmesi durumunda ise geçiş ücreti ile bağlantılı olarak yaptırım uygulama yetkisinin özel hukuk hükümlerine tabi işletici şirketlerde bulunduğu, ayrıca geçiş ücreti ve bununla bağlantılı cezanın toplamından oluşan alacağın 2004 sayılı Kanun hükümleri uyarınca işletici şirketçe tahsil edileceği, bu kapsamda çıkan uyuşmazlıkların ise genel hükümlere göre adli yargı yerlerince sonuçlandırılacağının anlaşılmakta olduğu, bu durumda işletici şirketlerce işletme hakkının bir uzantısı olarak kontrolsüz geçişlerde takdir edildiği anlaşılan, geçiş ücretiyle doğrudan bağlantılı bulunduğu,
işletme gelirleriyle irtibatlı olduğu ve işletme gelirleri üzerinde etki ve sonuç yarattığı değerlendirilen cezanın, klasik anlamda idari yaptırım niteliğindeki idari para cezalarından farklı, idare hukuku alanından ziyade özel hukuk alanına yaklaşan, kendine özgü (sui generis) bir niteliğe sahip olduğu, yaptırım uygulanmasına sebebiyet veren eylemin ücret ödenmeden geçiş yapılması anında tamamlanmış olacağı, bu durumda ödemesiz geçiş tarihinden itibaren on beş gün içinde geçiş ücretinin ödenmesi halinde cezanın uygulanmayacağına ilişkin düzenlemenin, oluşan neticeyi ortadan kaldırmakta olup, ihlalli geçiş eylemini gerçekleştirenler lehine getirilmiş bir düzenleme olduğu” şeklinde değerlendirmiştir. Dolayısıyla, geçiş ücretiyle doğrudan bağlantılı olan ve geçiş ücretiyle birlikte genel hükümlere göre tahsil edilebileceği 6001 sayılı Kanun’un 30. maddesinin 5. fıkrasında açıkça düzenlenen ceza tutarının, götürülecek para borçlarından olmadığının kabulü mümkün değildir.
İlamsız icra takibi yalnız para alacakları için geçerli olacağından, uyuşmazlığın giderilmesi istemlerine konu davaların dayanağı icra takiplerinin de para alacağına ilişkin olduğunda kuşku bulunmamaktadır. İtirazın iptali davalarına konu alacak, işletmeci/hizmet sağlayıcı şirketler tarafından işletilen köprü, otoyol ve tünellerden geçiş yapan araç sahiplerinin yaptığı iddia edilen ihlalli geçişten kaynaklı para alacağıdır. Takip, davacı/alacaklının seçimine göre hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. Davanın dayanağı icra takibine konu para alacağı olup, talep edilen borç 6098 sayılı Kanun’un 89. maddesi uyarınca götürülecek borçlardandır. Alacaklı/işletici, yerleşim yeri olan icra dairesinde de takip yapabilecektir. (Dairenin 2021/18400 esas, 2021/5855 karar sayılı ve 30/09/2021 tarihli, 2021/18402 esas, 2021/5876 karar sayılı ve 30/09/2021 tarihli kararları da aynı yöndedir)
VI- SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6001 sayılı Kanun’un 30. maddesinin 5. fıkrası uyarınca 4046, 3465 ve 3996 sayılı kanunlar çerçevesinde işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerince gerçekleştirilen ihlalli geçişler nedeniyle ihlalli geçişten kaynaklı para alacağının genel hükümlere göre tahsilinde, işleten/alacaklının yerleşim yerindeki icra dairesinin de yetkili olduğuna, UYUŞMAZLIĞIN BU ŞEKİLDE GİDERİLMESİNE, 29/11/2021 gününde oy birliğiyle ve 5235 sayılı Kanun’un 35. maddesinin 1. fıkrasının (3) nolu bendi uyarınca kesin olarak karar verildi.