YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/23669
KARAR NO : 2022/12984
KARAR TARİHİ : 25.10.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat davası üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine dair verilen 15.04.2021 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Hükmüne uyulan Dairemizin 06.11.2008 gün 2008/3665 E. 2008/13552 K. sayılı ilamında; “…Dosyadaki bilgi ve belgelerden; söz konusu soruşturma raporunda yer alan iddialar nedeniyle davacı ile dava dışı kişiler hakkında zimmet, zimmet suçuna iştirak, irtikap suçlarını işledikleri iddiası ve cezalandırılmaları talebi ile kamu davası açıldığı ve bu ceza davasının yargılamasının halen devam ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, bu ceza dava dosyası getirtilmiş, yargılamasının devam ettiği duruşma tutanağına geçirilmiş ancak sonucu beklenilmeden yukarıda yazılı şekilde karar verilmiştir. Yine davalı … ile … hakkında, dava konusu edilen eylemleri nedeniyle iftira suçunu işledikleri iddiası ve cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açıldığı ve bu davanın da yargılamasının devam etmekte olduğu tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Borçlar Kanununun 53.maddesi uyarınca ceza mahkemesinin beraat kararı hukuk hakimini bağlamaz ise de somut olayın özelliği itibariyle maddi olgunun ve davalıların sorumluluğunun tespiti açısından bu ceza davalarının sonucu önem arz etmektedir. Ceza davalarında verilecek hükümler eldeki bu davanın sonucunu etkileyecek niteliktedir. Dava konusu edilen soruşturma raporunda yer alan davacı hakkındaki iddiaların asılsız olup olmadığının belirlenebilmesi açısından davacı ve dava dışı kişiler hakkında açılmış bulunan ceza davası ile bir kısım davalılar hakkında iftira suçu nedeniyle açılmış bulunan ceza davasının sonuçlarının beklenmesi gereklidir. Somut olayın özelliği gereği söz konusu kamu davalarının sonuçlanıp kesinleşmeleri beklendikten sonra dosya arasına alınıp orada varılacak sonucun değerlendirilmesi zorunludur. Mahkemenin kabul biçimine göre de; davada husumet, davalı bankaya adam çalıştıran sıfatıyla BK.nun 55.ve 58.maddeleri uyarınca yöneltilmiştir. Kusur aranmayan haksız fiil sorumluluğunda adam çalıştıranın sorumlu tutulabilmesi için; zararın, çalışanın hukuka aykırı eyleminden doğması ve zarar ile çalışanın eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Bu koşulların varlığı halinde çalıştıranın kendisine yükletilmiş olan özen gösterme yükümlülüğünü yerine getirmediği ve zararın bu yüzden meydana geldiği kabul edilmektedir. Somut olaya gelince; mahkemece, “…davalı bankanın tüzel kişi olduğu, bankanın müfettişi olan diğer davalı …’nın beyanı ile bağlı olmadığı, …’nın şahsi duyum ve görüşlerini rapora yansıttığı…” gerekçesi ile davalı banka hakkındaki istemin reddine karar verilmiş olup banka müfettişi olan diğer davalı … yönünden ise; “…banka müfettişi davalı …’nın soruşturma raporunda davacı hakkında ileri sürdüğü iddiaların doğruluğunu kanıtlayamadığı…” gerekçesi ile tazminatla sorumluluğuna karar verilmiştir. Özetle; banka müfettişi tazminatla sorumlu tutulmuş ancak bu müfettişi çalıştıran davalı banka sorumlu tutulmamıştır. Oysaki davalı bankanın istihdam eden olarak müfettiş seçmede, talimat vermede ve denetlemede BK.nun 55. ve 58. maddeleri uyarınca sorumluluğu bulunmaktadır. Mahkemece bu yön nazara alınmamış ve çelişki yaratacak şekilde hüküm oluşturulmuştur. Açıklanan nedenlerle mahkemenin, davalı … AŞ hakkındaki istemin ret gerekçesi doğru görülmemiştir. Şu durumda mahkemece, yukarıda sözü edilen kamu davalarının sonuçları ve kesinleşmeleri beklenmek suretiyle ve yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak davalıların sorumluluk durumunun değerlendirilmesinin daha uygun olacağı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle yerel mahkemece ceza dosyalarının sonuçları beklenerek bir karar verilmesi gerekirken anılan bu yön gözetilmeden verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.” denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uygun yapılan yargılama neticesinde, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, söz konusu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 21,40 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 25/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.