Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/23734 E. 2023/5350 K. 12.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/23734
KARAR NO : 2023/5350
KARAR TARİHİ : 12.04.2023

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/748 E., 2021/718 K.
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı Davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 12.11.2006 tarihinde sigortalı aracın motosiklet sürücüsü davacı ile çarpışmasına bağlı oluşan kazada davacının yaralandığını, davalı … tarafından 05.07.2012 tarihinde 10.712,00 TL ödeme yapıldığını, zararın tam olarak karşılanmadığını iddia ederek fazlaya ilişkin tüm hakları saklı olmak üzere 200,00 TL nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava açılmadan önce müvekkil şirkete ihbar yapılmadığını, bu nedenle müvekkil şirket nezdinde hasar dosyasının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.10.2014 tarihli ve 2013/336 Esas, 2014/454 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi Bozma kararında;
” …Soruşturma dosyasında jandarma tarafından düzenlenen 12.02.2007 tarihli bilirkişi raporuna göre davacı sürücü asli kusurlu, davalıya zorunlu trafik sigortalı araç tali kusurlu bulunmuş, taksirle yaralama suçundan şikayet yokluğundan takipsizlik kararı verilmiştir. Mahkemece işbu davada polisten aldırılan bilirkişi raporuna göre ise davacı sürücü %30 oranında kusurlu, davalıya zorunlu trafik sigortalı araç %70 oranında kusurlu bulunmuş, mahkemece davalı … tazminattan sigortalısının %70 kusuru oranında sorumlu tutulmuştur. Soruşturma dosyasındaki bilirkişi raporu ile mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu arasındaki kusur oranlarına ilişkin açık çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru değildir. Eksik inceleme ile karar verilemez. Bu durumda mahkemece alanında uzman yeni bir bilirkişi heyetinden, dosyadaki bilirkişi raporları da irdelenerek, tüm dosya kapsamına göre tarafların olaydaki kusur durumlarının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirleyen, kusur yönünden meydana gelen çelişkileri gideren, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınarak sonucuna göre (davalı lehine oluşan kazanılmış haklar da gözetilerek) karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmemiştir.
3-Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü veya Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Somut olayda dava tarihinden önce 14.06.2012 tarihinde Manisa Merkezefendi Devlet Hastanesi tarafından tanzim edilen sağlık kurulu raporunda, davacının %18 oranında tüm vücut fonksiyon kaybının olduğu bildirilmiş, yargılama aşamasında mahkemece Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan aldırılan ve hükme esas alınan 06.06.2014 tarihli raporda ise, davacının aynı yaralanmaya bağlı olarak Çalışma ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Tespit İşlemleri Yönetmeliği (SSK Sağlık İşlemleri Tüzüğü)’ne göre %38.2 oranında tüm vücut fonksiyon kaybı olduğu bildirilmiştir. 12.11.2006 kaza tarihi itibari ile Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü yürürlükte olup, bilirkişi tarafından ilgili yönetmeliğin mi, yoksa tüzüğün mü rapora esas alındığı açık olmadığından rapor denetime elverişli olmadığı gibi, bu rapor ile Manisa Merkezefendi Devlet Hastanesince düzenlenen rapor arasında açıkça çelişki bulunması karşısında, mahkemece yapılacak iş, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’ndan davacının maluliyet durumuna ilişkin kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü hükümlerine uygun yeni bir rapor alınarak, çelişki giderildikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken, çelişki giderilmeksizin hüküm kurulması doğru görülmemiştir.(HGK’nın 2013/17-2423, 2015/1661 sayılı ilamı da bu yöndedir.)
4-Kabule göre de; 6100 Sayılı HMK’nun 331/2. maddesinde “Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemece hükmedileceği…” düzenlenmiştir.
Dava başlangıçta 6100 Sayılı HMK döneminde Adana 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılmış, davalı vekil marifetiyle temsil edilmiş olup mahkemece ön inceleme duruşmasından sonra 29.03.2013 tarihinde görevsizlik kararı verilmesi üzerine, yargılamanın devam ettiği Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce davalı lehine HMK’nın 331/2. maddesi ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 7/1. maddesi gereğince vekalet ücreti tayini gerekirken, görevsizlik kararı nedeniyle vekalet ücretine hükmedilmemiş olması doğru görülmemiştir.
4-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin davadan önce yapılan ödemenin yeterli olduğuna dair sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.” gerekçeleri ile bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle;
Bahse konu kaza nedeni ile davacının uğradığı zarar hesabı yapılırken usulü kazanılmış hak gerekçesi ile 2014 yılı verileri uygulanarak hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, asgari ücretteki artışların kamu düzenine ilişkin olmaları nedeni ile hüküm tarihine en yakın verilere göre hesaplama yapılması gerektiğini, görevsizlik kararı nedeni ile nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini temyize getirmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalı … tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (…) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85, 86, 88, 89, 90 ve 111 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

3. Değerlendirme
1. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 7. maddesinin 1’inci fıkrasında “Görevsizlik veya yetkisizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine, davanın nakline veya davanın açılmamış sayılmasına ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar karar verilmesi durumunda Tarifede yazılı ücretin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra karar verilmesi durumunda tamamına hükmolunur. Şu kadar ki, davanın görüldüğü mahkemeye göre hükmolunacak avukatlık ücreti, ikinci kısmın ikinci bölümünde yazılı miktarları geçemez.” şeklinde düzenleme mevcuttur.
Şu durumda, mahkemece dava hakkında görevsizlik kararı verildiği halde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 7. maddesinin 1 inci fıkrası ile 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, kendisini vekille temsil ettirmiş olan davalı yararına hükmedilen ücret reddedilen miktarı geçemeyecekken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi hatalıdır. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Davacı tarafın Mahkeme kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının, hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinde yer alan “1.320,00 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “200,00 TL” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davacıya iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

12.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.