Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/24397 E. 2022/17479 K. 21.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/24397
KARAR NO : 2022/17479
KARAR TARİHİ : 21.12.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 22.11.2022 Salı günü davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan tarafların vekilleri dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 22.06.2016 tarihli 2016/556 Esas ve 2016/4930 Karar sayılı bozma ilamında; “… Davacı vekili, davacı şirkete ait maddi değeri olan molozlar ile kum ve çakılın davalı şirket tarafından satın alınan 129 nolu parsele serilerek kullanıldığını ileri sürerek maddi tazminat talebinde bulunmuş ise de; 129 nolu parselde kullanılan malzemenin davacı şirkete ait olduğunu ve miktarını kanıtlaması gerekir. Taraflara iddia ve savunmalarını ispatlamaları için delillerini sunma fırsatı verilmelidir. Davacı ve davalı tanıklarının dinlenmesini istemişlerdir. Mahkemece davacı ve davalı vekili tarafından isimleri bildirilen tanıklar dinlenmeden sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Ayrıca davalı, tespit dosyasına itirazda bulunmuş ve yargılama sırasında tespit raporunu kabul etmediğini bildirmiştir. Mahkemece yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda ise sadece tespit raporuna dayanılmış ve davalının itirazları karşılanmadığı gibi hiçbir değerlendirme ve hesaplama yapılmamıştır. İtiraza uğrayan ve mahkemece yeni bir bilirkişi raporu ile karşılanmamış tespit bilirkişi raporu ile karar verilemez. Mahkemece, bir maden mühendisi ve bir jeoloji mühendisinin de içinde bulunduğu uzman bilirkişi heyeti ile inceleme yaptırılarak rapor alınması ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir..” hususlarına değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda keşif sonrası alınan bilirkişi raporu hükme esas alınarak, davacı şirket tarafından üretilen kum ve molozların davalı şirket tarafından dolgu malzemesi olarak zeminde kullanıldığı, ortalama 8,07 m kadar moloz tabakası ile dolgu yapıldığı gerekçesi ile davanın kabulü ile 648.257,00 TL maddi tazminatın yasal faizi ile beraber davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisinde, bozmaya uygun karar verilmiş olmasına kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dosya kapsamından; davacı şirketin, dava konusu Kahramanmaraş İli … Köyü 129 parsel nolu dava konusu taşınmaz üzerinde 05.08.2007- 22.02.2011 tarihlerini kapsayan maden işletme ruhsatına dayanarak kum ve moloz ürettiği; dava konusu üzerinde kum ve moloz bulunan, davacı şirkete ait taşınmazın 24.08.2009 tarihinde davacı şirketin ortaklarından yönetim kurulu başkan yardımcısı …’ye tapuda devredildiği, davacı şirketin taahhütnameye dayanarak bu yer üzerinde kum ocağı işletmeciliğine devam ettiği, 12.04.2012 tarihinde dava dışı … tarafından taşınmazın davalı şirkete tapuda devredildiği, davacı şirket tarafından 05.08.2007 tarihinden davalı şirkete devir tarihine kadar üretilen kum ve molozun, davalı şirket tarafından taşınmazın yeniden tarla olarak kullanılması için zemine serilerek dolgu malzemesi olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Ancak davacı şirket tarafından üretilen kum, molozun miktar ve değeri değerlendirildiğinde; taşınmazın, davalıya devredilmesi esnasında kum ve molozlarla ilgili ayrıca bir sözleşme yapılmaması, devir yapan …’nin davacı şirketin ortağı ve yönetim kurulu başkan yardımcısı olması, taşınmazın davalı tarafından satın alınmasından uzun bir süre geçtikten sonra davacı tarafından tespit talep edilmesi ve tespit talebine kadar da kendisine ait malzemenin dava konusu taşınmazdan çıkarılmasına dair bir girişiminin olmaması gözönüne alınarak belirlenen zarar miktarından önemli bir oranda hakkaniyet indirimi yapılması gerekir.
Şu durumda, 6098 sayılı TBK’nın 51 ve 52. maddeleri uyarınca önemli bir oranda hakkaniyet indirimi yapılarak zarar kapsamının belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) no’lu bentte gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, davalının diğer temyiz itirazlarının ilk bentte açıklanan nedenlerle reddine, 8.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 21.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.