YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/24721
KARAR NO : 2022/12108
KARAR TARİHİ : 12.10.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın süresi içinde davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 2015/17007-2018/8998 sayılı ilamında özetle; mahkemece davacıya rapor ücretini yatırması için usulüne uygun kesin süre verilmediği belirtilerek, muayeneler tamamlanıp raporun düzenlenmesinin beklenilmesi, muayeneler tamamlanmış ise rapor ücretinin yatırılması için davacıya kesin süre verilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonrasında; davacının, davalı …Ş. yönünden davasının feragat nedeniyle reddine, davacının davalılar Merve ve Hüseyin yönünden maddi tazminat davasının ve ıslah talebinin kabulü ile; 11.314,96 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 24/01/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davacının davalılar Merve ve Hüseyin yönünden manevi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddi ile 2.500,00 TL manevi tazminatın talep doğrultusunda faizsiz olarak davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş; karar, davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1-Davalı … şirketinin temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Yerel mahkemenin ilk kararı ile adı geçen davalı bakımından davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, davalı tarafından temyiz yoluna başvurulmamış bozma ilamı sonrası yine anılan davalı yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Hal böyle olunca diğer davalılar yönünden verilen kararı temyiz etmekte hukuki yararı bulunmayan sigorta şirketinin temyiz isteminin hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı … vekili ve davalı … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı … vekili ve davalı … vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3-Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Zarara sebebiyet veren sürücüler, işleten ve trafik sigortacısı, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 50 ve 51. maddeleri (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 61. maddesi) gereğince maddi zarardan müteselsilen sorumludur. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri BK’nın 141/2 ve 142. maddelerine (TBK’nın 162/2 ve 163. maddelerine) göre borcun tamamından sorumludur.
Davadan feragat, öncelikle bir usul işlemidir. Dava konusu olayda, davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan davacı tarafın davalılardan birisi hakkındaki feragati usul hukuku bakımından diğer davalı aleyhine bir sonuç doğurmaz ise de, davadan feragat aynı zamanda bir maddi hukuk işlemi olduğundan, davalı … hakkındaki feragatin, rücu hakkı bulunan diğer davalıları etkileyip etkilemediğinin üzerinde durulması gerekir. Yukarıda açıklandığı üzere, davalılar alacaklıya karşı borçtan müteselsilen sorumludurlar. Borçlar Kanunu’nun, müteselsil sorumlulukta borçluların iç ilişkilerini düzenleyen hükümleri gereğince, müteselsil borçlulardan biri alacaklıya borcu ödediği takdirde, diğer müteselsil borçlulara rücu hakkı bulunmaktadır (m.146). Diğerlerine rücu hakkına sahip olan borçlulardan her biri, ifa ettiği miktar oranında alacaklının haklarına halef olur. Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır (m.147).
Davacı davalı … yönünden davadan feragat ederek, bu davalının durumunu iyileştirirken diğer müteselsil borçlu konumundaki davalı … ve davalı …’in iç ve dış ilişkideki durumunu ağırlaştırmıştır. Şu halde, mahkemece davalı … hakkındaki davadan ve davaya konu alacak hakkından feragatin, müteselsilen zarardan sorumlu olan diğer davalılar Merve ve Hüseyin’e sirayet edip etmeyeceği ve bu davalıların da feragatten yararlanıp yararlanmayacağı değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bu durum kararının bozulmasını gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin temyiz dilekçesinin hukuki yarar yokluğundan REDDİNE (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı … vekili ve davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE(3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekili ve davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalılara iadesine, 12.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.