Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/254 E. 2022/16504 K. 08.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/254
KARAR NO : 2022/16504
KARAR TARİHİ : 08.12.2022

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki İlk Derece Mahkemesinde görülen itirazın iptali davasında verilen davanın kısmen kabulü ilişkin hüküm hakkında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelenmesi sonucunda; davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın, süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

K A R A R

Davacı vekili; davalının uzman doktor olarak Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapmaktayken endikasyon olmadan yaptığı tıbbî müdahaleler nedeni ile kamuyu zarara uğrattığını, bu hususun Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Denetim Hizmetleri Daire Başkanlığının 06.05.2016 tarih ve 51/4 nolu tevdi raporunun yapılan incelemesi ile tespit edildiğini, bu raporda kalp ve damar cerrahı …’in yeterli endikasyon olmadan işlem yaparak kamu zararına yol açtığının tespit edildiği, adı geçen bu hekimin yapmış olduğu tıbbi işlemlerle ilgili olarak toplam 192.952,76 TL kamu zararına yol açtığının bildirildiği, davalıya gönderilen ihtarlara rağmen davalı yanın müvekkili kurumun uğradığı zararı tazmin etmediğini, bunun üzerine Kayseri 7. İcra Müdürlüğü’nün 2017/1284 sayılı dosyasıyla takibe geçildiğini belirterek borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptaline, takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamış, duruşmadaki beyanında, bilirkişi raporunu kabul etmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince; denetimine elverişli kök ve ek raporlarda da belirtildiği üzere, davalı tarafça değerlendirilen hasta dosyalarında hastalıkların sınıflandırılmadığı, klinik olarak yeterince değerlendirilmeden tanı konulan ve sınıflandırılmayan hastalarda yapılan endovasküler işlemlerin Sağlık Uygulama Tebliği kriterlerine uygun olmadığı, hasta dosyalarından ve çekilen skopi görüntülerinden de anlaşıldığı kadarıyla işlemlerin yetersiz koşullarda, tanıya götüren yeterli doneler elde edilmeden yüksek maliyetle endikasyon dışı uygulamaların yapıldığı, hasta dosyalarından tanıya götüren yolların doğru kullanılmadığı, bu sebeple endikasyon dışı işlem yapıldığı, Sağlık Uygulama Tebliğinde ve bilimsel klavuzlarda uygulanan ameliyatların hangi durumlarda gerektiği ve hangi durumlarda hangi tıbbi malzemeye izin verildiğinin belirtildiği halde incelenen dosyalarda bu tebliğlerin göz önünde bulundurulmadığı, Rotarex cihazının çok büyük nüfuslara hitap eden büyük hastanelerde bile kullanımı bir veya ikiyi geçmezken Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 6 ayda 31 adet kullanılmış olmasının düşündürücü olduğu ve Rotarex cihazının kullanımın gereksiz olduğu, Rotarex ile damar lümeninin temizlenmesinin ardından literatürde de belirtildiği üzere teorik olarak %75’ten fazla olguda balon veya stent kullanımına gerek kalmaması beklenirken her hastada balon ve stent uygulandığı, bu haliyle de davalının %100 kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, her ne kadar davacı tarafça kamunun 192.952 TL zarara uğratıldığı iddia edilmiş ise de davalının kusurlu eylemi nedeniyle kamunun 120.076,56 TL zarara uğradığının anlaşıldığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davalının, Kayseri 7.İcra Müdürlüğü’nün 2017/1284 Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 120.076,56 TL’lik asıl alacak ve bu asıl alacak için takip öncesi işlemiş faiz miktarı olan 4.174,72 TL işlemiş faiz yönünden iptaline, takibin 120.076,56 TL asıl alacak(asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek) ve 4.174,72 TL takip öncesi işlemiş faiz üzerinden devamına, bakiye kalan 72.876,20 TL asıl alacak ve 3.199,78 TL takip öncesinde işleyen faiz yönünden davanın reddine, alacak likid olmadığından icra inkar tazminatı talebi yönünden davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; davalının uyguladığı tedavi yönteminin tıbba uygun olup olmadığı, uyguladığı tedavi yöntemi ile davacı idareyi zarara uğratıp uğratmadığı hususunda alınan bilirkişi kurulu raporunda, davalının her bir hasta bakımından uyguladığı tedavi yöntemi, tercih ettiği cihaz ve malzemeler, yaptığı işlemler bakımından ayrı ayrı ve ayrıntılı bir şekilde değerlendirildiği, davalının dava konusu tedavi işlemleri bakımından tam kusurlu olduğunun ve davacı idareyi zarara uğrattığının belirlendiği, raporun konusunda uzman bilirkişiler tarafından tanzim edildiği, gerekçeli, denetime açık, dosya kapsamı ile uyumlu ve hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatine varılmış olup taraf vekillerinin bilirkişi raporuna, belirlenen tazminat miktarına yönelik istinaf itirazları yerinde görülmediği, bununla birlikte, dava konusu olayın gerçekleşme biçimi, yapılan işin özelliği, çalışma koşulları, davalının uyguladığı tedavi yöntemiyle menfaat temin ettiğine dair bir iddia ve delil bulunmaması gözetilerek ilk derece mahkemesince 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 51. ve 52. maddeleri uyarınca tazminat miktarından uygun miktarda hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken bunun gözetilmemiş olmasının doğru görülmediği gerekçesi ile davalı lehine %40 oranında hakkaniyet indirimi yapılmasına karar verilmiş, bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile 6100 sayılı HMK.nın 353/1-b.2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesine, davanın kısmen kabulü ile, Kayseri 7. İcra Dairesi’nin 2017/1284 Esas sayılı dosyasında davalı/borçlunun 72.045,93TL asıl alacak ve asıl alacağa temerrüt tarihi 30/08/2016 tarihinden takip tarihi olan 18/01/2017 tarihine kadar işlemiş 2.504,83TL yasal faiz olmak üzere toplam 74.550,76TL alacak üzerinden itirazının iptaline ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yasal faiz üzerinden icra takibinin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden, takip tarihi itibariyle alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına, dava şartları, delillerin toplanması ve hukukun uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden bulunmamasına göre davacı vekili ve davalı vekilinin yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün HMK’nın 370/1. maddesi gereğince ONANMASINA, HMK’nın 373. maddesi uyarınca dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesine, 492 Sayılı Harçlar Yasasının 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına ve aşağıda dökümü yazılı 3.819,86 TL kalan onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına 08/12/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.