YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/25699
KARAR NO : 2023/4501
KARAR TARİHİ : 28.03.2023
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/806 Değişik İş, 2021/809 Karar
SAYISI : 2021/İHK-31878
HÜKÜM/KARAR : Başvurunun Kabulü / İtirazın Kısmen Kabulü
SAYISI : 2021/107707
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kabulüne karar verilmiştir.
Karara davacı vekili ile davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazının reddine, davacının itirazının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… kararı davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının yolcu olduğu davalıca Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (…) poliçesi ile sigortalı aracın 27.02.2020 tarihinde karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu davacının yaralandığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslahla toplam talebini 86.022,42 TL olarak belirlemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını, davacıya ödeme yapıldığını, ödemenin yeterli olduğunu ve bakiye alacağının kalmadığını, davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun usule uygun olmaması nedeniyle kabul etmediklerini, kusur oranlarının Adli Tıp Kurumu (ATK) Trafik İhtisas Dairesi’nden alınacak bir raporla belirlenmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri tazminatı ve tedavi giderlerinden davalının sorumlu olmadığını, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak yapılması gerektiğini, emniyet kemerinden kaynaklanan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, taraflar arasında uzlaşma olup olmadığının netleşmesi gerektiğini, aleyhe faize hükmedilmemesi gerektiği gibi ticari faiz talebinin de yersiz olduğunu ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. … KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya yapılan kısmi ödemenin, ödeme tarihindeki veriler esas alınarak yapılan hesaplamada yetersiz olduğu, bu nedenle tazminata hükmedilmesi gerektiği, maluliyet ile hesap raporunun usul ve yasaya uygun olduğu, davalıca sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, toplam 86.022,42 TL tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. İtiraz Sebepleri
1. Davacı vekili itiraz dilekçesinde; yasal değil avans faize hükmedilmesi gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu ve vekalet ücretinin 1/5 oranında değil tam olarak hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.
2. Davalı vekili itiraz dilekçesinde; maluliyet raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, yapılan ödeme nedeniyle davacının bakiye alacak hakkının bulunmadığını, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faizin uygulanması gerektiğini, kusur incelemesinin yapılması gerektiğini, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından davacıya bir ödeme yapılıp yapılmadığının netleştirilmesi, yapıldıysa mahsubunun gerektiğini, uzlaşma olup olmadığının araştırılması gerektiğini ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğu, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin maktu ücretin altında kalmamak üzere nisbi ücretin beşte biri oranında hükmedilmesi gerektiği, uzlaşmaya ve davacıya yapılan herhangi bir ödemeye dair bilgi ve belge olmadığı, kusurun netleştiği, Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli iptal kararı gereğince davacının zararının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre belirlenmesinin yerinde olduğu, davacı ile davalıca sigortalı araç sürücüsünün arkadaş olduklarının sabit olduğu ancak taşımanın kimin menfaatine olduğunun belirli olmadığı, bu nedenle hatır taşımasının kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davalının itirazlarının reddine, davacının itirazlarının vekalet ücreti ve faiz başlangıç tarihi yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile katılma yoluyla davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; yasal değil avans faize hükmedilmesi gerektiğini ve vekalet ücretinin 1/5 oranında değil tam olarak hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; maluliyet raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, yapılan ödeme nedeniyle davacının bakiye alacak hakkının bulunmadığını, hesaplamada TRH-2010 yaşam tablosu ve %1.8 teknik faizin uygulanması gerektiğini, kusur incelemesinin yapılması gerektiğini, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, uzlaşma olup olmadığının araştırılması gerektiğini, aleyhe faize hükmedilmesinin doğru olmadığını ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davacının yolcu olarak bulunduğu davalı … şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (…) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın 27.02.2020 tarihinde karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 49, 51 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanun’un (KTK) 85, 89, 90, 91 ve 109 uncu maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30 uncu maddesi, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16 ncı maddesinin on üçüncü fıkrası, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, hükmolunan vekalet ücretinin yerinde olmasına, avans faiz uygulanmamış olmasının yerinde olmasına, uzlaşmaya ve davacıya yapılan herhangi bir ödemeye dair bilgi ve belge olmamasına, tek taraflı trafik kazasında kusurun netleşmiş olmasına, Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli iptal kararı gereğince davacının zararının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre belirlenmesinin yerinde olmasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. KTK’nın 87 nci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 6098 sayılı TBK’nın 51 inci maddesi uyarınca hatır için karşılıksız yolcu taşıma veya aracı kullandırmada genel hükümlere göre tazminattan uygun bir indirim yapılması, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir.
Hatır için yolcu taşıma veya aracı kullandırmadan söz edebilmek için, ölen veya yaralananın bir menfaat karşılığı olmaksızın taşınması veya aracın kullanılması, diğer bir deyişle taşıma veya kullanmada yalnızca ölen veya yaralananın menfaatinin bulunması gerekir. Bu nedenle taşıma veya kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir menfaatinin bulunması hâlinde hatır taşımasından söz edilemez. Bu bakımdan hatır ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma veya kullanmanın kimin menfaatine olduğunun belirlenmesi önemlidir. Taşıma veya kullandırma, ekonomik yarar için olabileceği gibi ortak toplumsal değerler nedeniyle de olabilir. Ancak yakın akrabaların ve eşin taşınmasında bir menfaatten söz edilemeyeceği için hatır için taşımadan da bahsedilemez. Hâkim, gerekçesini kararında tartışmak ve nedenlerini göstermek koşuluyla tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda da değildir.
Somut olayda; davalı vekilince başvuruya cevap ve itiraz dilekçelerinde hatır için taşıma def’inde bulunulmuştur. Kaza nedeniyle yürütülen soruşturma aşamasında sigortalı araç sürücüsü, davacı ile arkadaş olduklarını, kazanın da davacının arkadaşı olan sigortalı araç sürücüsünün sevk ve idaresindeki sigortalı araçta iken meydana geldiğini beyan etmiştir. Davacının, davalı şirkete sigortalı araçta yolcu olarak bulunduğu ve sürücü ile arkadaş oldukları sabit olup davacının taşıma için arkadaşına ücret ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilmelidir. Bu durumun aksi ispat edilemediğinden davalı … şirketinin süresinde yapılan hatır için taşıma savunmasına itibar edilerek TBK’nın 51 inci maddesi gereğince Dairenin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan … kararının BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
28.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.