YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/27072
KARAR NO : 2022/11280
KARAR TARİHİ : 03.10.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Av. … tarafından, davalı … aleyhine 26/02/2013 gününde verilen dilekçe ile muvazaalı satış işleminin iptali ile kullanım bedeli istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine dair verilen 25/03/2021 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Dava, muvazaa nedeniyle satış işleminin iptali ve kullanım bedeli istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, miras bırakan babası İsmail Bağlamcı’nın maliki olduğu … plaka sayılı minibüsü ve bu minibüsün çalıştığı S.S. Sazlıköy Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifinde kayıtlı hattı mirastan mal kaçırma amacıyla ve muvazaalı olarak davalı oğluna bedelsiz şekilde devrettiğini, miras bırakanın işlem tarihinde böyle bir satışa ihtiyacı bulunmadığı gibi davalının da o tarihte alım gücünün olmadığını, yapılan işlemle davalı dışındaki mirasçıların saklı paylarına tecavüz edildiğini, muvazaalı devir sonucu hattın davalı tarafça çalıştırılması nedeniyle davalının kazanç elde ettiğini ileri sürerek minibüs ve minibüs hattının muvazaalı satış işlemlerinin iptaline, miras payı oranında adına tesciline, olmadığı taktirde bedelin tahsiline, minibüs hattının işletilmesi nedeniyle miras bırakanın ölüm tarihinden itibaren kazancın belirlenerek miras payı oranında ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taşıyıcılar kooperatif üyeliğinin ekonomik bir değeri olmayıp kooperatife bizzat üye olduğunu, miras bırakan adına kayıtlı başkaca mallar da bulunduğunu, davaya konu işlemin mal kaçırma amacı taşımayıp gerçek bir sözleşme olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
İrade ve beyan arasında bilerek yaratılan uyumsuzluk şeklinde tanımlanan muvazaa, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 19. maddesinde (818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 18. maddesinde) düzenlenmiş ve anılan maddede, “Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre muvazaa; tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacı ile ve fakat kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak hususunda anlaşmalarıdır, şeklinde tanımlanabilir
Muvazaa daha çok sözleşmenin yorumuyla ilgili olduğundan, öğreti ve uygulamada kapsamlı olarak incelenmiş ve belirli kurallara bağlanmıştır. Gerek öğretide ve gerekse uygulamada muvazaa, mutlak ve nispi muvazaa olarak iki gruba ayrılmaktadır; mutlak muvazaada taraflar herhangi bir hukuki işlem yapmayı (oluşturmayı) istemezler, yalnız görünüşte bir hukuki işlem için gerekli irade açıklamasında bulunurlar; nispi muvazaada ise taraflar gerçekten belli bir hukuki işlem yapmak isterler ancak onu saklamak amacıyla, bir başka hukuki işlemin kurulduğu görüşünü yaratmak üzere irade açıklamasında bulunurlar.
Taraflar ister yalnız bir görünüş yaratmayı, ister ikinci bir gizli işlem yapmayı arzu etmiş olsunlar, görünüşteki işlem tarafların gerçek iradelerine uymadığından, ilke olarak herhangi bir sonuç doğurmaz. Muvazaada görünüşteki işlemin her türlü hukuki sonuçtan yoksun olması, tarafların ortak iradelerinin bu yolda olmasından kaynaklanmaktadır.
Somut olayda, davacı vekili S.S Sazlı Kasabası Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifindeki muris …’ya ait olan hissenin, 03/10/2002 tarihinde muris tarafından oğlu olan davalı …’ya yapılan devrinin muvazaalı olduğu iddia etmiştir. Mahkemece, murisin satış tarihi itibarıyla bu satışa ihtiyacı olup olmadığı, satış bedelinin ne şekilde ödendiği, davalının satış bedelini ödeyecek ödeme gücü olup olmadığı hususlarında yeterince araştırma yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 03/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.