Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/27185 E. 2022/11971 K. 11.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/27185
KARAR NO : 2022/11971
KARAR TARİHİ : 11.10.2022

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 9. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 11/10/2022 Salı günü davacı vekili Av. … ile davalı … vekili Av. … ve davalı … vekili Av. … geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan tarafların vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı alacaklı vekili, davalı borçlu … hakkında takip yaptıklarını takibin semeresiz kaldığını, borçlunun dava konusu taşınmazını diğer davalı annesi …’e devrettiğini belirterek, davalılar arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, dava konusu taşımazın asıl sahibinin müvekkili ve eşi olduğunu, müvekkilinin eşinin zihinsel sorunları başladığı dönemde ev satın almak istediklerinde, yaşadığı sorunlar nedeni ile hukuku ilişkiler kurma iradesinde sakatlık olacağı endişesi ile inanılan kişi olarak davalı oğlu … adına taşınmazın alındığını, üzerindeki evin inşası için müvekkilinin Halk Bankasından kredi çektiğini ve ödediğini, daha sonra taşınmazın …’ye devredildiğini, haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı … vekili, müvekkilinin davacıya borcu olmadığını, takip dayanağı senedin baskı ve tehditle imzalattırıldığını, müvekkilinin bu baskılar nedeni ile sorunlar yaşadığını, dava konusu taşınmazın inançlı işlem gereği gerçek malikine devredildiğini, mal kaçırma amacı olmadığını belirtmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın gerçekte davalı …’nin eşi, …’in babası …’e ait olduğu, …’in 18/11/2004 tarihi öncesi ve sonrasında yaşadığı nörolojik sorunları nedeniyle tedavi görmesi nedeniyle taşınmazın devrinin … adına yapılmak zorunda kalındığı evin inşaatı için … tarafından 2007 yılında kredi çekildiğinin savunulduğu ancak inançlı temlik savunmasının yazılı delil ile ispat edilmediği, bina yapımı için … tarafından çekildiği söylenen kredinin delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceğinden tanık delili ile de ispatının mümkün olmayacağı, taşınmazın bağış tarihinden sonra dahi davalı borçlu tarafından Cafe olarak kullanılmaya devam edildiğinin vergi kaydından anlaşıldığı ve de 2004 yılında satın alınan taşınmazın iadesi için uzun bir süre varken icra takip tarihinden 10 gün öncesinin beklenmesinin de inançlı işlem olmadığına karine olması nedeniyle inançlı işlem savunmasına itibar edilmediği, davalı borçlu …’in, adına kayıtlı taşınmazını borcun doğumundan sonra 01/07/2019 tarihinde annesi …’e bağış yoluyla devretmesinin İİK m. 278 gereği batıl olduğu ve aynı yasanın 280. Maddesi gereği alacaklılara zarar verme kastı olduğundan bahisle daanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı … vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, dava ön şartı olan aciz belgesinin davanın her aşamasında sunulabileceği, davanın sonuna kadar hatta karar düzeltme aşamasında dahi sunulabileceği, somut olayda borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin bulunması ön şartının yerine getirilmediği, davacı tarafın istinaf aşamasında da aciz belgesini sunmadığı, mevcut haliyle dava ön şartının yerine getirilmediği, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin uygun olmadığından davalı … vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Tasarrufun iptali davasını elinde geçici veya kesin aciz belgesi bulunan alacaklı açabilir. (İİK.m.277) Bu husus, dava şartı olup, hâkim görevi gereği doğrudan gözetmek zorundadır. Ancak, bu eksikliğin yargılamanın her aşamasında hatta temyiz aşamasında dahi giderilebilmesi mümkündür.
Somut olayda, davacının haciz tutanağını sunması sırasında bir takım aksaklıklar olmakla birlikte , temyiz aşamasında sunulan borçlu …’e ödeme emrinin tebliğ edildiği … Mah.Ay.cad No:66 … /Bursa adresinde 12/11/2020 tarihinde yapılan haciz tutanağında, lüzumlu ev eşyalanın dışında hacze kabil mal bulunmadığı belirtilmiştir. Borçlunun alacağa yeterli taşınır ve taşınmaz mal kaydına da rastlanmamıştır. İbraz edilen haciz tutanağı, İİK’nın 105.maddesi anlamında aciz belgesi niteliğindedir.
Bu durumda, borçlunun aciz halinin varlığının sabit olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesince esasla ilgili değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, HMK nın 373/2. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak, dosyanın Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 8.400,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 11/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.