Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/3324 E. 2021/10830 K. 22.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3324
KARAR NO : 2021/10830
KARAR TARİHİ : 22.12.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki hayat sigortasından kaynaklanan alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacılar vekili; davacıların murisi …’ın dava dışı bankadan 28/05/2013 tarihinde kullandığı kredi nedeniyle davalı sigorta şirketi ile vefat teminatı 36.750,00 TL olan hayat sigortası yaptığını, davacıların murisinin 14/10/2013 tarihinde ölümü üzerine ödeme talebinde bulunulmasına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacıların murisinin çekmiş olduğu kredinin hayat sigortası teminatı kapsamında kaldığının ve davalının vefat teminatının tamamından sorumlu olduğunun kabulü ile kredi alacaklısı … A.Ş. … Şubesine ödenmesi gereken kredi tutarının tamamının davalıya ödettirilmesine, davanın bankaya ihbarına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davanın görev, yetki, iş bölümü, husumet ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davalı sigorta şirketinin 2434583 numaralı poliçe nedeniyle davacıların murisi …’ın çekmiş olduğu kredi borcunun hayat sigortası kapsamında ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hükmüne uyulan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 26/02/2020 gün ve 2016/5389 Esas 2020/2150 Karar sayılı ilamında “sadece davacı vekilinin hazır olup davalı taraf vekilinin hazır bulunmadığı son celsede, saatinden önce duruşma yapılarak tahkikatın bitirilip, sözlü yargılama için ayrı gün belirleyerek taraflara bu husus bildirilmeksizin, HMK’nun 184. ve 186. madde hükümleri gözetilmeden esas hakkında hüküm kurulmasının doğru olmadığı” gerekçesiyle davalı vekilinin diğer temyiz itirazları incelenmeksizin hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonrasında, … A.Ş.’nin bu davada taraf olmadığı ve davanın tarafı olmayan bir kişi hakkında lehe veya aleyhe hüküm kurulmasının da mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, hayat sigortası sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacıların murisi ile davalı …. arasında düzenlenen poliçenin incelenmesinde; sigortacının, davalı …. olduğu, sigortalının …, dain mürtehinin ise … … Şubesi olduğu anlaşılmaktadır.
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisinin dava dışı … A.Ş’den kredi kullandığını, muris ile davalı arasında hayat sigorta poliçesi düzenlendiğini, murisin poliçe teminat süresi içinde öldüğünü açıklayıp davalının vefat teminatının tamamından sorumlu olduğunun kabulü ile kredi alacaklısı … A.Ş. … Şubesine ödenmesi gereken kredi tutarının tamamının davalıya ödettirilmesini talep etmiş, davalı vekili davacıların aktif dava ehliyet haklarının bulunmadığını savunmuş, mahkemece, dain mürtehin sıfatına haiz bankadan davaya muvafakat edip etmediği sorulmuş, dava dışı banka ise yazı cevabında muris …’ın 35.000 TL kredi kullandığını, 5 taksit ödediğini, sonrasında yasal takibe intikal ettiğini, … isimli şahsın 6693509 ve 6661987 ihtar no.lu takip hesaplarından kaynaklı borçlarının 24/09/2019 tarihi itibariyle toplam 65.855,09 TL olduğu ve tazminat bedelinin davacılara ödenmesi şeklinde kurulacak hükme muvafakatları bulunmadığını bildirilmiştir.
Ayrıca; daini mürtehin olan … T.A.Ş. tarafından davacılar aleyhine açılan Hatay 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/461 Esas -2018/377 karar sayılı dosyası ile yapılan yargılama sonunda; taraflar arasında yapılan sözleşmenin 8.3. maddesinde kredi borçlusunun vefatı halinde bankanın öncelikle sigorta şirketine müracaat edeceği, sigorta şirketinden alacağını eksik alması halinde mirasçılara yöneleceği kararlaştırılmış olmasına rağmen davacı bankanın sigorta şirketine karşı tüm hukuki yolları tüketmeden mirasçılardan alacağını istediği anlaşıldığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf yoluna başvurusu sonucu Adana Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin reddi kararı üzerine işbu hükmün 01.11.2018 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Sigorta poliçesinin dava dışı banka tarafından açılan krediye teminat olarak düzenlendiği durumda, kredi borcu ödenmemiş ise sigorta bedelini talep hakkı öncelikle bankaya ait olup, somut uyuşmazlıkta, davacılar tazminatın, alacaklı bankaya ödenmesini talep ederek murisin bankaya olan borcunu kapatma iradesini ortaya koymuşlardır.
Buna göre, davacıların talebinin, poliçe teminat bedelinin taraflarına ödenmesi değil de, kredi borcunun bankaya ödenmesi şeklinde olduğu, kredi veren banka ile sigorta şirketi arasında organik bağ bulunduğu, öte yandan hayat sigorta poliçesinde mürtehin kaydı bulunan dava dışı banka tarafından bakiye kredi borcunun tahsili için murisin mirasçıları aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasının reddedilmiş olması ve kararın kesinleştiği de gözetildiğinde mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine, 22/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.