Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/3982 E. 2021/5000 K. 20.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3982
KARAR NO : 2021/5000
KARAR TARİHİ : 20.09.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat istenmesi üzerine uyuşmazlık hakem heyeti tarafından yapılan inceleme sonucunda; başvurunun kısmen kabulüne ve İtiraz Hakem Heyeti tarafından davalının vekalet ücretine ilişkin itirazının kabulüne, taraf vekillerinin diğer itirazlarının reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 13/11/2016 tarihinde müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu davalıya sigortalı aracın asli kusurlu olarak karıştığı çift taraflı kazadan dolayı … Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinden alınan sağlık kurulu raporuna göre % 24 oranında sürekli maluliyeti bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL sürekli ve 100,00 TL geçici iş göremezlik olmak üzere toplam 5.100,00 TL tazminatın davalının temerrüde düştüğü tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş; 28/02/2018 tarihli dilekçesiyle dava değerini 262.194,45 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından, iddia, savunma, toplanan deliller ve alınan bilirkişi asıl ve ek raporunun hükme esas alınarak başvurunun kısmen kabulü ile 110.995,29 TL tazminatın 06/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara taraf vekilleri itiraz etmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti tarafından, alınan aktüer bilirkişi raporunun hükme esas almaya uygun olduğu, kazanın aynı zamanda iş kazası olduğu, başvuranın SGK’dan aylık talep etme hakkı bulunduğu, ancak bu hakkından feragat ettiğini belirterek onun yerine tazminat ödenmesini talep etmişse de SGK’dan alacağı aylıktan feragat ettiğine ilişkin beyanının hukuki bir bağlayıcılığı bulunmadığı, dolayısıyla başvuranın bu beyanına itibar edilmeksizin SGK’dan alınacak gelirin peşin sermaye değerinin hesaplanan tazminattan düşülmesinin isabetli olduğu, başvuranın sunduğu maluliyet raporunun Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği’ne göre hazırlanmış bir rapor olduğu, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik’in uygulanamayacağı, iş kazası esnasında davacının yaralandığı ve hatır taşıması bulunmadığı, emniyet kemeri takıp takmadığı hususunda kaza tespit tutanağında bir belirleme bulunmadığından müterafik kusuru bulunduğu sonucuna varılamayacağı, başvuran lehine 1/5 oranında vekalet ücreti takdiri gerektiği gerekçesiyle; davalının vekalet ücretine yönelik itirazının kabulü ile UHH kararının vekalet ücretine ilişkin kısmının düzeltilmesine ve kararın 3. bendindeki “11.629,62 TL” rakamı yerine “2.325,92 TL” rakamının yazılmasına, taraf vekillerinin diğer itirazlarının reddi ile kararın diğer bölümlerinin aynen geçerli olduğunun kabulüne karar verilmiş; İtiraz Hakem Heyeti kararı taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

1) Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda, davacı başvurusuna maluliyet oranınına ilişkin Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 25/04/2017 tarihli ve % 24 oranında engelli olduğunu gösterir raporu eklemiş olup, bu raporda hangi yönetmelik ile eki cetvellerin kullanıldığı yazılı değildir. Uyuşmazlık hakemi ise 16/11/2017 tarihli ara kararıyla, davacının “Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü veya Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine” göre sürekli iş gücü kaybı oranının belirlenmesi için başvuranın en yakın tam teşekküllü bir üniversite hastanesi adli tıp anabilim dalı başkanlığına müracaat etmesine karar vermiş, ara kararı uyarınca düzenlenen ve uyuşmazlık hakem heyetince hükme esas alınan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinden alınan 27/11/2017 tarihli rapor, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre düzenlenmiş olup, bu raporda davacının kaza nedeniyle oluşan daimi maluliyeti % 45.2 olarak belirlenmiştir. Bu rapor uyuşmazlık hakem heyetince benimsenmiştir. Ne var ki, 13/11/2016 kaza tarihi itibariyle uygulanması gerekli mevzuata uygun olarak maluliyet değerlendirmesinin yapılmadığı, rapor tanziminde … genel şartlarına göre Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirleme yapılmadığı görülmektedir. Bu yönüyle, maluliyet oranı tespitine ilişkin bu rapor, hükme esas almaya elverişli olmadığından, maluliyetin belirlenmesi konusunda yapılan araştırma yetersizdir.
Bu durumda, İtiraz Hakem Heyeti tarafından yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında davacının kaza nedeniyle maluliyeti oluşup oluşmadığı ve varsa maluliyet oranının 30/03/2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellere göre belirlenmesi için, rapor verebilecek yetkili sağlık kurumlarından, anılan yönetmeliğin 9. maddesinde tespit edilen esaslara uygun şekilde düzenlenecek özürlü sağlık kurulu raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı ve davacının isteminde belirttiği oranı da aşar şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
2) Davaya konu kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesinin 4. fıkrasında “iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir” düzenlemesine yer verilmiştir.

Somut olayda, başvuranın (davacının) yolcu olarak bulunduğu ve işvereni …Raf sistemleri İmalat San. ve Tic. Ltd. Şirketine ait kamyonete yüklenen traves denilen demir aksamları … ilçesinden … ilçesindeki fabrikaya götürmek üzere aynı işyerinde çalışan işçilerle birlikte yola çıktıkları esnada kazanın meydana geldiği, aracın karıştığı çift taraflı kazada başvuranın yaralandığı ve davaya konu edilen maluliyet durumunun doğduğu anlaşılmaktadır. Başvurana davaya konu trafik iş kazası sonucu yaralanmasından dolayı tedaviye alındığı ve geçici iş göremezlik tazminatı ödendiği, yapılan ödemelerin rücuya tabi olduğunu belirten ve başvuranın dosyaya sunduğu 01/11/2017 tarihli SGK’dan alınan yazının bulunduğu, uyuşmazlık hakeminin 27/01/2018 tarihli ara kararıyla başvurana SGK dan adına herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığına dair belge sunması için verilen süreye rağmen dosyaya bu yönde bir belge sunulmadığı, başvuranın SGK ya gelir bağlanması yönünde talepte bulunmadığı ve bu talebinden feragat ettiğini dosyaya sunduğu 02/03/2018 tarihli dilekçesinde beyan ettiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda başvuranın her zaman sürekli iş göremezlik geliri bağlanması talebinde bulunabileceğinden mükerrer ödemeden kaçınmak amacıyla peşin sermaye değerinin hesaplanarak tazminat miktarından düşüldüğü belirtilmiş ise de Hakem Heyeti yargılaması sırasında bu konuda herhangi bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Şu halde, SGK Başkanlığından, davaya konu kazaya ilişkin olarak iş kazası yönünden araştırma yapılıp yapılmadığı ve olayın iş kazası olarak kabul edilip edilmediği; olayın iş kazası olarak kabulü suretiyle davaya konu kazadaki kalıcı maluliyeti nedeniyle davacıya sürekli iş göremezlik (kalıcı maluliyet) geliri bağlanıp bağlanmadığı; gelir bağlanmış ise rücuya tabi olup olmadığı ve rücu istemli dava açılıp açılmadığı bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin ne olduğu hususlarının sorulması, bağlanan gelir rücuya tabi ise 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesi hükmü değerlendirilerek tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken, bu konuda gerekli araştırmanın yapılmayışı eksik inceleme niteliği taşımaktadır. Kararın bu nedenle de bozulması gerekir.
3) Başvuran (davacı) vekili, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda zarar hesabı yapılırken genel şartlar uyarınca TRH 2010 tablosu ve % 1.8 teknik faiz kullanılmasına karşın, peşin sermaye değeri belirlenirken PMF 1931 tablosunun kullanıldığını, bu şekilde raporda kullanılan parametrelerin aynı cinsten olmadığını ileri sürerek rapora karşı itirazda bulunmuş, davacının itirazlarını karşılamak üzere ek rapor alınmış ise de, ek raporda yapılan hesaplamalarda iki ayrı tablo kullanılıp kullanılmadığı hususu açıklığa kavuşturulmadan karar verilmesi de yerinde olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
4) Bozma neden ve şekline göre tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1, 2 ve 3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (4) nolu bentte açıklanan nedenle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ile davalıya geri verilmesine, 20/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.