Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/4120 E. 2021/5583 K. 28.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4120
KARAR NO : 2021/5583
KARAR TARİHİ : 28.09.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tahkim davasının yapılan yargılaması sonunda; Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen 13/12/2019 tarih 2019/İHK-19027 sayılı kararın, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı vekili, davalı sigorta şirketinin trafik sigortacısı olduğu aracın kusuru nedeniyle gerçekleşen çift taraflı trafik kazasında davacının yaralanarak iş gücü kaybına uğradığını belirterek bedel artırım dilekeçesiyle birlikte 268.000 TL sürekli bakıcı gideri tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; başvurunun kabulü ile 268.000 TL sürekli bakıcı giderinin 29.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından itiraz yoluna başvurulması üzerine Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetince, davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava trafik kazasından kaynaklı bakıcı gideri maddi tazminatı istemine ilişkindir.
6098 sayılı Borçlar Yasasının, “Tazminatın belirlenmesi” üst başlıklı 51/1 maddesi ile( 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 43.maddesi); Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmış, 52.maddesinde ise (Borçlar Kanunu 44. madde)zarar gören taraf, zarara razı olduğu veya kendisinin eylemi, zararın doğmasına ya da zararın artmasına yardım ettiği ve zararı yapan kişinin durum ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakimin, zarar ve ziyan tutarını indirebileceği veya zarar ve ziyanı hüküm altına almaktan vazgeçebileceği açıklanmıştır.
Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (…, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın
doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (KILIÇOĞLU, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında kusurlu olması aranmaktadır.
Somut olayda davacı sürücünün; sürekli iş göremezlik, yol ve tedavi giderine ilişkin talebi yönünden davalı sigorta şirketi ile müşterek müteselsil sorumlularına karşı açtığı Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/3-2018/253 sayılı derecattan geçerek kesinleşen tazminat dosyasında ; davacının motosiklet sürücüsü olup kask takmadığı, kaza neticesinde kafasından aldığı darbeler nedeni sürekli maluliyetine büyük ölçüde etki eden ve tedavi ile giderilemeyen baş arızalarının neden olduğu gerekçesiyle davacının %20 oranında müterafik kusurlu olduğu kabul edilerek maddi tazminat hükmedilmiştir.
Bu durumda İtiraz hakem heyetince davacının yaralanmasında müterafik kusurlu olduğunun kabulü ile %20 oranında müterafik kusur indirim yapılarak sürekli bakıcı gideri tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli olmamıştır.
3-Kabule göre; 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu 30/17 md. ve 19.01.2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesi ile Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16. maddesinin 13. fıkrasına “(13) (Ek:RG-19/1/2016-29598) tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.” hükmü eklenmiştir.
Somut olayda; Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararda davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin 13. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde yer alan asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde nispi tam vekalet ücretine hükmedilmesi isabetli olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2)ve(3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 28/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.