Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/4159 E. 2021/9380 K. 30.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4159
KARAR NO : 2021/9380
KARAR TARİHİ : 30.11.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacılar vekili; müvekkillerinin desteğinin davalının … poliçesi ile sigortaladığı araçta yolcu olarak bulunduğunu, aracın 03/12/2017 tarihinde karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucunda, desteğin hayatını kaybettiğini belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik toplam 4.500 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 500,00 TL cenaze ve defin giderinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslahla taleplerini … için 119.535,00 TL, … için 29.884,00 TL, … için 5.219,00 TL, ….için 41.181,00 TL …için 36.373,00 TL, …için 16.420,00 TL olmak üzere toplam 248.612,00 TL ye yükseltmişlerdir.
Davalı vekili; başvurunun reddini talep etmiştir.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince; uyuşmazlık konusu kazanın göçmen kaçakçılığı yapıldığı esnada meydana geldiği, göçmenlerin taşındığı araç işleteninin araçta kaçak göçmen olarak bulunan başvuru sahiplerinin desteğine karşı sorumluluğunun sigorta teminatı kapsamında olmadığı, araçta yolcu olan desteğin herhangi bir çalışma izninin de bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından yapılan itiraz üzerine İtiraz Hakem Heyetince davacılar vekilinin yapmış olduğu itirazın kabulüne karar verilerek, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, başvurunun kabulüne, …için 119.535,00 TL, …. için 29.884,00 TL, ….için 5.219,00 TL, ….için 41.181,00 TL …için 36.373,00 TL, … için 16.420,00 TL olmak üzere toplam 248.612,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 500,00 TL cenaze ve defin giderinin 15.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davacılara ödenmesine karar verilmiş, itiraz hakem heyeti kararı davalı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.

Dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ile cenaze ve defin gideri nedeniyle oluşan zarardan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince; uyuşmazlık konusu kazanın göçmen kaçakçılığı yapıldığı esnada meydana geldiği, göçmenlerin taşındığı araç işleteninin araçta kaçak göçmen olarak bulunan desteğin mirasçıları konumundaki başvuru sahiplerine karşı sorumluluğunun sigorta teminatı kapsamında olmadığı, ölüm olayının desteğin kendi kusuru sonucu meydana geldiği gerekçesiyle başvurunun reddine, karara karşı davacılar vekilinin yapmış olduğu itirazın kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına ve başvurunun kabulüne, …için 119.535,00 TL, … için 29.884,00 TL,… için 5.219,00 TL,… için 41.181,00 TL … için 36.373,00 TL, …için 16.420,00 TL olmak üzere toplam 248.612,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 500,00 TL cenaze ve defin giderinin 15.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davacılara ödenmesine karar verilmiş ise de;varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tâbi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür.
5718 sayılı MÖHUK madde 48/1’e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır. Buna karşın davalının veya kendisine karşı takibe girişilen karşı tarafın vatandaşlığı, bu madde kapsamında da bir öneme sahip değildir. Bu maddeye göre hakim tarafından verilen kesin süre içinde teminat gösterilmezse, dava, dava şartı eksikliğinden HMK’nun 114/1-ğ maddesi uyarınca reddedilir.
MÖHUK madde 48/2’de ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar” hükmü yer almaktadır.
Buna göre Türk hâkimi, yabancı davacının, davaya katılanın veya icra takibinde bulunanın vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise, bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. Az yukarıda belirtilen anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup, anılan sözleşmenin 17. maddesinde; âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir.
Davacılar Suriye uyruklu olup, Hakem Heyetince şikayetçilerin teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun’un 48/2. maddesinde dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu Mahkemece re’sen gözetilmelidir.

Bu sebeple İtiraz Hakem Heyetince, öncelikle davacıların teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü’nden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacıların teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacılara kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise, dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi doğru olmamış, hükmün bu yönden re’sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan ve re’sen görülen nedenlerle İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 30/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.