YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4990
KARAR NO : 2021/5657
KARAR TARİHİ : 28.09.2021
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sigorta tahkim davası hakkında Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, davalıya trafik sigortalı araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile gerçekleşen kazada müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp 15.000,00TL sürekli iş göremezlik zararı ile 354,00TL rapor ücretinin tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslahla talep miktarını 115.740,17TL’ye yükseltmiştir.
Karşı taraf vekili, başvurunun reddini savunmuştur.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti’nce, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; başvurunun reddine karar verilmiş, anılan karara karşı itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince davacı vekilinin itirazının reddine dair karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gereklidir. Sözkonusu belirlemenin ise, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Eldeki davada, Uyuşmazlık Hakem Heyeti’nce davalı tarafça dosyaya sunulan medikal görüş raporu ile davacı tarafça başvuru sırasında sunulan rapor arasında çelişki bulunduğu, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için davacı tarafa “Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre yeniden rapor alarak dosyaya sunması için süre verildiği, ancak verilen sürede raporun dosyaya sunulmadığı gerekçesi ile başvurunun reddine karar verildiği, İtiraz Hakem Heyeti’nin de aynı gerekçelerle davacı tarafın itirazının reddine karar verdiği, anlaşılmaktadır.
Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak … Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 01.03.2019 tarihli raporda, davacının kaza nedeniyle oluşan maluliyeti % 13 olarak belirlenmiştir. Anılan bu raporun tanziminde 30/03/2013 tarihli Özürlülük
Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellere göre belirleme yapıldığı görülmekte olup, raporun kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan yönetmeliğe uygun olduğu açıktır. Anılan raporda davacının muayene bulguları yazılmak suretiyle davacıda kaza nedeni ile tibia ve fibula açık kırığı medyana geldiği belirtilmiş ve her bir araz için hangi tablonun uygulandığı belirtilmek suretiyle tabloda yer alan özürlülük oranı uygulanarak davacıda oluşan maluliyet oranı tespit edilmiştir. Rapor bu hali ile karar vermeye elverişli ve yeterli olup, İtiraz Hakem Heyetince başvurunun reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Dava şartları, davanın esası hakkındaki yargılamanın devamı için gerekli olan şartlar olup, davanın açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır. Bu nitelikleri gereği de eksiklik bulunması halinde tamamlanabilir olup olmadıklarına göre ve 6100 sayılı HMK’nın 114 ile 115. maddelerindeki düzenlemeler kapsamında ele alınmaları gerekir. Davanın esasına girilmesine engel olacak nitelikteki dava şartı eksiğinin giderilmesinin her zaman mümkün olduğu durumlarda, HMK’nın 115/2. maddesi gereği eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilip sonucuna göre karar verilmelidir.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; 01.03.2019 tarihli maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellere uygun biçimde, konusunda uzman doktor bilirkişi heyeti tarafından ve kazadaki yaralanma ile maluliyet arasındaki illiyet bağı da kurularak düzenlendiği, karara esas alınabilir bir rapor olduğu gözetilmek suretiyle inceleme yapılması, davacı vekilinin UHH kararına ilişkin diğer itirazları da değerlendirilip karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 28/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.