YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5445
KARAR NO : 2021/6931
KARAR TARİHİ : 18.10.2021
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davanın reddine ve İtiraz Hakem Heyeti tarafından davacı vekilinin itirazının reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili; davalının trafik sigortacısı olduğu aracın davacının idaresindeki araca çarpmasıyla oluşan kazada yaralanan davacının % 25,2 oranında malul kaldığını, davalı tarafından % 4 maluliyet için 05.07.2017 tarihinde yapılan 16.607,00 TL’lik ödemenin yetersiz olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 41.000,00 TL. tazminatın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili; yapılan ödeme ile sorumluluğun son bulduğunu, % 25,2 maluliyet belirleyen raporu kabul etmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; usule uygun maluliyet raporu ile başvurunun dava şartı olduğu, 2013 Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği’ne uygun düzenlenecek raporun dosyaya sunulması için davacıya süre verildiği halde raporun sunulmadığı; anılan yönetmeliğe göre hazırlanan maluliyet raporundaki % 4 maluliyet için davacıya gerekli ödemenin yapılmış olduğu gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karara davacı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davacı vekilinin itirazının reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gereklidir. Sözkonusu belirlemenin ise, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak 9 Eylül Üniversitesi Uygulama Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 03.04.2017 tarihli raporda, davacının kaza nedeniyle oluşan maluliyeti % 25,2; Denizli Servergazi Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 16.03.2017 tarihli raporda ise % 4 olarak belirlenmiştir. Anılan bu raporlardan ilkinde 03/08/2013 tarihli Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ile 11.10.2008 tarihli Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre belirleme yapıldığı; ikincisinde
ise, hangi yönetmelik ve cetvellerin esas alındığına ilişkin açıklamanın bulunmadığı görülmekte olup, her iki raporun da kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan yönetmeliğe uygun düzenlenmediği açıktır.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; davacının davalıya başvuru sırasında sunduğu maluliyet raporunun usule uygun düzenlenmediği ve KTK’nın 97. maddesi ile … Genel Şartları gereği gerekli olan tüm belgeler ile başvuru yapılmadığı, tahkime başvurulmadan önce usulüne uygun yapılmış başvuru bulunmasının dava şartı olduğu, bu konudaki eksikliğin de davacı tarafa verilen sürede tamamlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı yanın itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyeti tarafından; maluliyetin belirlenmesi bakımından dosyaya sunulan 2 rapor arasındaki fahiş farkın, esas alınan yönetmelikten kaynaklandığı ve maluliyet artışına ilişkin rapor bulunmadığı, UHH tarafından verilen sürede maluliyet raporunun sunulmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi ile, zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvurunun yapıldığı; ancak, eksik ya da usule uygun olmayan belge ile başvurulduğu savunmasının olduğu durumlarda ise usule uygun olmadığı savunulan belgedeki eksikliğin tamamlanabileceği açıktır.
Somut olayda; UHH’nin 03.07.2018 tarihli ara kararında “2013 Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği ve 2008 Yönetmeliği’ne göre düzenlenmiş geçerli sağlık kurulu raporlarının dosyaya sunulmamış olduğu görüldüğünden, ara kararın tebliğinden itibaren 10 günlük kesin sürede belge eksiğinin tamamlanması; aksi halde mevcut belgelere göre karar oluşturulacağı” ifadelerine yer verildiği ve ara kararın tebliği üzerine davacı vekili tarafından 6. günde maluliyet raporlarının dosyaya yeniden sunulduğu; ancak, UHH tarafından bu kez de 30/03/2013 tarihli Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği’ne uygun raporun sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmektedir.
Adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan hak arama özgürlüğü ilkesinin gözetilmesi ve takdiren belirlenecek kesin sürelerin, anılan hakları bertaraf edici olmaması gereği gözetilerek verilecek sürelerin belirlenmesi gerektiği her türlü izahtan uzaktır. UHH tarafından davacı yana verilen 10 günlük kesin sürenin, yapılacak işlemin mahiyetine uygun düşmediği açıktır. UHH’nin anılan bu uygulamasındaki eksiklik de dikkate alınarak, tamamlanabilir dava şartı eksiği mahiyetindeki maluliyet raporunu tamamlaması gereken İHH’nin ise, hangi yönetmeliğe göre düzenlendiği belli olmayan 16.03.2017 tarihli rapor ile hatalı yönetmeliğe göre belirleme yapan 03.04.2017 tarihli raporda saptanan maluliyet oranları arasındaki fark ile farkın sebebine vurgu yapmakla yetinip, maluliyet rapor eksikliğini tamamlamadan karar vermesi, eksik inceleme niteliği taşımaktadır.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının aldığı ve dosyaya sunulu 16.03.2017 ve 03.04.2017 tarihli maluliyet raporlarının kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellere uygun olmadığı da dikkate alınarak, 30.03.2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ile ekindeki cetvellere uygun biçimde düzenlenmiş maluliyet raporunun alınması için davacı tarafa makul bir süre verilip raporun temin edilmesi suretiyle inceleme yapılması gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle karar verilmesi bozmayı gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; dosyanın, hakem dosyasının saklanması kararını veren İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 18/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.