YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5498
KARAR NO : 2021/6488
KARAR TARİHİ : 11.10.2021
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davanın kabulüne ve İtiraz Hakem Heyeti tarafından davalı vekilinin itirazının reddine dair verilen kararın davalı vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili; davalının trafik sigortacısı olduğu aracın davacının yolcu olarak bulunduğu araca çarpmasıyla oluşan kazada davacının % 15 oranında malul kaldığını, tedavileri devam eden davacının kalıcı maluliyete uğradığını 11/05/2017 tarihli rapor ile öğrendiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 40.000,00 TL. tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 06/06/2018 tarihli ıslah dilekçesiyle taleplerini 126.063,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; davaya konu edilen alacağın zamanaşımına uğradığını da belirterek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; davanın kabulü ile 126.063,00 TL. sürekli işgücü kaybı tazminatının 16.06.2017 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karara davalı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Kaza tarihi olan 24/05/2009 tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 41. maddesinde (6098 sayılı TBK’nın 49. md) haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de (TBK’nın değişik 72. md) haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren o yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine (TBK’nın 72. maddesinde 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmüştür) tabi olduğu belirtilmiştir.
Buna karşılık 2918 sayılı KTK’nın 109/1. maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddenin özellikle 2. fıkrasında “dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa” ifadesi ile kanun koyucu, taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise, uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını kabul etmiştir. Görüldüğü gibi, BK’nın 60. ve 2918 sayılı KTK’nın 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat
talepleri bakımından 1 yıl yerine, 2 yıl olarak öngörülmesidir (TBK’nın 72. maddesi ile bu konuda da paralellik sağlanmıştır).
Haksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır. Zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen ise, haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesi olup, bu bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi yoktur. Bedensel zararın (yaralanmanın) gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilmelidir.
Açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; kaza sonucu davacı ile birlikte 3 kişi yaralanmıştır. Kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK’ya göre zamanaşımı süresi 8 yıldır. Davaya konu trafik kazası 24/05/2009 tarihinde meydana gelmiş, dava ise 24/04/2018 tarihinde açılmıştır. Davalı taraf, davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığı savunmasında bulunmuş olmasına rağmen, gerek UHH gerekse İHH, davacının zararı 11/05/2017 tarihli maluliyet raporuyla öğrendiği ve bu tarihten sonraki 2 yıl içinde davanın açıldığı gerekçesiyle, zamanaşımı savunmasına itibar etmemiştir.
Davacının maluliyet oranını belirleyen 11/05/2017 tarihli Engelli Sağlık Kurulu Raporu’nda, kazadaki burun kemiği kırığı ile sağ bacaktaki açık yara nedeniyle kalan yara izleri için maluliyet tayin edildiği; anılan raporda, davacının tedavi süreci ile tedavisinin bittiği tarihe ilişkin hiçbir tespitin yer almadığı; ayrıca bu rapordaki maluliyet belirlemesinde hangi yönetmelik ile cetvellerinin kullanıldığı bilgisine de yer verilmediği görülmektedir. Kaza tarihinde yürürlükte olan 11/10/2008 tarihli Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği ile ekindeki cetveller dahilinde maluliyet belirlemesi yapmayan 11/05/2017 tarihli rapor, sadece bu yönüyle dahi karara esas alınabilecek bir rapor değildir. Anılan nedenle yetersiz olmasının yanında, zamanaşımının denetlenmesi bakımından, kazadaki yaralanmalara ilişkin tedavi süreci ile tedavinin bittiği tarih bakımından hiçbir tespit de içermeyen bu raporun sadece tarihinin esas alınarak (davacı tarafın maluliyette artışa ilişkin bir iddia ve ispatının da bulunmadığı dikkate alındığında) davalının zamanaşımı savunmasına itibar edilmeyişi, eksik inceleme niteliğindedir.
Açıklanan nedenlerle; zararın kapsamının (maluliyetin) öğrenildiği tarihin saptanması bakımından, davacının davaya konu kazadaki yaralanmasına ilişkin tüm tedavi belgelerinin davacı taraftan sorularak temin edilmesinden sonra, en yakın üniversite hastanesinin adli tıp ana bilim dalı başkanlığından 11/10/2008 tarihli Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği ile ekindeki cetvellere göre maluliyet oranının belirlenmesi ile davacının tedavisinin bittiği ve zararın kapsamının (maluliyetin) ortaya çıktığı tarihin ne olduğu hususlarında rapor tanziminin istenmesi; raporla tespit edilecek maluliyetin öğrenilme tarihine göre davalının zamanaşımı savunması üzerinde durularak, oluşacak sonuç dahilinde karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; dosyanın, hakem kararının saklanması kararını veren İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 11/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.