YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/55
KARAR NO : 2022/12962
KARAR TARİHİ : 25.10.2022
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı, davanın reddine dair verilen yerel mahkeme kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; müvekkili …’in, uzun yıllar Çorum Şeker Fabrikasında çalıştığını, Çorum Şeker Fabrikasının özelleştirilmesi sonrasında da şeker fabrikasında çalışmaya devam ettiğini, davalı yanın da davacı gibi Çorum Şeker Fabrikasında çalıştığını, davalı yanın sebebini anlayamadıkları bir şekilde sürekli olarak davacı aleyhine davalar açtığını, davalı yanın zaman zaman davacı hakkında savcılıkta şikayette bulunduğunu, zaman zaman Asliye Hukuk mahkemelerinde tazminat davası açtığını, zaman zaman da İş Mahkemesinde davalar açtığını, müvekkili aleyhine açılan davaların tamamın reddedildiğini, yapılan şikayetler ile ilgili kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, açıklanan nedenlerle müvekkilinin yaşadığı maddi ve manevi zararların tazmini amacıyla eldeki davayı açma zorunluluğu doğduğunu, fazlaya ilişkin hak ve alacaklarımız saklı kalmak kaydıyla, davalının taşınır ve taşınmaz malları ile varsa ise banka ve posta çekleri hesabı üzerine teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasını, bu mümkün olmaz ise uygun görülecek bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir konulmasını, davacı müvekkili lehine 100,00 TL maddi tazminat (yapılacak tespite kadar şimdilik belirsiz alacak olarak), 100.000,00 TL manevi tazminatın bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile beraber ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, dosyaya getirtilen delil listesinde bildirilen mahkeme dosyaları ve savcılık dosyaları incelendiğinde; davalının yapmış olduğu davacıya yönelik şikayetlerin ve açmış olduğu davaların Anayasa kapsamında hak arama özgürlüğü niteliğinde olduğu, davacının davalının şikayeti sonucunda herhangi bir yargılamaya uğramadığı, yapılan başvuruların ve şikayetlerin sonucunda davacının manevi zarar olarak uğrayabileceği herhangi bir haksız eylem niteliğinde bir durum söz konusu olmadığından manevi tazminatın ayrıca maddi olarak uğradığı zararı ispat edebilecek herhangi bir delil sunmadığından maddi tazminatının reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içerisinde istinaf yasa yoluna başvurulmuş, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin dosyadaki delillerle çelişmeyen tespit ve değerlendirmesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK’nun 353/(1)-b-1.maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Dava haksız şikayet nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.
Anayasa’nın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin Niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25. maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, BK’nun 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlenmiştir.
Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.
Dosya kapsamından, davacının delil listesinde belirtmiş olduğu Çorum 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/731 Esas sayılı dosyasında; sanığın davacı olmadığı başka bir şahıs olduğu, Çorum 1. İş Mahkemesinin 2014/529 Esas sayılı dosyasında; davalının davacıya yönelik alacak davası niteliğinde talepte bulunduğu, mahkemece davalının işveren olmaması sebebiyle davayı reddettiği, Çorum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/3153 Esas sayılı dosyasında; davacının …, davalılardan birinin … olup, … hakkındaki davanın reddedildiği, Çorum Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/13009 soruşturma nolu dosyasında; müştekinin … olup, … hakkında şikayetçi olduğu, yapılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, Sulh Ceza Mahkemesine yapılan itirazın reddedildiği, anlaşılmaktadır. Davalının Çorum Valiliği İnsan Hakları Komisyonuna yapmış olduğu başvuru sonucunda İnsan Hakları Kurulu Başkanlığınca, fabrika yönetimini uyarıcı nitelikte, çalışanlar arasında problem çözücü şekilde tedbirlerin alınmasına yönelik tavsiye kararı alındığı anlaşılmıştır.
Somut olayda, davacının davalı hakkında adli ve idari mercilere maddi temeli olmayan asılsız şikayetlerde bulunduğu, bu şikayetleri sürekli ve ısrarlı bir şekilde yaptığı ve yapılan soruşturma neticesinde asılsız olduğu, maddi bir gerçekliğinin bulunmadığının anlaşılmış olmasına göre, davalının eylemi haksız şikayet nedeni ile uygun bir miktar manevi tazminata karar verilmesi gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan yönler gözetilmeyerek, eksik inceleme sonucu verilen karar usul ve yasaya uygun düşmediğinden Bölge Adliye Mahkemesinin davacının istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 373/1. maddesi gereğince KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 25.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.